8 Kasım 2009 Pazar

SAHTE DEMOKRATLAR

Yıllardır laik Cumhuriyet’e saldıranlar, sürekli olarak şu sözü dillerinden düşürmezler: “Bu konuda milletin hassasiyetlerini dikkate almak gerekir.” Peki, “bu hassasiyetler” nelerdir onlara göre? Laik Cumhuriyet’e karşı olan her şey…

Peki, gerçekten halkımızın hassasiyetleriyle Cumhuriyet karşıtlarının belirttikleri konular örtüşüyor mu? Asla örtüşmez. Çünkü Türk Ulusu’nun büyük çoğunluğu cumhuriyet değerlerini benimsemiştir. Bu değerleri de günlük yaşamında uygular. Türkiye’nin en ücra köşesinde bir köye gitseniz, erkeklerin hepsinin başında kasket görürsünüz. Bu kasketler, şapka devriminden sonra giyilmiştir. Tüm gerici koşullandırmalara karşın, yurdumuzun hiçbir köyünde “kaçgöç” olayı yoktur. Tüm halk oyunlarımız kadın erkek el ele, omuz omuza oynanmaktadır. Düğün dernekte birlikte oynanıp birlikte söyleşilir. Tarihin bize bıraktığı ve Cumhuriyet’in pekiştirdiği önemli bir geleneğimizdir bu. Evet, doğrudur, “milletin hassasiyetlerine” saygı göstermek gerekir. Böylesine güzel gelenekler yerine, Vahabi çöl geleneklerini getirmek için uğraşmamak gerekir.

Gerici güruh, son yıllarda bir söz daha söyleyip durur: “Devleti milletle barıştırmalı.” Hangi devletle hangi milleti barıştıracaksınız? Türk devletiyle Türk Milleti'ni. Peki, bunlar farklı şeyler midir? Türkiye’yi hangi millet kurmuş? Tabi ki Türk Milleti. Bir millet; kurduğu, uğruna savaştığı, akıl almaz özverilerde bulunduğu devletiyle niçin kavga etsin? Burada ince, sinsi bir plan var. Gerici amaçlarını gerçekleştirmek isteyenler, laik devlete karşı kinlerini kusmak için böyle bir yol deniyorlar. Devletle kavgalı olan, millet değil; irticacılar, bölücüler ve işbirlikçi liberallerdir. Kendi kavgalarını, milletin kavgasıymış gibi göstermek isteyen şeytani bir planın içindeler. Onun içindir ki iktidarda olmalarına karşın, sürekli devlet kurumlarıyla kavga etmeleri bundandır.

Şimdi gelelim ulusun duyarlılıklarına: Türk Ulusu, Atatürk’üne karşı duyarlıdır. Atatürk’ün yapıtlarına karşı duyarlıdır. Cumhuriyet devriminin getirdiği özgürlükler ortamına duyarlıdır. Tarihine, vatanına, şehidine ve gazisine duyarlıdır. Önderlerine saygıyı görev bilmiştir. Kahramanlarını unutmaz, hep saygı ve minnetle yad eder. O zaman bu ulusun bu duyarlılıklarına saygı göstermek gerekmez mi? Hani demokrattınız? Hani milletin istekleri baş tacıydı? Bu millet, 1938’den beri her 10 Kasım’da Ata’sını saygıyla anmıyor mu? Yıllardır süren bu millet geleneğinin yas gününde, “açılım” dediğiniz emperyalist dayatmayı meclise nasıl getirirsiniz? Hani millete saygı?

10 Kasım günü TBMM’ye neler getirilecek? “Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulması, Özel TV’lerin Kürtçe yayın yapması ve reklam yayımlaması, Irak’ın kuzeyinden gelen PKK’lılara TOKİ’den ev verilmesi, Türkçe köy adlarının değiştirilmesi, partilerin Türkçe dışındaki dillerde propaganda yapabilmesi, teröre karşı güvenlik önlemlerinin gevşetilmesi…” Devlete silah çekmiş adama bedava ev vereceksin, yıllardır çalışıp didinen halkın başını sokacak bir göz evi bulamayacak. İşin daha da acısı Kore gazisi evinde açlıktan ölecek ve arkadaşları tarafından üç gün sonra bulunacak. Köylere Türkçe adların konulması, Atatürk’ün düşüncesi değil miydi? Böyle bir uygulamanın tarihi, neden 10 Kasım? Dil birliğimizi ortadan kaldırmaya yönelik bir adım niçin 10 Kasım’da atılıyor? Bu milletin hassasiyetleri ne oluyor beyler? Hani demokrattınız? Anadolu geleneğidir, anımsatalım istedik: Köyde yas olunca düğün dernek kurulmaz. Düşman bile düşmanına silah çekmez yas gününde.

Aceleniz ne o zaman? Çünkü emir büyük yerden. 7 Aralık’a yetişmesi gerek ev ödevlerinin. Obama’ya sunulmalı açılım paketleri. Muhalefete büyük görev düşüyor 10 Kasım’da. TBMM’yi Atatürk’le hesaplaşma alanına döndürme çabalarına “Dur!” demelidirler. Atatürk’ün kurduğu mecliste, Atatürk’e meydan okunmasına izin verilmemelidir o gün.

Adil Hacıömeroğlu
8 Kasım 2009

3 yorum:

  1. Bugün 10 Kasım ATAMIZI bir kez daha saygıyla andık. Ama bu defa yüreğimiz buruktu. Çünkü toplumun bugünkü hassasiyetini dikkate almadan TBMM açıldı ve de "Açılım" dedikleri henüz ne olduğu belli olmayan konu görüşüldü. Bu şahıslar şunu da unutmasınlar: ATATÜRK'E, ilkelerine ve fikirlerine her zaman hepimizin ihtiyacı olacak.

    YanıtlaSil
  2. dünyanin her yerinde bir ülke egemenliği sınırlarında bulunan tüm topraklarda kullanılan yabancı isimleri kendi dilliyle değiştirir. Bu rusyada böyledir, eskiden Sovyetler birliğine bağlı olan bugün ukraynada özerk cumhuriyet olan Kırım tatar özerk bölgesine bakın türkçe isim kalmamıştır , bahçesarsay,Gözleve ismi salava isimlerle eğiştirilmiş, ya yunanıstan Bati rakyada bizim gümül cine deiğimiz şehrin ismini yunanca isimle değiştirmedimi? demekki bu olay dünyanin tüm uluslarında var ve doğru birşey, bir ülkenin egemenliğinin göstergesidir.

    YanıtlaSil
  3. TÜRKİYE TÜRKLERİN Mİ,AZINLIK VE İŞBİRLİKÇİ BEYLERİNMİ?MAALESEF YÖNETİM EGEMENLERİN.EGEMENLER PARAYA YANİ SERMAYEYE EGEMEN,ÜRETİM VE TÜKETİM ARAÇLARINA EGEMEN.HALKIN BAŞINI SOKACAK BİR EVİ,BİR İŞİ ULDUMU ORADA MARABA DA OLUR,IRGAT DA.HEPİMİZİ AÇIK PAZARIN MÜŞTERİSİ YAPANLAR,DAYATTIKLARI YÜKSEK UMUT TACİRLİĞİYLE AVUTUYORLAR.TÜRKİYEDE YARATILAN ZENGİNLİĞİN %5.8 İ %89 HALKINSA GERİSİ YAHUDİNİN,ERMENİNİN,MÜTEGALLİBERNİN YANİ İSTANBUL DÜKALARIYLA,ANADOLU KAPLANLARININ.KİMİSİ ABDESTLİ KAPİTALİSTLER YADA PUTPEREST MÜSLÜMANLAR DESE DE ÜLKEYİ MAALESEF KİRAYA VERMİŞİZ.BU TOPRAKLARDA KİRACI GİBİYİZ.ÜRETEN BE KÖYLÜ KALDI NEDE YERLİ SANAYİCİ HATTA TÜCCAR BİLE KALMADI.DÜZEN BOZULDU DELİKLİ DEMİR MEDYA ÇIKTI ROMANTİK DİZİLER EVLENME PROGRAMLARIYLA,TÜRBANLA AVUTULUYORUZ MODERNLEŞME ADINA.ŞİMDİ YERLEŞKELERİN ADI DEĞİŞİYORMUŞ EFEBDİLER TÜRKİYENİN ADI GİDİYOR BE.SANKİ KÜRDİSTAN İSLAM CUMHURİYETİNİ KURUYORLAR.LÜTFEN AKP KADROLARINA BİR BAKIN YETER. MEHMET SEZER

    YanıtlaSil