FARKLILIKLAR AYRILIK NEDENİ OLAMAZ

Son günlerde bayrakla ilgili bir takım provokasyonlar yaşanmakta ülkemizde. Bunun sonucunda da Türk ve Kürt milliyetçilikleri hızla yükselmektedir. Aşırı milliyetçilik insanların birbirinden nefretini körükler. Bir an gelir farklı etnik kökenden gelen ve yüzyıllarca kardeşçe birlikte yaşayan insanlar düşman kamplara bölünür. İşte bir ülkenin bölünmesindeki önemli adım budur.
Farklılıkları yok sayarak birlikte yaşamak olanaksızdır. Farklılıkları ayrılık nedeni olarak görmek de yanlıştır. Farklılıkları, zenginlik olarak kabul etmek en doğrusudur. Türkiye Cumhuriyeti farklı etnik kökenlerin ve inançların ortaklıkları üzerine kurulmuş örnek bir cumhuriyettir. Dünyada, emperyalizme karşı ilk kurtuluş savaşını vermiş insanlarımızın kardeşçe yaşamına gölge düşürmek ve etnik, inançsal farklılıkları siyasete alet etmek en büyük kötülüktür. Bir arada yaşamamızı sağlayan en büyük ilaç demokrasidir. Demokrasi, farklılıklarımıza saygı göstermeyi gerektirir. Demokratik bir ortamda ayrılıkçılık, aşırı milliyetçilik, dinci gericilik boy atamaz. Feodalizmin yok edilmediği, çoğu zamanda siyasetçiler tarafından desteklendiği ülkemizin bazı bölgelerinde anti demokratik ve ülkenin birliğine zarar veren düşünceler, eylemler ortaya çıkmaktadır.
21. yüzyılda; feodal derebeylerle, din tacirleriyle, kendi yurttaşını linç etmek için can atan ırkçılarla, uygarlık savaşı verilebilir mi?
Bayrak hepimizindir; siyaset üstüdür, birliğimizin, bağımsızlığımızın simgesidir. Bayrağa en büyük saygı, onun ait olduğu devletin anayasal kurallarına uymak, ona göre davranmaktır.
Nevruz eylemlerinde bölücü başına gösterilen sempati dehşet vericidir. Bu nedenle herkes sağduyulu davranmak zorundadır.
Şu günlerde bizi bugüne kadar bir arada tutan gelecekte de bir arada tutacak olan Atatürk Milliyetçiliğine daha çok sarılmak zorundayız.
ÇAĞDAŞ YÖNETİCİLER CEVAP VERİR
Geçenlerde Bakırköy’ün merkezinde bir inşaatın yapımı sırasında bir anacaddemiz çöktü. Şükür ki can kaybı olmadı. Konu ile ilgili Bakırköy Belediyesi de Büyükşehir Belediyesi de sorumluluk almadı.
Koca yol çöküyor, şehir allak bullak oluyor ancak hiç kimse bir şey yapmıyor. Her şey yolundaysa neden bunlar oldu?
Şu sorulara yanıt aramaktadır:
1- İnşaatın yapımı ruhsata uygun mudur?
2- Yapım sırasında terk alanlarına müdahale var mıdır?
3- İnşaat firması yapım sırasında gerekli güvenlik önlemlerini almış mıdır?
4- İnşaatın yapımı belediye tarafından denetlenmekte midir? İnşaatın ruhsata uygunluğu belediyece belirlenmiş midir?
5- Ortada bir kaza vardır. Yani kamunun can ve mal güvenliği tehdit edilmiştir. Bu konuda belediyeler adli ve idari soruşturmaya başvurmuş mudur?
6- İnşaatın yapımı ile ilgili her türlü belge ve bilgi tamam mıdır?
Tabi ki bu ve benzeri sorular çağdaş ülkelerin çağdaş kentlerinde akla gelir. Tabi çağdaş yöneticiler de bu sorular üzerinde düşünüp yanır verir, sorumluluktan kaçmaz.


FLORYA’DA GÖSTERMELİK YIKIMLAR
Florya’daki imar talanı büyük bir hızla sürüyor. Belediye uyuyor. Daha önceki yazılarımızda yıkımları göstermelik olmamasını dilemiştik. Ama maalesef göstermelikti her şey. Yoksa Florya bir kayıkçı kavgasıyla mı hızlı bir talana kurban gitti?

BAHAR COŞKU MEVSİMİ
Bahar geldi, her tarafta bir canlılık var. Boğazdaki erguvanları seyretmek ne güzeldir. Arkasından manolyalar açacak. Her taraf bir renk cümbüşü.
En güzel şarkılarımızı sözlerimizi söyleyelim sevdiklerimize.

Adil Hacıömeroğlu
31 Nisan 2005
Yeşil Marmara Dergisi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder