20 Ağustos 2009 Perşembe

3.BOĞAZ KÖPRÜSÜ 1

Uzun süredir konuşulan 3.boğaz köprüsünün nereye yapılacağı en sonunda belli oldu. Tarabya - Beykoz arasında yapılacak köprü, yeni bir doğa katliamını da beraberinde getirecek. Her geçen gün yok olan orman alanlarımıza yenileri eklenecek.

3.Boğaz köprüsünün bağlantı yolları Belgrat Ormanı ile Polonezköy’den geçecek, yani iki doğa cennetinden. İstanbul’un su havzalarının büyük bir bölümünün bulunduğu yerler buralar. Ayrıca bitmez tükenmez enerji kaynakları. Bitki ve hayvan yaşamı için vazgeçilmez bir doğal alan. Fırsat buldukça her mevsimde yürüyüşe gideriz Belgrat Ormanı’na. Altı kilometrelik parkuru zevkle yürürüz. Hem de birkaç kez. Bizi farklı duygu ve düşüncelere sevk eder bu yürüyüşler. Hele parkuru kan ter içinde bitirip Neşet suyundan su içip el yüz yıkamak mutluluğun perçinlendiği andır.

Yetmiş bir farklı kuş türünün yaşadığı ormanda kulaklarınız müziğe doyar, ruhunuz gıdasını alır. On sekiz çeşit memeli hayvan yaşar bu cennette. Bu cenneti paylaşan böcek ve sürüngenler ise bir başkadır burada. Bunca dilsiz hayvanın yuvasını bozmanın, yaşam alanlarını yok etmenin günahından nasıl kurtulacaksınız baylar?

Belgrat Ormanı’nda sayısız ağaç, çalı ve otsu bitki yaşam bulur. Ormanın dörtte üçünü meşeler oluşturur. Meşe deyip de geçmeyelim. Yeryüzünde en çok oksijen üreten ve toz yutan ağaçların başında gelir meşe. Kerestesi de sağlamdır kullanışlıdır. Kayın, gürgen, kestane ise ormanda ilgi çeken diğer ağaçlardır. Baharda yeşilin her tonunu görürsünüz. Yaprakların açık yeşilden koyu yeşile dönüşümü insanı büyüler, bir başka âleme götürür. Yazın serinliktir hem bedene hem de ruha. Sonbaharda bir başka olur orman. Bir renk armonisi çıkar karşınıza. Binlerce ressamın fırça salladığı bir tablodur karşımızdaki. İnsan ruhunun erişilmez dinginliğini yaşarsınız burada. Yapraklardaki yeşilin kızıla, kahverenginin ve sarının her tonuna dönüşünü hayretle görürsünüz. Kışı yaşamak, karla oynamak, çocukluğun tatlı ve huzur verici anlarına dönmek için en uygun yerdir burası. Ormanın her yanı gerçek mucizelerle doludur.

Belgrat Ormanı bentleriyle de ünlüdür. Kanuni döneminden itibaren İstanbul’un su gereksinmesini karşılayan önemli bir kaynaktır burası. Büyük Bent 1719’da yapılmış. Yani burası yalnızca bir doğal alan değil, aynı zamanda bir tarihsel alandır. Böyle bir proje hem tarihe hem de doğaya vurulacak bir darbedir.

Toplu taşımı ve yerli enerjiyle çalışan ulaşım modelini niye benimsemiyoruz? Yapılacak köprünün karayolu ulaşımını teşvik edeceği aşikârdır. Bu da daha fazla kirlilik, daha fazla karbondioksit, daha çok küresel ısınma, daha çok dışalım ve daha çok bütçe açığı değil midir? Her şeyi dışa bağımlı hale getirmek ülkemizin yararına olur mu?

Gelelim ormanın adına. 1521’de Kanuni’nin Sırbistan seferinden sonra bu adı almış. Kısaca Belgrat’ın fethinin anısı yaşar burada. Böylesine önemli tarihsel ve doğal bir değeri tahrip etmek hangi aklın işidir? İş yapar görünerek ve ucuz halkçılık yaparak ülkenin geleceğini karartmanın gereği var mıdır? Bu işin birkaç fırsatçıya çıkar sağlayacağı muhakkaktır. Ancak ülke çıkarını düşünenler, fırsatçıya fırsat yaratmak yerine toplumun çıkarını ön plana almalıdırlar. İstanbul ulaşımında Marmaray temel alınarak yeraltı treni sistemi kurulmalıdır.

Her söyleminde “Ecdat, ecdat!” diyenler, ecdat yadigârı bir doğal ve tarihsel değeri yok ediyorlar. Yoksa bunu da mı AB istedi?

Adil Hacıömeroğlu
20 Ağustos 2009

Not: Yazıyı uzatmamak için yalnızca Belgrat Ormanı’na odaklandım. Polonezköy ve Şile ormanları ayrı bir yazı konusudur. Polonezköy de önemli bir doğal ve tarihsel değerdir.
5 Nisan 2010 tarihli Kent Yaşam Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

4 yorum:

  1. Yazınız mükemmel olmuş.Emeğinize sağlık.Gerçekten insanlar neyi amaçlar,ne düşünür bilinmez.Fakat güzel bir Atasözümüz: yaş kesen baş keser der.Ağaca,hayvana değer vermeyenler insana verir mi?Eğer bu palnlarını engelleyecekler varsa daha sonra yangın çıktığını duyabiliriz.Sürpriz olmaz bizim için.Başka bölgelerde olduğu gibi.mutlaka çıkarları vardır.Bireysel değil de genel düşünmüş olsak sorun ortadan kalkar.Bizim en büyük kötü huyumuz(ne hikmetse sonradan türedi) bireysel düşünmeye başlamamızdır.SAYGILARIMLA.

    YanıtlaSil
  2. Herkes çevreye böyle duyarlı olabilse keşke , evet en güzel doğal yaşam alanları böylece yok oluyor .Belirttiğiniz gibi başka çaresi de var ulaşımın . Muhakkak daha uygun çözümler bulunabilir , ben hep şöyle düşünürüm : teknoloji insanın işini kolaylaştırdı ama mutlu edemedi . tek bir düğmeyle her işimizi yapabiliyoruz , ama mutlu değiliz , boşanmaların artması , geçimsizlikler bunun örneği . Güzellikler adına birtakım fedakarlıklar gerekiyor .
    Yine bazıları büyük karlar edecekler ama verilen zararın telafisi mümkün değil ...
    Kaleminize sağlık Adil bey , teşekkür ederim .

    YanıtlaSil
  3. İNSAN KADLİAMLARINDAN RANT ELDE ETME PEŞİNDE OLANLARIN ,DOĞA KADLİAMI GİBİ NE BİR DERDİ NEDE BİR TASASI OLABİLECEĞİNE İHTİMAL YOKTUR.

    YanıtlaSil
  4. adil bey teşekkürler..sarıyer doğa girişimi olarak bir yapılanmaya gidiyoruz ve bu hassasiyetlerinizle sizi de aramızda görmek istiyoruz.

    YanıtlaSil