28 Şubat 2010 Pazar

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR

Erzincan Başsavcısı Sayın İlhan Cihaner’in ve birçok üst düzey subayın gözaltına alınıp tutuklanmalarıyla zafer sarhoşu olan kimi AKP mensupları, ağızlarındaki baklaları da bir bir çıkarmaya başladılar. Yıllardır içlerinde biriktirdikleri Cumhuriyet’e karşı intikam ve nefret duygularını açığa vurmak için adeta yarışıyorlar.

İlk önce AKP Kahramanmaraş milletvekili Avni Doğan’ın ilginç sözleri gündeme düştü. Konuştuğu yer seçim bölgesinde bir belde. Kameralar ve gazeteciler yok. Görüntüler cep telefonuyla çekilmiş. İşte, olay yaratan konuşmadan bir bölüm: “Türkiye'nin Ak Parti'ye on sene daha ihtiyacı var. Her yerde, Karacasu'da ihtiyacı var. Türkiye'de ihtiyacı var. Eğer biz birazcık tökezlersek bu Ergenekoncular falan bu defa çok kötü intikam alır, halktan. Bu memlekette kimin kızının başı örtülü, hepsini fişlemişler. Kimin çocuğu İmam Hatip'e gidiyor hepsini fişlemişler. Kim muhafazakâr, kim ramazanda oruç tutuyor hepsini fişlemişler. Eee şimdi biz onları fişliyoruz. Kırk sene onlar bu halka yaptı, inşallah sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu arkadaşlar.” Sözlerden de anlaşılacağı üzere hazretin tek takıntısı intikam. Kendi ulusunun yurttaşlarından ve kurumlarından intikam almak için yanıp tutuşuyor vekil bey. İktidar yetkilileri ve yandaş basın, darbe soruşturmalarının demokratikleşme yolunda adımlar olduğunu söyleseler de bu sözlerle asıl amacın ne olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sözler, yetkili bir kişinin itirafıdır. Fişlenmiş insanlarla nasıl bir “demokrasi”nin kurulacağı da merak konusudur. Ayrıca “oruç tutanların” fişlendiği gibi bir sav, gerçekten ağır bir ithamdır. Bunun kanıtlanması gerekir. Halkı olur olmaz savlarla kışkırtmaksa iyi niyetten yoksundur.

“Yahu hükümet biziz. Yapılan her şeyi biz yaparız. Bizim istemediğimiz şeyi de kimse yapamaz” Avni Doğan’ın bu sözleri ise AKP’lilerin devlet işlerine, özellikle de yargıya bakış açılarının çarpıcı özetidir. Bu sözler, ancak diktatörlüğün olduğu ülkelerde söylenebilir. Konuşmanın hiçbir sözcüğünde demokratik bir anlayışın zerresi yok; aksine her sözcük keyfiyet ve kin dolu. Siyasal anlayışı, karşıtını “fişlemek” üzerine kurmuş bir kişinin, demokratik bir kurum olan TBMM’de bulunması üzüntü vericidir. Bu nedenle bu kişinin milletvekilliğinden acilen istifa etmesi gerekmektedir. Çünkü açıklamalarıyla demokrasiye inanmadığı ortaya çıkmıştır.

Avni Doğan’ın sözleri kamuoyunda büyük bir infial yaratmışken bu kez AKP Çorum milletvekili Ahmet Aydoğmuş’un zehir zemberek sözleri düştü gündeme. “AKP iktidarına karşı çıkanların kanını tahlile yollamak gerekir. Bu kanı bozuklar gizli sözleşmeler yaparak ihanet etmişlerdir.” “Kanı bozuk” deyimi, “soysuz” anlamına gelir. Unutulmamalıdır ki halkımızın yarısından fazlası AKP iktidarına karşıdır. Ulusunun yarısından fazlasını “kanı bozuk”lukla itham eden bir kişi için söylenecek bir söz bulamıyorum. Böyle bir ruh halinin tahlilini yapmak da beni aşar. Konuyla ilgili uzmanlarımız mevcuttur, sorunun teşhisi onların işidir. Eğer, ülke çıkarlarına aykırı gizli sözleşmeler yapılmışsa, bunların ortaya çıkarılması hükümetin ve meclisin işidir. Seçim bölgesine gidip halkı galeyana getirici konuşmalar yapmak yerine, milletin vekâletine uygun olarak görevini yap. Eğer İsrail’le anlaşmalar imzalamak “kanı bozuk”luksa AKP döneminde nelerin yapılıp yapılmadığını öğrenip kamuoyuna açıklamalıdır vekil bey.

AKP’lilerin son günlerde çok sinirli ve saldırgan olmaları dikkat çekicidir. Bazı sözcülerinin argo konuşmaları ve külhani tavırları da ilginçtir. Demokrasi; argonun, saldırganlığın, külhani davranışların rejimi midir? Milletin yarıdan çoğuna hakaret etmek, hangi demokratik kurala uymaktadır. Ayrıca yalan yanlış, uydurma sözlerle ve halkın dini duygularını istismar ederek siyaset yapmak hangi demokratik ülkede görülmüştür?

Ne yazık ki “demokrasi”nin “d”sine inanmayanlar, demokratikleşme adı altında ülkemizin kurumlarını yıpratmaya başlamışlardır. Bu tür sözler ve davranışlarla halkı kamplaştırmanın kimlere yarar getireceği de açıktır. Halkı bölerek ulusu ve devleti zayıf düşürmek, Türkiye’nin aleyhinedir. Bu nedenle ideolojik saplantılar ve çıkarlar uğruna halkı bölmenizden en çok Türk Ulusu’nun düşmanları sevinecektir. Ulusuna ve ülkesine saygılı bir yönetici, sorumluluk duygusu içinde davranmalıdır. Söz ve eylemleriyle dostlarını sevindirmeli, düşmanlarının ise cesaretini kırmalıdır.

23 Şubat’ta Balıkesir’in Dursunbey İlçesinde bir kömür ocağında grizu patlamasında on yedi işçimiz yaşamını yitirdi. Çok acı bir olay. İlkel çalışma ortamında güvenlikten yoksun, bir lokma ekmek için çalışan yurttaşlarımızın can vermesinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Meşhur bir cemaatin yandaş televizyonunda haber şu yorumla veriliyor: “Sevgili seyirciler tabii nasıl bir bağlantı kurabilirsiniz. Biz sadece hatırlatma yapıyoruz. Geçen sene Aralık ayında Bursa'da bir maden kazası meydana gelmişti. On dokuz madencimiz can vermişti. Peki bu olaydan hemen bir gün önce ne olmuştu, bir hatırlayalım. İstanbul'a cumhuriyet savcılarına İbrahim Fırtına, Aytaç Yalman, Özden Örnek gelip ifade vermişlerdi. Geldiklerinin hemen ertesi günü, pazar akşamı ise Bursa Mustafa Kemal Paşa'da 19 madencinin öldüğü maden kazası vuku bulmuştu. Dün gözaltılar oldu, Balyoz Darbe planıyla ilgili, bugünse ne yazık ki işte Balıkesir Dursunbey'den gelen böyle bir maden kazası haberi var. Nasıl bağdaştırırsınız ya da var mıdır bir bağlantı yoksa sadece ve sadece tevafuk diyebileceğimiz hadiseler midir bunlar, bunu da sizin izanınıza bırakıyoruz. Belki de varsa da bir bağlantı tabii komplo teorisi üretmek hiç hoş değil. Çünkü birisinde on dokuz kişi, diğerinde on yedi kişi can verdi.” Bu sözlere bir yorum bulamıyorum. Bu muhabire, Allah acil şifalar versin! Ancak safsata ve ideolojik saplantılarla yetiştirilen bu gençlerin, böyle düşünmelerinden acaba kimler sorumludur?

AKP’lilerin ve yandaşlarının bu açıklamaları ne kadar olumsuz görünse de yine de ülkemizin geleceği açısından önemlidir. Çünkü bu şirazesinden çıkmış konuşmalar, AKP’nin gizlemeye çalıştığı gerçek yüzünün halkımız tarafından görülmesine neden oluyor. Yani, “Mızrak çuvala sığmıyor, takke düşüp kel görünüyor.” yüreklerinde yatan kin, göğüs kafeslerini patlatarak ses olup söze dönüşüyor. Halkımızın deyimiyle “Her şerde bir hayır vardır.” diyelim. İşte, Allah adamı böyle şaşırttırır ve gerçek niyetini de ortaya dökmesini sağlar.

Dünyanın hiçbir yerinde demokrasi, demokrasiye inanmayanlarca kurulamaz ve de savunulamaz. Demokrasi, özgür demokrat bireylerle yaşam bulur.

Adil Hacıömeroğlu
25 Şubat 2010
Not: 1 Mart 2010 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com adresinden okuyabilirsiniz.

2 yorum:

  1. Önceki yazılarında olduğu gibi bunda da çarpıcı gerçekleri çok güzel yorumlamışsın kalemine ,yüreğine sağlık.akp nin pervasızlığında bizimde dağınık halde olmamızın bir payı yok mu,eloğlu organize ve planlı çalışıyor.Yalan ve sahte olduğunu bildiği herşeyi sırf yandaşı diye ölümüne arkalıyor. Şu gün oldu demokrat ve aydın kişilik sergileyen bizler ne yapıyoruz bir cephe oluşturmamızın zamanı gelip te geçmedimi,son kişi götürülürken mi başımızı kaldıracağız.Silkelenip karşı mücadelenin bayrağını bir şekilde yükseltmemiz gerekiyor diyorum arkadaşım.sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  2. Adil Abi, harika bir gündem tespitinde bulunmuşsunuz çok çok teşekür ediyorum paylaşımınız için. Sizin bazı düşüncelere ve söylemlere dair yorum bulamamanız gibi bu doğrulara ekleyebilecek ve ya söylenebilecek bir söz yok. gene de Muhammedi bir ruh olarak kendilerini ve başkalarını gruplayan bu zümrenin imanından Yüce Mevlaya sığınıyorum saygılarımla Deniz OTLU.

    YanıtlaSil