5 Mart 2010 Cuma

UTANÇ GECESİ

Perşembe günü sabahtan itibaren televizyon haber kanallarının tümü, ABD Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler Komitesi’nde “Ermeni Soykırım Yasa Tasarısı”nın görüşülmesi nedeniyle canlı ve özel yayınlar yaptılar. Konuyla ilgili ilgisiz kim varsa canlı yayın konuğu olarak ekranlarda boy gösterdi. Sanki dünyanın en önemli spor karşılaşması ya da erovizyon şarkı yarışması olacakmış gibi skor tahminleri yapıldı. Oylama saati yaklaştığında ise heyecan doruktaydı. Kırk beş üye, bir buçuk saatte oy kullandı. Ekranların altında evet-hayır başlıklarıyla dakika dakika sayısal değişim izleyicilere gösterilerek halk bilgilendirildi. Bir yandan rakamlar ekranda gösterilirken bir yandan da sesli olarak ve stüdyo konuklarının yorumlarıyla heyecan doruğa çıktı. Saatler süren heyecan fırtınası bitiğinde ise sonuç; 23-22 aleyhimize idi.

Yine kaybetmiştik. Yarışmalarda kaybettiğimizde hep hakemlerin ya da değerlendirme jürilerinin yanlı tutumunu eleştirmişizdir. Bu seferde medyamızın ve bazı çapsız siyasetçilerimizin müthiş yaratıcılığıyla suçlu bulundu: Oturumu ve oylamayı yürüten Komite Başkanı Berman. Suçu: Oylamayı uzatarak, karşıt oy veren üç üyeye oy kullandırmak. Kamuoyunun önüne bir günah keçesi atılırken gerçek suçlular, bu durumun yaratılmasında rol oynayan politik aktörler ise hakkı yenilmiş kahramanlar (!) olarak ortalıkta boy göstermeye başladılar.

3 Şubat 2009 tarihli “Davos Fatihi” başlıklı yazımdan bir bölüm aktarayım: “…ABD Kongresinde, hemen hemen her yıl gündeme gelen ‘Ermeni soykırımı yasa tasarısı’nın, Yahudi lobisinin baskıları sonucu yasalaşmadığını herkes bilir. Eğer bu konuda olumsuz bir gelişme yaşanırsa sorumlusu kim olacaktır?” Yaklaşık bir yıl önce erken seçimleri kazanmaya yönelik Davos şovunun, ülkemizi nasıl da köşeye sıkıştırdığını bugün görmekteyiz. İç politik hesaplarla ve ideolojik bakış açılarıyla yapılan efelenmelerin Türkiye’ye ne denli zarar verdiğini anlamak güç değil.

Her yıl benzer durumu yaşamaktayız. Bu sefer, Amerikan yönetimi üzerimize fazla abandı. Bundan da anlaşılıyor ki bizden önemli tavizleri koparmanın eşiğindeler. Türkiye’den koparılacak taviz, ne olabilir? İşte, bu nokta çok önemlidir. Çünkü bu aşamadan sonraki gelişmeler, verilecek kararlar; Ortadoğu ve Kafkasya’nın siyasal biçimlenmesinde önemli etken olacaktır. Olasıdır ki bu karar, kongreden geçmeyecektir. Ancak geçmemesinin bedelini de Türkiye’ye ödeteceklerdir. Ermenistan’la yapılan protokolün, Türkiye tarafından onaylanması akla ilk gelen konu. ABD’nin yeni yönetiminin ısrarla istediği ve gündeminin başında yer verdiği bir sorundur bu. Türkiye’nin hızla seçim ortamına girdiği ve AKP’nin eridiği bir süreç yaşamaktayız. Böyle bir süreçte hükümetin Ermenistan’la yapılan protokolü uygulamaya sokması siyasal intihardır. Bu, ABD’nin AKP’den desteğini çekmesi anlamına gelir. Eski danışmanın söylediği gibi, “RTE’yi deliğe süpürmek” demektir. Bu aşamada bu mümkün müdür? Bence değildir. Çünkü ABD’nin, AKP’nin yerine koyacağı aktör henüz ortada yoktur. Bu aktör ortaya çıktığında, “deliğe süpürme” işi de gerçekleşecektir. O zaman bu konuda yapılacak iş, ABD zorlamasıyla Ermenistan, işgal ettiği Azeri topraklarının bir bölümünü boşaltır, yeni sınır düzenlemeleri yapılır. Sonrasında Türkiye de protokol maddelerinin önemli bir kısmını kabul eder. Bu da medya bombardımanıyla büyük bir zafermiş gibi halka anlatılır. Böylece de zafer sarhoşluğu içindeki kitlelerin ekonomik sorunları geri plana itilerek gelecek seçimler de halledilir. Bu, birinci olasılıktır.

İkincisi ve ABD açısından önemli bir olasılık ise, Irak sorunudur. Çünkü Amerika, Irak’ı güvenli bir biçimde boşaltarak, orada kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurmak istiyor. Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki feodal oluşumu da ayakta tutmak öncelikli amacıdır. Bu uydu devletçiğin de koruyucuya gereksinimi var. Bu koşullarda Türkiye önem kazanıyor. Son günlerde Avrupa ülkelerinde PKK’ya karşı yapılan operasyonlar dikkat çekicidir. Yıllardır bölücü örgütü destekleyen Avrupa ülkeleri, PKK bürolarını kapatmaya ve önde gelen militanları tutuklamaya başladılar. Teröre karşı bu strateji değişikliği ilginçtir. Avrupa, PKK’yı neyin karşılığında feda ediyor acaba? İşte, asıl üstünde durulması gereken bir konu. Kongredeki Ermeni soykırımı ile ilgili tartışmaların önemli bir nedeni de budur.

ABD’nin bize yaptığı, “ölümü göstererek sıtmaya razı etmek” tir. Ermeni konusunun kökten halledilmesi, Amerika’nın da çok istediği bir şey değildir. Çünkü sorun olmalı ki emperyalizm, çözmek için bölgede müdahil olsun. Sorunsuz, barış içinde bir dünyanın emperyalistlere de gereksinimi yoktur. Sorunları yaratanlar, yarattıkları sorunları niçin çözsünler?

Türkiye’nin soykırım ve benzeri konularda utanıp çekineceği hiçbir şey yoktur. Dünyada bu konuda elleri Türkiye kadar temiz olan bir ülke de az bulunur. Biz, tarihsel belgelere dayanarak konuyu ve haklılığımızı tüm dünyaya anlatmanın peşine düşmeliyiz.

Perşembe gecesi beni üzen asıl konu ise, medya aracılığıyla bir beyin yıkamanın, koşullandırmanın yapılmasıdır. Konuyu, bu kadar önemli ve yaşamsal göstererek tüm dikkati Ermeni sorununa yoğunlaştırmanın özel bir anlamı olsa gerek. Böyle yapılarak Türk toplumu, soykırım konusunda suçluluk psikolojisine sokuluyor. İnsanımızın belleğine “Acaba?” sorusunun yer etmesi için gayret gösteriliyor. Küresel güçler, psikolojik savaşın yeni bir taktiğiyle yeni ufuklara yelken açarken zavallı medya ve sözde aydınlar ile beceriksiz, çapsız, inisiyatifsiz siyasetçiler bu değirmene adeta su taşıdılar. İşte, geceyi utançla dolduran da buydu.

Adil Hacıömeroğlu
5 Şubat 2010

Not: Bu konuyla bağlantılı olarak daha önce yayımlanmış aşağıdaki yazılarımı okumakta yara var.

DAVOS "FATİH"İ: http://adiladalet.blogspot.com/2009/10/davos-fatihi.html

ERMENİSTAN’LA PROTOKOL: http://adiladalet.blogspot.com/2009/10/ermenistanla-protokol.html

ERMENİSTAN AÇILIMI: http://adiladalet.blogspot.com/2009/10/ermenistan-acilimi.html

6 yorum:

  1. Biz bu konuda derdimizi bir türlü anlatamadık , gelin tarihimizi açalım diyoruz , onlar peşin hükümlü olduklarından adını bile anmıyorlar . Çünkü altından , ermenileri kışkırtanların kimler olduğu ortaya çıkacaktır . Evet , sunucular aynen şöyle diyordu : " hayır diyenler de soykırım olmamıştır demiyorlar , şu zamanda geçmesi yanlış olur düşüncesiyle hayır demişlerdir ." Biz de o duruma geldik ki sanki suçluymuşuz gibi , inşallah geçmez diye dua etmekteyiz . Kaleminize sağlık , teşekkür ederim .

    YanıtlaSil
  2. Aslında yapılmak isteneni politikacılar gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Tam da iyileştirmeler için protokol çağrıları yapılırken, ABD.nin yaptığı ve yapacakları kalleşlikler kendilerine malolmaktadır. Türk halkını kendilerinden uzaklaştırdılar. O oylamalar hiç de önemli değildir. Medya kanalıyla önemli olduğu olgusu verilmek istenmekte, Türkiye gündemden uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Türkiye kimseye haksızlık yapmamıştır. Avrupa devletleri ve ABD halen daha soykırımlara devam etmektedir. Tarih ve gerçekler gün gibi meydandadır. Türklüğümüzle onur duymalıyız. Düne kadar kanlı PKK.yı destekleyenler şimdi yine PKK.yı tasfiye ve tutuklamalarla neyin pazarlığını yapmak istemektedirler? Bunu düşünmeliyiz. Üzerimizde yine oyunlar oynanmak istenmektedir. Buna dik duruşumuzla izin vermemeliyiz. Büyük Türkiye Cumhuriyetine de bu yakışır.

    YanıtlaSil
  3. Özllikle medyayı bilgilendirmek lazım. Medya mensuplarını toplayıp bir brifing ile Sözde Ermeni soykırımının tüm detayları verilecek bir toplantı yapılmalı. Çünkü halkı bilgilendirmekle görevli kişiler halkı yanlış bilgilendiriyor. Oradan buradan duydukları, donanımsal bilgilerle.

    YanıtlaSil
  4. Adil bey, diğer sorunlarla birlikte dediğiniz gibi, "Ermeni konusunun kökten halledilmesi, Amerika’nın da çok istediği bir şey değildir. Çünkü sorun olmalı ki emperyalizm, çözmek için bölgede müdahil olsun. Sorunsuz, barış içinde bir dünyanın emperyalistlere de gereksinimi yoktur. Sorunları yaratanlar, yarattıkları sorunları niçin çözsünler?
    Türkiye’nin soykırım ve benzeri konularda utanıp çekineceği hiçbir şey yoktur. Dünyada bu konuda elleri Türkiye kadar temiz olan bir ülke de az bulunur. Biz, tarihsel belgelere dayanarak konuyu ve haklılığımızı tüm dünyaya anlatmanın peşine düşmeliyiz."
    Bu konuda belge yayımlasanız da sorunun sadece bir kısmı çözümlenebilir hepsi çözülmez...Avrupadaki bazı ülkeler parlamentolarında Türkiye aleyhine karar almış ayrıca yasalarında "ermeni soykırımı yoktur" demek bile suçtur. Doğu Perinçek bu konuda yargılandı Fransa'da bir öğrenci okuldan atılmakla tehdit edildi...Bu konuda yapılacak en önemli görevlerden birisi onları kendi silahlarıyla vurmak olmalı. Örneğin Japonya'ya atılan atom bombaları, Vietnam sokırımı, Cezayir soykırımı, Bosna, Afrika, Ortadoğu soykırımları, Haçlı yağmaları, en son Irak'taki soykırım ve diğer bir konu daha kültürel yağma...Bergama Müzesi gibi...bunları sürekli gündeme getirmek gerektiği kanısındayım...

    YanıtlaSil
  5. Öyle ilginç bir oyun oynanıyorki anlamak takip etmek mümkün değil çünkü mantık devre dışı kalmış çoktan. Bizans oyunları çoktan altedilmiş. Bir taraftan askerin gücünü yok etmeye çalış, yargı mensuplarının hukuk dışı davranmasını sağla ve de bu konuda senaryolar bile uydur, (bu arada cemaat liderleri baştacı çünkü siyasilerle iş ilişkisi içindeler)emekçilere ise "yetim hakkı tedirmem" diye eleştir. Sanki bu ülkedeki emekçiler geçmişten günümüze yetim hakkı yemiş gibi bir durum varmış gibi. Bir emirle Afganistan'a asker yolla ama diğer taraften içerde kalan mehmetçiğe ise camiye saldırıda bulunacaklardı diye suç isnat et. Bütün konular arapsaçına çevrilmiş. Sözde Ermeni soykırımının kabulü ise planlı bir senaryonun parçası. Çünkü o saatlerde Belçika'da yıllardır kapatılmasını istediğimiz ROJ Tv. nin kapatılması ve de PKK militanlarının en nihayetinde tutuklanması. Neden aynı gün oyunun perde arkasında neler var? Oyun içinde oyun ve bizde bunları bir süre sonra yutuyoruz veya unutuyoruz. Askerimize duyduğumuz güvenin anketini ABD'de yaptırıyor. Geçmişe oranla güvenin düştüğü diğer bir anlatımla çalışmaların boşa gitmediğini ABD yaptığı anketle ortaya döküyor. Sıradaki oyunu tahmin edecek olana bravo diyeceğim. ÇEKİRGE

    YanıtlaSil
  6. "Gelin tarihimizi açalım diyoruz" Tamam da kardeşim tarihimizi açmak için onların gelmesine gerek varmı? Açalım tarihi belgeleri, onlar ister kabul etsin ister etmesin. Tarihimizi açmak için onların keyfini mi bekleyeceğiz, yoksa tarihimizi açmak için onlardan mı izin almamız gerekiyor.

    YanıtlaSil