5 Aralık 2010 Pazar

PARTİ İÇİ EĞİTİM VE SÖYLEM

CHP’de en önemli sorunlardan bir tanesi de parti içi eğitimdir. Parti içi eğitimin eksikliği, örgütün her kademesinde ortaya çıkmakta. Bu durum, zaman zaman partinin üst düzey yöneticilerinde bile söylem kargaşasına neden olmaktadır. Bu söylem kargaşası, partinin politikalarını, görüşlerini, amaçlarını halka anlatmakta önemli engel oluşturuyor. Söylem farklılıkları da halkta parti hakkında tutarsızlık algısı yaratmakta.

Öncelikle partinin her kademesinde görev yapmakta olan ve görev alacak olan kadrolar eğitimden geçirilmeli; CHP’nin tarihsel misyonu, bugünkü sorumluluğu ve gelecekteki amaçları konusunda bilgilenmeleri sağlanmalıdır. Halkın karşısına farklı söylem ve düşüncelerle çıkan partililerin inandırıcılıkları olmuyor. Bu eğitimin kapsamı, yalnızca düşünsel alanda değil; davranış ve halkla iletişim konularında da olmalıdır. Yıllardır partide görev yapan ve dar bir toplumsal ilişki içinde kalan kadroların kendilerini yenileme olanakları yok. İnsanı düşünsel ve davranışsal açıdan geliştiren; kitap okuma, yenilikleri izleme ve benimseme, farklı sosyal kesimlerle sağlıklı ilişki kurabilmektir.

Partiyi her kademede temsil eden kişilerin kurumsal bir sorumluluk duygusunun olması gerek. Bu konuda özenli bir eğitim verilmeli. Kırk yıldır kırk sayfa kitap okumadan solculuk yapan kişilerle geleceğin Türkiye’sine damga vurmak, çağdaş değerlere katkı yaparak onları korumak olanaksızdır.

Bugün CHP’de en çok eksikliği görülen kadın ve gençlik örgütlenmesinin zayıflığıdır. Bu eksikliğe, çok çeşitli nedenler gösterilmekte. Bizce bu işin esası, parti yöneticilerinin düşünsel gelişme ve yenişleşmedeki tutuculuğudur. Çok iyi eğitim görmüş, laik cumhuriyete sonuna kadar bağlı, dünyadaki siyasal, toplumsal, bilimsel, sanatsal, kültürel gelişmeleri yakından izleyen gençlerin, kadınların CHP’ye zorunlu olarak oy vermelerine karşın, parti örgütlerinde görev almamaları ilginçtir. Bu konu, titizlikle araştırılıp var olan nedenlerin ortadan kaldırılması için ivedi çalışmalar yapılmalı. Şu da iyi bilinmelidir ki ülkemizdeki her eğitimli birey, CHP’nin eğitim devrimi sonucunda çağdaş nimetlerden yaralanma olanağını yakalamıştır.

CHP örgütlerindeki söylem ve anlayış farklılıklarını anlamak için parti örgütlerinin (daha çok da gençlik kollarının) internet ortamındaki paylaşım sayfalarına bakmak yeterlidir. Bunlara bakıldığında solun tüm renklerinden moda liberal çizgilere ulaşan bir söylem ve düşünce karmaşası ortaya çıkmakta. Bir partide farklı düşüncelerin, eğilimlerin olması doğaldır. Ancak bu eğilimler, partinin genel anlayışını tümden reddetmez. Bu karmaşanın acıklı yanı ise bir slogan particiliğinin kafalara egemen olması. Sloganlar, bir düşünceyi kısaca ifade eden ve kitlesel heyecan oluşturmak için gereklidir. Yine toplumda yaratacağı algı, siyasal çalışmalar açısından önemlidir. Ancak toplumsal algıyı ters yönde etkileyecek, düşünsel bağlamı zayıf sloganların yararı olmadığı gibi zararı da çoktur. Propagandada asıl hedef; toplumla düşünce, duygu, amaç bağı oluşturmak; zamanla da bu bağı güçlendirerek kitlesel bir bütünsellik yaratmaktır.


Söylem ve sloganda yaratıcı ve yenilikçi olmak da gerekli. Birtakım marjinal sol grupların ya da bazı sağ partilerin sloganlarını ve söylemlerini CHP’ye uyarlamak doğru değil. Sadece kendimize hoş gelen söylem ve sloganlardan kaçınmak partisel çıkarların gereğidir. 1970’li yıllarda CHP, solun her renginin kalın çizgilerle yer aldığı siyasal bir ortamda özgün slogan ve söylemleriyle fark yaratmış, toplumsal belleklerde doğru algıların oluşmasını sağlamıştır. Bu da iktidara giden yolun taşlarını döşemiştir.

Uzun süredir duyduğumuz bir slogan var: “İnadına sol, inadına CHP!” diye. Bazen bu slogan eski ve yeni genel başkanlara da uyarlanıyor. Çok itici ve toplumda olumsuz algı yaratan bir söylem. Neden mi? İnsanlar yaradılışları gereği, olumlu söylemlere sempatiyle yaklaşırlar. “İnat” sözcüğü; toplumsal kavrayış, algılayış açısından bakıldığında bir tersliği, ayak diremeyi ifade ettiğinden olumsuzluğu ön plandadır. Bu açıdan, bu slogan ters, olumsuz bir toplumsal algının oluşmasına neden oluyor. Slogan ve söylemlerde olumlu, hoşluk veren, bütünleştirici, umut vaat eden sözcükler kullanmak, halkta doğru algıların oluşmasında önemlidir.

Peki, CHP eğitiminde neleri esas almalıdır? Öncelikle Atatürk dönemi CHP’si partililere iyi öğretilmeli. Bunu iyi öğrenen partililer de yıllardır sağın toplumun belleğine ördüğü kara propaganda ağını söküp atmalı. Cumhuriyet kazanımlarının toplumsal yaşamımız için nasıl gerekli, vazgeçilmez olduğu kavranmalı, kavratılmalı. Yine bu yapılırken devrimleri gerçekleştiren ikinci meclisin özelliği, partinin başta en üst yöneticileri olmak üzere herkes tarafından iyi bilinmesi gerek. İkinci meclis benzeri devrimci bir meclise ülkemizin o kadar çok gereksinmesi var ki…

Parti içi eğitimde anayasa, yurttaşlık bilgisi, ekonomi, davranış bilimleri, estetik, sosyoloji, toplum psikolojisi, siyasal tarih, Türk tarihi, genel tarih, dil konuları öncelikle yer almalıdır. Dil devrimini yapan bir partinin sözcüleri en doğru Türkçeyi konuşmak zorunda. Yerel ağızlarla konuşan parti sözcüleri, partiyi yerelleştirir. Anlatım bozukluklarıyla dolu bir konuşmanın, kitlelere doğru iletiler vermesi olanaksız. Kulaktan dolma bilgilerle bir görüşün savunulması da mümkün değil.

Siyasal partilerin toplumsal öncülük rolü unutulmamalı. Toplumu değiştirmek için önce parti kadrolarının olumlu yönde değişmesi gerek. Kişisel tartışmaları önlemenin yolu sağlam bir eğitimdir. Bilgi dağarcığı boş adamlar, hep kişilerle uğraşarak dedikodu üretir. Bir kurumda dedikodu, bilgiyi çoğaltarak ve iş üreterek önlenir.

Bölgecilik, mezhepçilik, etnik ayrımcılık, hizipçilik, dar grupçuluk siyasetin müzmin hastalıkları. Bunların tedavisi ise bilgiyle eğitimle olur. Düşünceye ve ideale dayanan parti anlayışı feodal geriliğe dayalı müzmin hastalıkları yok eder. Ayrıca parti içi eğitimle düşünsel gelişim ve dinamizm oluşurken yaratıcı, üretken bir siyasal anlayışın egemenliğine giden yol da açılır.

Adil Hacıömeroğlu
2 Aralık 2010

Not: 5 Aralık 2010 tarihli Ulus Gazetesinde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

14 yorum:

  1. Düşüncelerinizin,çok haklı oluşunuzdan dolayı,bu yazınızın,altına imzamı atarım.saygılar

    YanıtlaSil
  2. Sn Hocam,
    Çok haklısınız.Her parti'nin "parti okulu" var.Bu işlere en önce başlayan parti CHP'dir. Ama maalesef CHP'de son yıllarda eğitim unutulmuştur.
    Acaba neden? Bence üst yöneticiler eğitilmiş üye istemiyorlardı da ondan!!!
    Fakat bunun çok zararlı bir sonucu olmuştur. Parti'de "ideoloji ve ülke sorunlarını tartışma" unutulmuştur. Bunun yerini "Rant İdeolojisi" almıştır.
    Şimdi de çok sayıda üye kaydedelim deniyor. Bu güzel bir şey fakat, bu üyelerin süratle eğitilmeleri gerekir. Aksi halde "parti üyesi" ile CHP sempatizanı bir yurttaş arasında fark kalmaz. Eğitilmemiş üyeler sokağa çıktıklarında Parti'nin ideolojisini gerektiği şekilde savunamazlar ve çok güç durumda kalırlar. Bunları biz seçim çalışmalarında yeterince gördük. Bence eski üyelerin ve Parti'ye yeni alınacak üyelerin süratle eğitilmeleri gerekir. Eğitim çalışmalarına hemen başlanmalı ve seçimlerden önce MUTLAKA eski ve yeni tüm üyeler, en azından bir aylık bir eğitimden geçirilmelidirler.
    Selam ve saygılarımla,
    Mehmet YILDIRIM, CHP Bakırköy Üyesi.

    YanıtlaSil
  3. Çok doğru bir tespit. Yalnız CHP'liler değil tüm toplumda kitap okuma alışkanlığı yok. Hele hele kitap alma alışkanlığı hiç yok. Bir grup ise kelepir bulunca okuyor. Bu da çok düşük bir oran. Kitap okuyup da derin bir bilgiye sahip olup düzgün, dolu dolu konuşmak ta prim yapmıyor. Çünkü bu insanlar sevilmiyor. Sebebiyse kendilerine rakip olma tehlikesi.
    Önemli bir konuda kadına bakış açısı. Toplumunu büyük bir bölümü kadına cinsel obje olarak bakmakta ısrarlı. CHP sosyal demokrat bir parti olarak üstelikte seçmeminin büyük bir bölümü kadınlardan oluşmasına rağmen kadına dar bir bakış açısıyla bakıp, parti içinde kadını barındırmıyor olması içler acısıdır. Kurtuluş Savaşı'nda çok etkin olan kadının görevi neden değiştirildi? Çünkü erkek egemen toplumda eğitim seviyesi düştükçe düşüyor. Kitap okumak şöyle dursun gazete okuma bilincinden bile uzak bu insnlar. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki kadın adeta yok. Neden diye sorgulasın bakalım CHP.
    SAĞLIKLI GÜNLER. MUZO

    YanıtlaSil
  4. "Parti içi eğitimde anayasa, yurttaşlık bilgisi, ekonomi, davranış bilimleri, estetik, sosyoloji, toplum psikolojisi, siyasal tarih, Türk tarihi, genel tarih, dil konuları öncelikle yer almalıdır. Dil devrimini yapan bir partinin sözcüleri en doğru Türkçeyi konuşmak zorunda. Yerel ağızlarla konuşan parti sözcüleri, partiyi yerelleştirir. Anlatım bozukluklarıyla dolu bir konuşmanın, kitlelere doğru iletiler vermesi olanaksız. Kulaktan dolma bilgilerle bir görüşün savunulması da mümkün değil."
    Bu fikrinize aynen katılıyorum ama ayrıca Atatürk ve ilkeleri,nutku,gençliğe hitabı tüm parti içi çalışmalarında yer almalı beyinlere kazılmalıdır.

    YanıtlaSil
  5. PARTİ İÇİ EĞİTİMİN GENEL MERKEZ KADROLARINDAN BAŞLAMASI GEREKİYOR SANIRIM.

    YanıtlaSil
  6. Katılıyorum mutlaka yapılmalıdır.Bu yazınızı yaymalıyız.

    YanıtlaSil
  7. Çok haklı bir yazı , Kaleminize sağlık Adil Bey...Dilerim ilgililer ve yetkililer bu yönde çalışma yaparlar...Sevgiler, saygılar...

    YanıtlaSil
  8. Mehmet Sezer HAYIR SENİ İYİ OKUDUM AYDIN?ŞIRNAKTAKİ O ADALET REZALETİNİ İZLERKEN GÖZLERİN YAŞLANMIŞTI SANIRIM.BEN YENİ CHP NİN 1968 LERDEKİ O ANLAMLI YAPILANMASINDAKİ KAZANIMLARI DİLE GETİRMİŞTİM.BASMAHANEDEKİ O BELEDİYE BİNASINDA TMTF BİR İŞLEV GÖRÜYOR...DU.KARŞISINDA FUAR GİRİŞİNDEKİ TMTB DE AYNEN.ŞİMDİ ÖĞRENCİLER PARTİYE GİDECEK YOL BUJAMIYOR İSYANCI THKP YADA DİĞER RADİKAL ODAKLARIN TAHAKKÜMÜNE SOKULUYOR.ÖĞRENCİ KONSEYLERİ VAR RESMEN AMA 5 ÜNİVERSİTELİ İZMİRDE İZMİR KENT ÖĞRENCİ KONSEYLERİ BAŞKANLIĞI YOK.BUNA BELEDİYENİN,PARTİNİN ÖNCÜLÜK EDEREK ORGANİK BAĞI KURABİLECEK PROJESİ DE YOK BİLGİSİ DE.DOLAYISIYLA APOLİTİK BİR İZMİRLİ ÖĞRENCİ YIĞINI YETİŞİYOR MEZUN OLAN DA İSTANBULDA SOLUĞU ALIYOR.MESELE ÖYLESİNE KARMAŞIK Kİ BUNLARI GÖRMEDEN ÇÖZÜM BULMAK VE İL BİNALARINI AKTİF HALE GETİRMENİN OLANAĞI YOK.POLİTİKADA KADROLU GÖREVLİLERİN ÇOCUKLARIYLA İŞTE BİRKAVURMALIK KALABALIK AMMA TABANLA HİÇBİR İLGİSİ OLMAYAN SÖZDE KENT KONSEYİ,ENGELLİ KONSEYİ YADA GENÇLİK KONSEYİ.

    YanıtlaSil
  9. Mehmet Sezer İŞÇİLER VE ÖĞRENCİLER ÇOK ÇOK ÖNEMLİDİR.İŞÇİLER EMEĞİN ALIN TERİNİN HAKKINI SAVUNURKEN,ÖĞRENCİLER HER ÖĞRENDİĞİ BİLGİ VE TEKNİĞİN IŞIĞINI AİLESİNE,MAHALLESİNE,AKRABALARINA,KÖYÜNE,KASABASINA ULAŞTIRIRLAR HEM DE YANSIZ BİÇİMDE.ÇÜNKÜ YAŞAM ONLARI DAHA CENDEREYE ALAMAMIŞTIR

    YanıtlaSil
  10. Eğtim bilindiği üzere her dalda çok önemli, siyasi kuruluşlarda bu önemi bir kez daha artmakta eğer bir siyasi parti kenidinin farklılığının farkına varabiliyorsa eğitim sürecini başarıyla tamamlayabiliyor ve bunu kendi kimliğine değilde üke çıkarları için kullanabiliyorsa, o ülkede kardeşilk çubuğunun yanması çok kolaydır kanımca ve ülkede beklenen ve özlenen günlere kavuşmak dahada kolay olacaktır, barış yoluna gitmek adına..Kutluyorum sizi efendim...Belman Aydoğan...

    YanıtlaSil
  11. Önce, ahlaklı, seciyeli, dürüst, şerefli, cesur insanları bulmakla başlamalı...
    Bu vasıflar yoksa marangozhaneye hangi tomruğu sokarsanız sokun, kütük girer, odun çıkar!..
    TÜRK sevgi ve selamlarım ile.
    Özkan BOSTANCI
    b.615.ozkan@gmail.com

    YanıtlaSil
  12. Gerçekten çok haklısınız.
    Tüm sözlerinize katılıyorum.

    Adalet

    YanıtlaSil
  13. Adil bey çok güzel bir yazı hazırlamışsınız. Aynı kanıdayım. Eğitim herşeyi çözer. Ben de bahsi geçen konulara katılıyorum.

    YanıtlaSil
  14. ‎"Bir gün
    Yavuz Sultan Selim pazarın birini gezmeye karar verir. Ve saka kuşlarının
    satıldığı bir tezgaha yönelir. Bütün sakalar 1 altındır fakat bir tanesi
    ayrı bir kafes içinde 50 altındır. Yavuz Sultan Selim sorar :
    -Bunlar 1 altın da bu neden 50 altın?
    ...Satıcı :
    -Hünkarım,50 altınlık olan ötüşüyle diğer saka kuşlarını kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar. Yavuz Sultan Selim, 100 altını çıkarıp adama verir ve,
    "ver kuşu bana."der. Herkes
    şaşkınlık içinde ne yapacak acaba koca padişah bir saka kuşunu diye
    düşünürken, Yavuz Sultan Selim kuşun kafasını tuttuğu gibi gövdesinden
    ayırır ve der ki :
    "KENDİ IRKINA İHANET EDENİN SONU BUDUR !!!"

    YanıtlaSil