13 Aralık 2010 Pazartesi

SOĞUK BİR PAZAR

Soğuk, ama güneşli bir pazar günü. Önceden biletlerimizi almışız. Dostlarla Bakırköy’de, Dalyan Balık’ta buluştuk. Sabahın keskin ayazı, Vedat Bey’in ısmarladığı sıcak çaylarla dağılıyor. Ortalıkta buram buram çay kokusu. Masa, günün gazeteleriyle dolu. Neşeli bir söyleşi. Ülke sorunları, bölgesel geleneklerimiz, daha çok da Trabzon’la ilgili konular konuşulmakta. Bir yandan günlük gazetelere göz atılıyor.

Bir yere yetişeceksem hep heyecanlanır, geç kalma kaygısı içimde yer eder. Bu tatlı söyleşi, benim uyarımla kesiliyor. “Geç kalacağız arkadaşlar!” diyorum. Arabaya doluşuyoruz. Sürücümüz Özgür, radyodan Karadeniz müzikleri bulmaya çalışıyor. Hareketli bir müzik. Coşkumuzu artırıyor. Hedef, Olimpiyat Stadyumu. Yol boyunca bordo mavi bayraklı araçlar çoğalıyor. Araçlar tıklım tıklım. Ömrünü gurbette geçirenler, sıla özlemini bir nebze azaltmak için soğuğa aldırış etmeden vurmuşlar kendilerini yollara. Tıpkı nesiller önce yayla yollarında yayan yapıldak ilerleyen kafileler gibi.

Olimpiyat Stadyumu da Temel fıkrası gibi. On binlerin sığacağı bu spor alanının doğru düzgün yolu yok. Trafik sıkışık. Yaylacı Karadeniz uşakları, trafik sıkışıklığına anında çözüm bulmuşlar. Yol kenarlarına arabalarını park edenler; formalar, bayraklar, türküler, sloganlarla yürüyorlar. Nihayet kaplumbağa hızıyla da olsa stadyuma ulaşıp arabamızı park ediyoruz. Hemen Trabzonspor ürünlerinin satıldığı tıra giderek şapka ve atkı alıyorum. Böylece de önemli bir eksiğim tamamlanmış oluyor. Ortalık mahşer yeri. Bir panayır havası var çevrede. Bu tür yerlerde içerideki yiyecek, içecek çok pahalı olduğu için izleyiciler, dışarıdaki seyyar satıcıların ucuz, sağlıksız ürünlerine mahkûm ediliyor. Yanık köfte kokularından kurtulmanın en iyi yolu, bir an önce içeri girmek. Tribünlerde karmaşa egemen. Herkesin biletinde numara var, ancak bir işe yaramıyor. Erken gelen yer kapıyor. Eşleriyle çocuklarıyla gelenler, mağdur oluyor. Merdivenlerde ayak atacak yer yok. Zar zor bir yer buluyoruz. Oturarak maç seyretme ne yazık ki yok. Çünkü bu memlekette insanların keyiflenmesi, bir şeyin zevkini çıkarması yasak. Ayakta durmaktaki amaç, maç izlemek değil; bağırmak, zıplamak. Bu nedenle de izleyicilerin çoğu, sahada olan biteni göremiyor.

Tezahüratlarda tek düzelik egemen, yaratıcılık yok. Ülkemizdeki tüm takımlar, aynı şarkıları kendi takımlarına uyarlamışlar. Kulüpler ve taraftarlar, özgün marşlar, şarkılar, sloganlar bulmalı. Benim en çok takıldığım ise “Oley!” nidası. Ne yazık ki sevincimizi, keyiflenmemizi anadilimizde haykıramıyoruz spor karşılaşmalarında. İspanyolca bir sözcükten medet umuyoruz. “Ya, ya, ya; şa, şa, şa! Bizim takım çok yaşa!” gibi Türkçe sevinç, haykırış tekerlemeleri unutuldu. Yabancı özentisi, küresel liberal rüzgârlar yerli olanı yok etti. Yerlerine yeni yaratıları da koyamadık.

Maç iyi başladı. Erken gol herkesi sevince boğdu. Maç sırasında izleyicilerin küfürlü bağırışı neredeyse yok gibi. Hakeme küçük kızgınlıklar oluyor. Hanım izleyicilerin olması küfrü biraz frenliyor gibi. Bir ara Akif’in (birlikte maça gittiğimiz arkadaşlardan) frenleri boşalıyordu ki son anda direksiyonu topladı. Yanındaki hanım izleyiciyi fark ederek: “Bu hanımefendiden Allah razı olsun! Yoksa, bir sürü küfür edip dünya kadar günaha girecektim.” sözleri ortalığı çınlattı. Gülmekten öleceğim. Maçı mı izleyeyim, yoksa Akif’in bu sözüne mi güleyim. İşte, Karadeniz’den bir Temel daha. Zeka, mizah.

Bir ara küçük arkadaşımız Batuhan’ın burnunun, yanaklarının kıpkırmızı olduğunu görüyorum. Küçücük gövdesini ısıtmak için zıplıyor. Zaten ayakta göremediği için koltuğun arkalığına çıkmış. İp cambazı ustalığında maç izliyor. Bir kolu omuzumda. Düşmemesi için ortak çaba içindeyiz.

Nihayet maç bitiyor. Trabzonspor farklı kanıyor. Ayazın, poyrazın şiddetini unutturan güzel bir sonuç. Coşku zirvede. Trabzonsporlu futbolcuların maç sonunda yaptıkları kısa, özgün, müziksiz kolbastı gösterisi muhteşemdi. Tekrarı olsa da izlesem diye içimden geçirmedim değil.

Stadyumdan çıkıp otoparka doğru gidiyoruz. İzleyicilerin çıkacağı geçitlerin önü minibüslerle kesilmiş durumda. Her yer itiş kakış. Canı yanan yurttaş, hıncını çıkaracak yer arıyor. Düzensiz, karmaşık, ilkel bir durum. Güvenlik demek, yalnızca stadyum içi güvenlik mi? Böylesi bir duruma nasıl izin verilir, anlamak olanaksız.

Otopark ışıksız, numaralanmış levhalar yok. İnsanlar, arabalarını ve birbirlerini bulmakta zorluk çekiyor.

Güç bela aracımıza ulaşıyoruz. Yolu olmayan(?) olimpiyat köyünden çıkıyoruz. Trafik işkence ötesi bir şey. İlerlemek neredeyse olanaksız. Balata, lastik, egzoz kokularından boğulmak üzereyiz. Coşku, işkenceye dönüşüyor. Sanırım bu da ülkemiz insanının makûs talihi. Bir şölenin nasıl bir çileye dönüşeceğinin resmi bu. Kemal Bey: “Bir daha buraya gelmem.” diye isyan ediyor.

“Bize her yer Trabzon!" yazıyor atkımda. Karşı tribündeki çok az sayıdaki İBB taraftarının pankartlarını düşünüyorum. “Bize her yer deplasman!” Ne kadar ilginç değil mi?

Adil Hacıömeroğlu
12 Aralık 2010

Not: 14 Aralık 2010 tarihli Haber Doğu Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü, http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

12 yorum:

  1. ADİL BEY KARDEŞİM FUTBOOL'LA ARAM ÇOK İYİ DEĞİL.
    SIRADAN BİR BEŞİKTAŞ TARAFTARIYIM KIZIM SAYESİNDE.
    SİZLERİ SEVİYORUM.
    SAYGILARIMLA

    YanıtlaSil
  2. USTAM YENSEDE YENİLSEDE KANIM SARI LACİVERT AKAR SAYGILARIMLA..

    YanıtlaSil
  3. Saygı değer hocam,güzel bir pazar geçirmenize sevindim,birde olaysız maç izlemenize,malum Bursa sporla Beşiktaş maçı hala aklımızda,maçamı gittiler savaşamı gittiler hala anlayamadık gitti.Hanımlar şimdiye kadar birçok faaliyetten geri kalmışlardı,her ortamda olması birazda olsa beylere nezaket kurallarını hatırlatması güzel,aynı nezaketi beylerden trafiktede göstermelerini rica ediyoruz.Türk erkeklerinin sonrdan mı yoksa doğuştan gelen bir meziyet mi hala anlayamadığımız şiddet yanlısı olmaları.Hani biraz kendilerini frenliyorlar yoksa maazallah:))))))))Çok çok teşekkürler,emeklerinize sağlık....

    YanıtlaSil
  4. ÇOK ELEŞTİRİ VAR. YAZARIMIZ USTALIKLA HEPSİNE VURGU YAPMIŞ. EN ÖNEMLİLERİ DE DİL, BESLENME,TRAFİK, GÜVENLİK VE DE EN ÖNEMLİSİ STADYUMDA OTURARAK MAÇ İZLEYEMEMEK. HOŞUMA GİDENLERDEN BİRİSİ DE BAYAN SEYİRCİNİN OLMASIYLA FRENLENEN KÜFÜRLER SÜPER OLMUŞ. AYRICA YÜREKLERİ SEVGİ DOLU İNSANLARIN GURUPLAŞARAK MAÇ İZLEMESİ DE TAKDİRE DEĞER. ZATEN MAÇ BÖYLE İZLENMELİ. GEÇEN HAFTALARDA TELEVİZYONLARDAN İZLEDİĞİMİZ FUTBOL TERÖRÜ BİZLERİ BİR HAYLİ ÜZMÜŞTÜ. SANKİ İZLEDİKLERİ FUTBOL MAÇI VEYA BİR YARIŞ DEĞİL DE TEK AMAÇ KAVGAYMIŞ GİBİ. KAVGAYSA DA BUNUN GEÇERLİ BİR NEDENİ OLMALI. EKMEK KAVGASI MI YOK DEĞİL. PEKİ İŞ İSTEYEN BİR GRUP MU O DA DEĞİL. YOLSUZLUĞA HIRSIZLIĞA TEPKİ Mİ HİÇ DEĞİL. YARGININ BİR TÜRLÜ BAĞIMSIZLIĞA KAVUŞAMAMASI MI? ÜLKEDE ÜRETİMİN DURDURULUP FABRİKALARIN KAPATILIP İNSANLARIN VAR OLAN İŞLERİNİ KAYBETMESİ Mİ? DEĞİL, DEĞİL, DEĞİL. YALNIZCA BİR FUTBOL MAÇI. İŞTE ASIL ACI OLAN BU. TOPLUMUN GETİRİLDİĞİ VE DE GETİRİLMEYE ÇALIŞILDIĞI NOKTA. OYSA BU YAZI MUTLULUKLARI ÖN SIRALARA OTURTMUŞ SEVGİ, KÜLTÜR DOLU. YAZIYA KONU OLMUŞ KAHRAMANLAR DA MAÇ İZLEMİŞ. AMA NASIL İZLEMİŞ? ASIL O TAKDİRE DEĞER. SAYGILARIMLA.
    MUZO

    YanıtlaSil
  5. Aydın CİVCİK13 Aralık 2010 22:07

    Adil bey yazınız hep güncelliği öne getiriyor; Ankara da polis aileleri ile içkili mekenda bulunan çocuklar hakkında tutanak düzenlemiş. Bu şu anlama geliyor insanlar aieleri ile bir yere gittiğinde daha duyarlı ve kontrollü, davranışlarında aşırıya kaçmamayı öğrenir ve uyğular. Bu hareketler sonunda insanlar daha olumlu ve uyumlu olurlar. Ne yazzık ki bizi hala haremlikli ve selamlıklı yaşamaya , kaba davranışları rahatça yapmaya yönlendirenler var. Ama medeni ve çağdaş olabilmemiz için ailecek eğlenmeyi öğrenmeliyiz ve uyğulamalıyız. Anadoluda bütün eğlenceler , özel günler kadın ,erkek, kız ,kızan hep birlikte yapılır.
    Yalın yapıldak ( ayak yalın ve başı açık ) Anadolu toplumu budur.Bu kutlamalar ve seyirler ,eğlenceler insanda otokontrolü geliştirir.

    YanıtlaSil
  6. Sıradan ,hoş keyifli bir pazar günü yazısı gibi ama aslında ne çok şeye değinmişsiniz ustaca.Okurken bile o keyfi yaşattınız bize de.Kaybolan alışkanlıklarımız,zarafet kokan davranışlarımız,saygı,sevgi içindeki iletişim .Baştan sona incelikler içeren hayal gibi bir pazar yazısı ,çok teşekkürler:))H.Sözer

    YanıtlaSil
  7. Aydın bir yazar hassasiyetiyle çevrede gördüğünüz yanlışlıkları da yumuşak bir uslupla dile getirerek bizimle paylaştığınız pazar sohbetinizi , ilgi ve keyifle okudum .
    Çok teşekkür ederim Adil bey , kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
  8. Adil bey elinize sağlık çok önemli konulara değinmişsiniz özellikle heyecanı sevinci Türkçe dile getirilmemesi , bu konu yaşamımızın temeli,Türkçemize kültürümüze önem veren size teşekkür ederim.Keşke siyasetçilerde sizlerin bizlerin penceresinden bakabilseler.varoş kültürü ne olduğu belli olmayan sosyal yaşam oluşturdular..Saygılarımla F.GÖL

    YanıtlaSil
  9. Demokrasi adına gericiliğe giderken herhalde stadyumlarıda yıkıp cami yaparlar.Top koşturanlar da top koşturanları seyredenlerde yer yarılır yerin içine girerler.İçkili aile lokantasına çocuk sokmayanları göz önüne alırsak bu günleri bile arayanlar çok olur.Küfür etmeyi bile günah sayanlar ileride sevap işlemek için küfür dahi edemeyecek.

    YanıtlaSil
  10. Ceren Can HAK ARAMA VE ÖZGÜRLÜKLERİN HER DEFASINDA KARŞISINDA OLAN BU İKTİDARIN ÜYELERİNDENDE FARKLI BİR YORUM BEKLENEMEZDİ. YAZINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER VE TEBRİKLER..

    YanıtlaSil
  11. kendimi sizinle maç izlemeye gelmiş gibi hissettim Adil bey :), uzun zaman oldu bende canlı seyretmeyeli maçı. Anlattıklarınız çok doğru taraftar olarak desteklemek istiyorsunuz ama o kadar eziyetlere maruz kalıyoruz ki ( yol, oto park, satılan fahiş fiyatlı yiyecekler birde üstüne fark verip aldığınız numaralı biletinizle oturamamak) sizin uzak durmanıza yol açıyor..Sadece dönüp baktığınızda Dostlarla geçirilmiş güzel bir gün olarak anılarda kalıyor :)

    YanıtlaSil
  12. BENDE YOL,İZ,OLİMPİYAT STADI,ŞU BU BİLMEM.AMA İBB AFİŞİNDEKİ GİBİ İZMİRDE BİLE BİZE HERYER DEPLASMAN? SEZER

    YanıtlaSil