7 Aralık 2009 Pazartesi

ERDOĞAN'IN ABD GEZİSİ


Başbakan Erdoğan, bugün ABD’de başkan Obama’yla görüşecek. Bu görüşme hem Türkiye açısından hem de Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya’dan Pakistan’a kadar uzanan ülkeler bakımından çok önemlidir. Çünkü dünya enerji kaynaklarının büyük bir bölümü buralardadır. Bu nedenle de küresel güçlerin egemenlik mücadelesi buralarda yoğunlaşmıştır. Türkiye de gerek jeopolitik konumu, gerekse tarihsel ve kültürel misyonu nedeniyle bu coğrafyanın kilit ülkesidir.

Dünyada petrolün bulunduğu hemen hemen tüm bölgelerde anlaşmazlıklar, çatışmalar vardır. Bu anlaşmazlıkların kolayca halli de kısa vadede olanaklı görülmemektedir. İşte, çevremizin ve ülkemizin güneydoğusunun fokur fokur kaynadığı bu dönemde yapılan ABD gezisi çok önemlidir. Tabi ki dış gündem kadar iç gündem de sıcak gelişmelerle doludur. İç gündemimizi meşgul eden sorunların birçoğu dış kaynaklıdır. Bunların çözümü ya da çözümsüzlüğü bizim dış ilişkilerdeki tavrımıza bağlıdır. Bu gezide Amerika’nın bizden isteyeceği çok şey var. Çünkü Amerika, yukarıda belirttiğim bölgeler üzerinde egemenlik kurmak için Türkiye’ye gereksinim duymaktadır. Ayrıca küresel süper gücün, bu bölgede güçlü ve bağımsız bir Türkiye istemediği de açıktır. Bunun içindir ki ABD, Türkiye’ye karşı “Ne ondur, ne de öldür.” politikası izliyor. Bu nedenle yıllardır ülkemizi meşgul eden önemli sorunlarda ABD parmağı aramamak saflık olur.

RTE’nin Amerika ziyaretinde gündeme gelebilecek konular nelerdir? İlk sırada, Türkiye’nin Afganistan’a asker göndermesidir. Erdoğan’ın böyle bir isteği kabul etmesi, ülkemiz açısından vahim sonuçlar doğurur. Çünkü Afganistan’daki çatışmalara müdahil olmamız; bizi, uluslararası terörist grupların hedefi durumuna getirir. Böyle bir istek Türkiye’yi belanın içine sokar. Beladan kendimizi sakınmamız gerekir.

ABD ziyaretinin önemli bir konusu da İran’dır. İran’ın nükleer tesis kurmasıyla başlayan gerginlik gün geçtikçe tırmanmaktadır. Amerika’nın anlaşmazlıkları güçle çözme politikası, burada da söz konusudur. İran’a ABD müdahalesi söz konusudur ve tarih de yakınlaşmaktadır. İran’a, bir ABD işgali olur mu? Bu, biraz zor; ama Amerika’nın İran’ın stratejik hedeflerine saldırması ve bu hedefleri devre dışı bırakma olasılığı yüksektir. Yani, eninde sonunda bu konu güçle çözülmeye çalışılacaktır. Bizim, burada ABD’ye lojistik destek vermemiz, birtakım kolaylıklar göstermemiz son derece yanlıştır ve İran’la onarılması güç ilişkiler sürecinin başlangıcına neden olur. Amerika’nın İncirlik’i komşularımıza karşı aktif olarak kullanması engellenmelidir. Yine Trabzon ve İskenderun limanlarının ABD kullanımına verilmesi isteği söz konusu olduğunda hemen reddedilmeli. Türkiye topraklarını, yabancıların komşularımıza karşı askeri amaçlarla kullanılacağı alanlar durumuna sokmamalıyız. İran’a yapılacak bir müdahale, radikal İslamcı örgütlerin de çoğalmasına ve etkinliklerinin artmasına neden olabilir.

Tüm dikkatler Afganistan ve İran’ yönelirken Pakistan göz ardı edilmektedir. Amerika eski müttefiki Taliban’la işbirliği yaparak Pakistan’ı istikrarsızlaştırıp bu dost ülkeyi zor durumda bırakabilir. Unutmamak gerekir ki Orta Asya petrollerinin limanlara ulaşabileceği en kestirme yol Pakistan’dan geçiyor. Asya coğrafyasının, gelişmiş ve modernleşmiş bir Pakistan’a çok ihtiyacı var.

Erdoğan’ın ziyaretinin önemli konuları arasında “açılımlar” da yer alacak. Ermeni açılımı konusunda, Obama’nın istekleri olacaktır. Ermenistan’a soluk aldıracak birtakım istekler, RTE’nin önüne koyulacaktır. Bu konu hassastır. Çünkü Azeri dostlarımızı kırdık, daha da kırılmalarına neden olacak girişimlerden kaçınmamız gerekir. Küresel güçlerin çıkarları uğruna kardeşi ve komşuyu kırmak bizim açımızdan olumlu sonuçlar doğurmaz.

Kürt açılımı konusu da önemli bir gündemdir ve Amerika’nın ilgilendiği öncelikli bir konudur. Obama’nın bizden asıl isteyeceği şey, Irak’ın kuzeyinin güvenliğidir. Oradaki işbirlikçi feodallerin hamiliğini üstlenmemiz, bölgedeki gerginliğe müdahil olmamız demektir. Bin parçaya bölünmüş Irak’ta çatışmalar biteceğe benzemiyor. Bizim bu konudaki tek önceliğimiz, ülkemizin güvenliği olmalıdır. PKK'yı güçlendirip cesaretlendirecek istekler, ülkemizin iç güvenliğini daha da karmaşık hale getirir. RTE Amerika'dan, Irak'ın kuzeyindeki PKK kamplarının dağıtılmasını öncelikle istemelidir. Ayrıca terör örgütüne yapılan lojistik desteğin kesilmesinde de işbirliği yapılmalıdır.

Üçüncü açılım Kıbrıs, müzmin bir sorun olmayı sürdürüyor. “Ver, kurtul.” anlayışı, sorunun çözümünde elimizi oldukça zayıflattı. Kıbrıs’tan biraz daha taviz verilmesi, bölgesel ağırlığımızın sona ermesi demektir. Kıbrıs konusundaki ABD istekleri de geri çevrilmelidir. “Milli dava”mızın önemi unutulmamalıdır.

Türkiye, gücünü ve bölgesel ağırlığını bilerek davranmalıdır. ABD isteklerine kayıtsız, koşulsuz boyun eğecek bir ülke değiliz. Amerika, bölgemizdeki çıkarlarını korumak için bize muhtaçtır. Bu durumu iyi değerlendirmeliyiz. Macera ve teslimiyet politikası ülkemiz çıkarlarına, geleceğine zarar verir. Kişilikli, bağımsızlıkçı, eşit ve karşılıklı saygıya dayalı bir dış politika anlayışı ülkemizin hem bölgede hem de dünyada ağırlığını artırır.

Adil Hacıömeroğlu
7 Aralık 2009

2 yorum:

  1. Şimdi düşünüyorum da Sevgili ATAM hiçkimsenin ayağına gitmemişti. Ülkesinden heryeri idare etmiş ve de her toplumu dize getirmeyi bilmiş. Liderlik zor kolay olunmaz. Ancak lider doğulur.

    YanıtlaSil
  2. Başbakana geri dön çağrısı yapılmış. Ancak başbakan Meksika meksika meksika diye dans etmekte kararlı. Malum basın o dönene kadar olayların etkisini azaltmakla görevli nasıl olsa.

    YanıtlaSil