31 Aralık 2010 Cuma

UMUT BAHARI

Bir yılı daha türlü tartışmalar, kargaşalar, kavgalar, kaygılar, kayıplar, ayrılıklar, umutsuzluklarla bitirdik. İyi şeyler yok muydu 2010’da? Tabi ki vardı, hem de çok. En iyi ve mutluluk verici olanı tüm olumsuzluklara, olan bitenlere karşın umudumuzun hep canlı kalmasıdır.

İnsanoğlu, unutmasa ve umut etmezse yaşayamaz. Yaşadığımız acıları, kötülükleri, mutsuzlukları unutacağız ki yaşama tutunalım. Mutlulukların, sevinçlerin, başarıların tadını çıkaralım. Hep olumsuzlukları düşünerek yaşamak ruhu yorar. Bir zaman gelir ki yorulan ruh çok ağırlaşır, beden bu ağırlığı çekemez, dayanamaz, eriyip tükeniverir.

Mutsuzlukların ağırlaştırdığı ruh, en çok da çevreye zarar verir. Öncelikle aile bireylerine bulaşır bu hastalık. Sonra da çevremizdeki diğer bireylere. Derken bu durum, yavaş yavaş toplumun çoğunluğuna bulaşan, ruh öldürücü bir hastalığa dönüşür. Bireyleri, umutsuzluğun cenderesine sıkıştırıverir ruhsal çöküntü. Yaşam gittikçe anlamsızlaşır, kişisel, grupsal amaçlar yok olur. Kişi, sabahleyin uyandığında ne yapacağını, nereye gideceğini bilemez. Gün boyu bir kısır döngü içinde debelenen ruh, hem kendini hem de bedeni yorar. Güzel bir anı yaşayamamak, amaca yönelik işler yapamamak, gülümsemeyi gerektirecek bir söyleşinin içinde olamamak kişiyi bezgin bir yaşamın girdabına sokar. Yaşam tekdüzeliğin pençesinde kıvranır. Kişi, ömrünün büyük bir bölümünü aynı insanlarla aynı yerlerde, aynı şeyleri yaparak geçirmek zorunda kalır. Bu da insanoğlunu geliştirmez, üretkenliğini yok eder. Ruh yenilenmediğinden, umuda ve farklılıklara açılamadığından paslanır, işlemez duruma gelir. Bu durum, toplumu kemiren umutsuzluk hastalığına neden olur.

Kişi, en zor koşullarda bile umudunu koruyabiliyorsa çözemeyeceği sorun yoktur. Umudu hep taze tutmak, onu bir an olsun bile yitirmemek, yaşamın farklı seçeneklerinin de olduğunu bilmek kişinin dinamizmini artırır. Onun zorluklarla savaşma azmini çoğaltır.

Kişi, umudunu yitirmeye başladığında doğaya bakmalı, diğer canlıları gözlemlemeli. Çoğu zaman gördükleri onu hayrete düşürecektir. Mevsimsel değişiklikler, aynı mevsimin her günü içindeki farklı doğa görünümleri ve olayları gerçek bir tansığın belirtileridir. Her bitişten sonra olağanüstü bir başlangıca tanıklık etmez miyiz doğada? Kent yaşamının tekdüzeliğinden kurtulmanın en iyi yolu, fırsat buldukça doğayla baş başa kalmak değil midir?

Fırtınada kırılan bir ağacın, yaşama tutunmak için verdiği mücadele olağanüstüdür. Baharla birlikte ağacın kırılan her yerinde birçok tomurcuk görülür. Bu tomurcuklar, birkaç gün içinde iç ferahlatıcı filizlere dönüşür. Umudun bittiği yerde, yeni ve güçlü bir umut, yaşama gücü galip gelmiştir. Onlarca filiz yaşamak, gökyüzünün sonsuzluğunda yerini almak için yarışa girer. Ağacı yeşerten, yitmeyen yaşama umududur.

Yeni yılda çamlar süslenir evlerde. Çok eski bir geleneğimiz. Orta Asya’nın bozkırlarından, dağlarından kopup gelen bir kültür, bütün dünyaya yayılmış. Kar ve kış altında, zorlukla geçen bir dönemin ortasında umudu taze tutmanın güzel bir yolu bu gelenek. Gündüzün geceye üstünlüğünü, galibiyetini simgeleyen bir ağaç ve bunu kutlayan insanlar. Bu ağacın adına da “yaşam ağacı” demiş atalarımız. Neden mi? Yaşamımız da tüm olumsuzluklara karşı çorak bir bozkırdaki ya da ulu bir dağ başındaki ağaç gibi boy atıp sürsün diye. Tüm olumsuzluklara karşın dal budak salalım; baharda en güzel, rengârenk çiçeklerimizi açalım diye. O rengârenk çiçeklerin zamanı gelince nasıl da güzel meyvelere dönüştüğünü anımsayalım. İşte, insanoğlunun meyveleri de yaratılarıdır. Kültür, sanat, bilim, teknik, sosyal yaşamda üreteceğimiz her şey meyvelerimizin en görkemlileri değil midir? Yine iyi dostluk, mutlu söyleşi, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, özveriler, doğaya ve insana yapacağımız yararlılıklar “insan ağacı”nın mutlu meyveleri arasındadır. Hele yetiştirdiğimiz, yetiştirmekte oluğumuz ya da yetiştireceğimiz çocuklar yaşamın en harika meyveleri sayılmaz mı?

Ulusumuz ve yurttaşlarımız büyük zorluklar yaşadılar 2010’da. Umut hiç yitmedi. Tıpkı yılbaşındaki çam ağaçları gibi. Yine bu akşam dileklerimizi çam ağacının dallarına bağlayacağız. Umutlarımızı “yaşam ağacı” gibi hep canlı tutacağız. Bir umut baharının ılıklığıyla yeni düş denizinin sularında kulaç atacağız. “Yaşam ağacı”mızın bir tek yaprağının solmadığı güzel bir yıl diliyorum yakınlarıma, arkadaşlarıma, dostlarıma, ulusuma ve tüm insanlığa.

Adil Hacıömeroğlu
31 Aralık 2010
Not: Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

11 yorum:

  1. evet acısı ile tatlısı ile bir yılı daha tükettik, ama umutlarımızı hiç tüketmedik :)
    Sizin'de yazdığınız gibi,Bir umut baharının ılıklığıyla yeni düş denizinin sularında kulaç atacağız.
    Dilerim önce Ülkeme Laik yaşamın izinden çıkmayacağı bir yıl, sevdiklerimin ve sevenlerimin Ülkemde benle birlikte sağlık içinde yaşamalarıdır.
    Hepimizin yeni yılı kutlu, mutlu, umutlu olsun :))

    YanıtlaSil
  2. Umutların tazelenmesi,yeni umutların yeşermesi dileğiyle yeni yılınız kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  3. Kaleminize sağlık Adil bey , Söylediğiniz gibi hep aynı kısır döngünün içinden çıkarıp rahatlattı yazınız . Evet belki sıkılıyoruz ama umutlarımız hep capcanlı .
    Önemli bir hususu daha dile getirmişsiniz . Çok yaygın bir düşünceyle ( sanırım emperyalizmin etkisi ) Noel babanın kuzey ülkelerinden kızağıyla geleceğini sanırız . Oysa ülkemizdedir o da . Çam süsleme de aynı şekilde batı adeti olmuştur. Aslında bu yaşam ağacını eski Türk yapılarındaki çiniler üzerinde bolca görürüz . Teşekkür ederim .
    Yeni yılınızı kutlar , barış içinde sağlıklı , mutlu aydınlık günler dilerim ...

    YanıtlaSil
  4. PİNUS SYLVESTRİS YADA AKÇAM.İRAN AZERBAYCAN HELE SARIKAMIŞTA BU AĞAÇ 2000 M. ÜSTÜNDE YETİŞİR.BEYAZ ÇAM AĞAÇLARI MAİLECERK SÜSLENİP ALTINDA YAZGILAR,ÇIKINLAR AÇILARAK 22 MARTTA ENUZUN GEÇEYİ YENEN GÜNE KUTLAMALAR YAPARAK ONU YAŞAM AĞACINA DÖNDÜREN VE BU KUTLAMAYA NARTOĞAN YANİ GÜNDOĞAN ADINI VEREN TÜRKLERMİŞ.SONRALARI ALMANYA,FRANSA VE İNGİLTERE YANİ HRİSTİYANLAR O ÇAM AĞAÇLARINI DEVİREREK 24-25 ARALIK NOEL YORTULARINA UYDURMUŞLARDIR.MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ ÖYLE DİYOR BİLEMEM.YAZINIZDA BANA BİLE UMUT VERDİNİZ.YENİ YILINIZI KUTLAR ESENLİKLER VE BOL BOL UMUT DİLERİM.TABİİ YE MEMED YE DEMEZSENİZ?MEHMET SEZER

    YanıtlaSil
  5. UMUDUN BİTTİĞİ YERDE HERŞEY BİTER.OLUMSUZLUKLAR VE ACILAR HAYATIMIZIN TÖRPÜSÜ.İNADINA DAHA KESKİN OLUYORUZ.GELECEK NE GETİRECEK UMUT.....

    YanıtlaSil
  6. BU ANLAMLI YAZINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER,SİZE KATILMAMAMK ELDE DEĞİL BİZLER ÇOK TUHAF VARLIKLARIZ,ONCA ACI VE SIKINTIYA RAĞMEN HİÇ UMUDUMUZU YİTİRMİYORUZ,KİMİSİ VURDUMDUYMAZLIKLA KİMİSİ YENİ HEDEFLERLE AMA FARK ETMEZ UMUT HER KAPIYI AÇAR,FARK ŞUDUR Kİ UMUT EDİP YARINLAR İÇİN HEDEF KOYUP ,KENDİNİ VE NE İSTEDİĞİNİ BİLEREK BİREYSEL SORUMLULUKLARIN DIŞINDA ÇEVRESİ İÇİN ,İNSANLAR İÇİN VE ÜLKESİ İÇİNDE ÇALIŞMAK,YÜREKTEN CANI GÖNÜLDEN,,,DİLEĞİM BÜTÜN İNSANLIĞIN ŞİMDİYE KADAR HİÇ GÖRMEDİKLERİ HARİKA BİR YIL...DİĞER YILLARA KADAR..SEVGİ VE SAYGILAR..:)

    YanıtlaSil
  7. 2011 yılında akpsiz bir yıl çekileken acıları hafifletsse de asla unutturmayacaktır.12 Haziran da olacak seçimde umarım sol başa gelecektir.Tüm vatan sever kesimi ılımlı islama karşı oylarını solda birleştirmeye davet ediyorum.Türk-kürt-ermeni-yahudi-rum demeden bu ülkede yaşıyan herkesi solun özgürlüğü özgürleştirecektir.Siyaset Meydanında konuşan Kılıçdaroğlu bana bu güveni verdi.Yalansız bir eşitlik sundu,dilerim başarır Türkiye ve Türkiye de yaşıyan herkes kazanır.

    YanıtlaSil
  8. Aydın CİVCİK1 Ocak 2011 17:46

    YENİ YILIN YENİ İLK YAZISI UMUT, GELECEK ÜZERİNE YAZMANIZ HALA BİRŞEYLERİN, BEKLENTİSİNİN VAR OLDUĞU ANLAMINA GELİR. İNSAN OĞLU HERZAMAN YENİ BİRŞEYLER BEKLER. BU BEKLENTİLER BİZLERİÇİN DEĞİL GELECEK İÇİNDİR. GELECEK MUTLAK İYİNİN, GÜZELİN ,BAŞARININ VE ADALETİN OLACAKTIR. HERNEKADAR KÖTÜLER KAZANSADA SONUNDA DAİMA İYİLER, GÜZELLER, ADALETLİ VE DOGRULARIN OLMUŞTUR. TARİTEDE HEP GELİŞMELER BU ŞEKİLDEDİR. HERZAMAN KÖTÜLER GEÇİCİ BAŞARILAR ELDE TEMİŞSEDE , SONUNDA HÜSRANA UĞRAYAN ONLAR OLMUŞTUR. GELECEK HEP YENİLERİN OLACAKTIR , 2011 YILININ EREKLERİMİZİN GERÇEKLEŞTİĞİ YIL OLMASI DİLEKLERİMLE .

    YanıtlaSil
  9. Bizim karadenizde çam ağaçlarının tepe kısmını kesince ağaç küser.O zamana kadar kerestesi bile güzel olan ağacın küsmesinden dolayı artık kerestesi bile güzel olmaz.Artık küsmüş topraktan gerekli mineral ve suyu almamamıştır.Artık ancak odun olur.Çam ağaçları özellikle oksijen fabrikalarımızdır.Bölgelerindeki yabani hayatta bir parçası.Kesmeyelim öldürmeyelim sadece fotoğrafını çekelim.Yeni yılınız kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  10. Umudumuz olmasaydı ,yaşayamazdık ... Bu durumu ne beynimiz nede kalbimiz kabul etmezdi...

    Yeni Yılınız kutlu olsun Adil Bey , yarınlar içim umutlarımız eksilmesin... kaleminize ve yüreğinize sağlık, Sevgiler, saygılar...

    YanıtlaSil
  11. Aslında unutmamalıyız. Güzellikler gibi acıları da içimizde muhafaza etmeliyiz ki; güzellikleri yeniden yaşamak ve acıları da yaşamamak için gereken koşulları sağlamaya bilgi ve yetimiz olsun.

    YanıtlaSil