31 Aralık 2010 Cuma

AKP DEMOKRASİSİ

“Üniversiteler topluma yön veren kuruluşlar olmalıdır. Statüko ve durağanlığı temsil etmemeli, değişim ve yenilikten yana öncü rol oynamalıdır. Bu kurumlarda çalışan akademisyenler tam anlamıyla kendilerini özgür hissedebilmeli, düşünce ve fikirlerini hiçbir endişeye kapılmadan rahatça ifade edebilmelidirler. Akademisyenlere, beğenmedikleri icraatlar için üniversite idaresini ve rektörü de rahatlıkla tenkit edebilme serbestliği sağlanmalıdır. Muhalif sesleri susturmak için disiplin ceza yönetmeliği kullanılmamalı, açıklama ve ikna yöntemi tercih edilmelidir. Disiplin soruşturması ancak başka türlü çözüm yolu kalmamış, sabit ve art niyetli suçlar için açılmalı, rektörlüğün kendi makam ve icraatlarını savunmak, muhalifleri susturmak için bir silah olarak kullanılmamalıdır. Suçu sabit olan ve kötü niyetli kastın olduğu eylemlerde ise suçlu korunmamalı, gereken işlemler derhal yapılmalıdır.

Bu özgürlük ortamından öğrencilerimiz de yararlanabilmeli, suça karışmamak şartı ile fikirlerini özgürce beyan edebilmeli, bu amaçla toplanıp konuşmalar yapabilmelidir. Öğrenci temsilci kurulları birimler tarafından periyodik olarak toplantılara çağrılmalı, öğrencilerin iyileştirme adına önerileri dikkatle ele alınmalıdır.” Bu sözlere katılmamak olanaksız. Yukarıdaki sözler, çağdaş bir üniversitede olması gerekenlerin anlatımı, tarifi. Söyleyenin kimliğini ve uygulamalarını bilmesek bu kişinin demokrasi özlemiyle yanıp tutuşan birisi olduğuna yürekten inanacağız.

Böylesine demokrasi, özgürlük aşkıyla donanmış kişi kim acaba? Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Pakdemirli. Bülent Arınç, rektöre “Hayırlı olsun!” ziyaretine gelir. Öğrenciler de protesto etmek isterler siyasetin renkli, ağlak simasını. Rektör Bey’in öğrencilere tavrına ve sözlerine bakalım şimdi de.

Öğrencilerin amacı Arınç nezdinde AKP hükümetini protesto etmektir. “Demokrat özgürlükçü” rektör müdahale eder öğrencilere. Protestocu TGB’li öğrencilerle rektör arasında sözlü tartışma başlar. TGB İl Başkanı Erdem Özdemir, “Siz Atatürk’ün Nutku’nun son kısmını okuyun. ‘Cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafaa edecek güç gençliktir.’ der. Türk gençliği, cumhuriyetin bekçisidir. Size yetkiyi aldığımız yeri açıklıyoruz. Bu görevi sizden değil, Atatürk’ten aldık.” diyerek eylemlerinin gerekçesini açıklar.

“Demokrasi aşığı” rektörün, TGB Başkanına yanıtı çok ilginç. “Sizler Atatürk’ten görev alamazsınız. Cumhuriyeti savunacaksam ben savunurum. Ben, burada rektörüm. Size kalmaz bunu savunmak. Ben size cumhuriyeti savunmak için görev vermedim. Siyasi slogan atarsanız, kimliklerinizi toplatırım. Üniversiteden atarım hepinizi.” İşte, size dört dörtlük bir demokrasi dersi. Kimden mi? Üniversite hocasından.

Öncelikle birileri bu kişiye yetki ve sorumluluklarını anımsatsın. Ne zamandan beri rektörler, cumhuriyetin korunması için öğrencilere görev veriyorlar? Rektör Bey, öğrencilerle emir erini karıştırıyor. Bir eylemin kararının, ancak o eylemi yapacak olanların özgür iradeleriyle gerçekleşeceğini bilmiyor mu? Aslında bilir de işine gelmez. Çünkü seçimler yaklaşıyor. İktidar partisinin gözüne girmesi gerek. Yani kraldan çok kralcı olmanın tam zamanı.

Tam da Manisa’nın “özgürlükçü” rektörünü yazarken bir haber gündeme düştü ki inanmak olanaksız. Türkiye’nin en büyük üniversitesinde, savcılıkça polise verilen bir yıllık arama izni. Buna göre polis, bir yıl boyunca kişilerin çanta, paket, poşet, araç ve özel kâğıtlarını arayabilecek. Kişiler denildiğine göre bu arama kararının kapsamına hem öğrenciler hem de öğretim görevlileri giriyor demektir.

İstanbul Üniversitesi’ndeki bu son karar ve Manisa’da olanlar, üniversite yönetimleriyle yargının nasıl siyasallaştığını ve kayıtsız, koşulsuz iktidarın emrine girdiğini apaçık göstermektedir. Hala AKP’den medet uman kimi safdiller, nasıl bir diktatörlüğe gittiğimizin farkına varmalılar.

Atalarımız: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” demişler yıllar önce. İktidar sözcülerinin demokrasi, özgürlük nutuklarına bakıp aldanmamalı. Onların özgürlükten anladığı türbandır. Bir de özgürce, devlet olanaklarını kendi çıkarlarına kullanmak. Amaç ise otokratik bir yönetimi oluşturmaktır.

Adil Hacıömeroğlu
29 Aralık 2010

Not: 3 Ocak 2011 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

5 yorum:

  1. ELİF GÜLÜN DURMAZ2 Ocak 2011 10:42

    Yazınızı okudum,ben artık Türkiyenin demekrasiytle yönetildiğini düşünmüyorum statükocu anlayışların ezikliğini yaşayan insanlığımız ,her zaman bu tarz muameleleri yaşamaya mahkum.Maalesef siyasi otoriteye dini alet etmek içler acısı,bir ta...rafta tamamen bireysel olan bu güdüyü ,toplumun birçok kamu alanlarına aktarılması çarpıklığın,depremin ta kendisidir,ne zaman değişir bu? sorunun tek cevabı var Atatürk gibi bir liderin gelmesidir,çok mu bu istek onun gibi kendinden önce halkını ,vatanını düşünen salt Türk Milleti diyen,herşeyini özünden veren bir lider......

    YanıtlaSil
  2. Gençliğin örnek ve görev alacağı kişi sadece Yüce Önder Atatürk'tür.Atamız bu ülkeyi gençlerimize emanet etmiştir.Yolunda gitmeyen bir şeyler varsa,özgürlükler kısıtlanıyorsa,aydın fikirler gerici fikirlere karşı yok edilmek isteniyorsa;gençlik ne rektörden ne de siyasaet erkinden feyiz almaz.Gerekeni ne yapacağını nasıl hareket edeceğini sadece kendisi bilir kararını kendisi verir.Üniversite gençliğinin uyanması tüm bu haksızlıklar içindir.Üniversiteleri ve gençliği kimse esareti altına alamaz.Gençlerimizi destekliyorum ve tüm halkımıza yansımasını diliyorum.

    YanıtlaSil
  3. Demek Cumhuriyeti savunmak sayılı kişilere verilmiş , bütün yurttaşların görevi değilmiş .
    Üniversiteler evrenkent'lerdir . özgür düşünürler , ilim bilim yaparlar , olumsuzlukları zamanında dile getirirler , ben demokrasi sözüne gülerdim , artık gülemiyorum da . bir okuyucu Atatürk gibi bir liderin gelmesi demiş , düşüncelerini iyi anlıyorsak bu yeterli ...teşekkür ederim .

    YanıtlaSil
  4. Gençlik bu tür baskılara alışıkdır, gençlerin her zaman haksızlaıklara karşı daima bir karşı dıuşu vardır.. 12 Eylül darbesinden sonra daha bir sindirilmiş gençlik bu günlerde artık sesini çıkarmaya başladı, çünki her yerde getirilen kısıtlamalar İleri Demokrasi getirdik diyerek , dikta rejiminin temellerini atan bir yönetimin ve Türkiye Cumhuriyetini karanlık bir rejime sürüklemek isteynlerin en önce farkına varan gençlik İtiraz ediyor bu duruma oldukça Demokratik bir şekilde kırıp dökmeden sadece yumurta atarak pankartlar ve sloganlarla, önce Üniversitelerde Demokrasi yok öğrenciler hakalrını nerden alacaklar veya dertlerini hangi mercie anlatacaklar ;ülkenin sorunları onların sorunları geleceği emanet ediyoruz nasıl ve ne şeklde ?..Teşekkürler yazınız için sizi kutluyorum..Sevgiler, saygılar...

    YanıtlaSil
  5. Bunların demokrasi ve özgürlükle alakalı hiç
    bir eylemini söyleyebilirmisiniz.Bu kafaların özgürlüğü kendi istekleri için.
    Karşı taraf özgürlük dediği anda,faşizan bir yaklaşımla onu susturuyor..Saygılarımla Adil bey.

    YanıtlaSil