30 Ağustos 2012 Perşembe

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI


                              
    Reşat Çiğiltepe… Atatürk’ün sevip güvendiği, başarılı bir komutandı. Birçok cephede birlikte savaşmışlardı. Büyük Taarruz’a 57. Tümen komutanı olarak katıldı. Savaşın kilit noktalarından biri Çiğiltepe’ydi. Atatürk’e, başkomutanına yarım saat içinde Tepe’yi ele geçireceğini söyledi. Dakikalar ilerlemiş yarım saatlik süre çoktan geçmişti, ama Reşat Bey’den bir türlü mutlu haber ulaşmıyordu karargâha. Atatürk, telefonu çeviriyor, karşısına Emir subayı üsteğmen Bozkurt Kaplangı çıkıyor. Atatürk, Reşat Bey’le konuşacağını söylüyor. Aldığı yanıt iç yakıcı: “Reşat Bey az önce intihar etti efendim!” tümcesinden sonra Reşat Bey’in Başkomutanına bıraktığı yanıtı okuyor: “Yarım saat içinde size o mevzii almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam.” Oysa tepe bir buçuk saatte düşmandan alınmıştı. Trablusgarp, Balkan, Yanya Savunması, Çanakkale, Suriye, Muş, İnönü, Sakarya cephelerinde savaşmış Albay Reşat Bey onurlu, sözünün eri, yurtsever bir Türk subayıydı. Verdiği sözü tutamamanın üzüntüsüyle yaşamına son vermişti.
            
     Albay Reşat Bey büyük devlet adamı ve şair Ziya Paşa’nın oğluydu. Vatan görevinin her şeyin üstünde olduğu bilinciyle yaşamıştı. Ulusunun kurtuluşu, yurdunun bağımsızlığı onun için çok önemliydi, hatta yaşamından bile.
            
    Bugün 30 Ağustos törenlerini televizyonlardan izliyorum. Birçok televizyon kanalı Zafer Bayramımızı görmüyor bile. Ankara’daki resmi törenlerde yüzler asık. Protokoldeki devlet erkânı, zorla yerine oturtulup ders dinleyen çocuklar gibi. Günün anlam ve önemine uygun yüz ifadesini göremedim. Mehteran bölüğü geçerken AKP’liler alkışlıyor. Oysa az önce geçen Harp Okulu öğrencilerine aynı ilgi yok.
            
    Cumhurbaşkanı kulak rahatsızlığından hastanede. Törenlerde yok. Resepsiyon da iptal edilmiş. Oysa devlette süreklilik esastır. Cumhurbaşkanın vekiliyle 30 Ağustos resepsiyonu yapılamaz mı? Bunlar bahane tabi ki…
            
    Atatürk, ölümcül hastalığın pençesinde. Doktorlar izin vermiyor 1937 Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılmasına. O büyük insan hastalığının tüm olumsuzluğuna karşın ayakta selamlıyor resmi geçittekileri. Yine ölümün pençesindeyken Hatay sorununu halletmek için Adana’daki birlikleri denetlemeye giden de Atatürk’tü.
            
    Bir sözümüzde Kemal Kılıçdaroğlu’na. Törenlerde çok aradık kendisini. Hele de AKP iktidarının ulusal bayramları ortadan kaldırma girişimlerinin arttığı, ulusal bütünlüğümüzün tehlikeye girdiği bu günlerde. Ne yazık ki yoktu. Güney Afrika’daki sosyalist enternasyonal toplantısındaymış. Ancak şunu anımsatmak isterim Kılıçdaroğlu’na: Bu ülke sosyalist enternasyonal toplantılarında değil, Kurtuluş Savaşı cephelerinde verilen savaşla kurtarılıp kuruldu. Ülkemizin toprak bütünlüğünün tehlikeye girdiği içinde yaşadığımız günlerde çözümü yine ulusal birliğimizi temsil eden bayramlarımızda bulacağız.
            
    Herkes Reşat Çiğiltepe olamaz. Herkes Atatürk gibi ölüm döşeğinde bile vatan ve ulus sevgisiyle yanıp tutuşamaz. Varlığımızı borçlu olduğumuz Reşat Bey gibi özverili nice ulusal kahramanımıza, bizi köle olmaktan kurtararak özgürlüğe kavuşturan Atatürk’e borcumuzu ödememiz olanaklı mı? Bu güzel günde Tüm Kurtuluş Savaşı şehit ve gazilerine sonsuz minnet ve şükranlarımı sunarken Türk Ulusu’nun bayramını kutlarım.
                                                                                  Adil Hacıömeroğlu
                                                                                  30 Ağustos 2012

6 yorum:

  1. Bayrımımız kutlu olsun. Yazınız çok güzel.Galiba kimse onlar gibi olamaz.

    YanıtlaSil
  2. ATATÜRK YİNE UYARMIŞ:1.DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA KURULAN ORTADOĞULU SUNİ DEVLETLERİN HALKLARI AYAKLANACAK.EMPERYALİST DEVLETLERİN Mİ YOKSA BU HALKLARIN YANINDA MI YER ALACAKSINIZ BU ÖNEMLİ UYARIYA BAKIYORUM DA ZAFER BAYRAMI ASLINDA HAÇLI ZİHNİYETLERİNİN İÇİNDE OLDUĞU EMPERYALİST GÜÇBİRLİKLERİNİN ATATÜRK VE HALKI SAYESİNDE ANADOLUDAN ATILMASININ UTKUSUDUR.AMMA O SUNİ DEVLETLERE PLANLAR YAPANLARIN AMERİKA,RUSYA, ÇİN EKONOMİLERİNİN YANDAŞI 7-8 KIZKARDEŞLERİN ÖNCÜLÜĞÜNDE AMMA TÜRKİYE TAŞERONLUĞUNDA HALK İSYANLARININ GİRDABINDA HERGÜN YÜZLERCE İNSANIN YİTİP GİTTİĞİ BİR İSYANNI GÖRÜYORUM.ATATÜRK SORUYOR GERÇEKTEN BU HALK İSYANINDA KİMİN YANINDA YIZ.??YÖRÜK MEMED.

    YanıtlaSil
  3. Doksanıncı yılında zafer bayramımız kutlu olsun..Çok teşekkrler...hislerimize tercüman oldunuz..dilerim bundan sonraki milli bayramlarımız coşkulu bir şekilde kutlanır...tabii bu halk uykudan uyanırsa...Bilgehan Aktan

    YanıtlaSil
  4. Kazım BÜKÜLMEZ30 Ağustos 2012 21:29

    ‎Ulusal bayramlar pervasızca atlanırken,
    Vatanda oluşan tehlikeler katlanırken.
    Teröristler mülteciymiş gibi otlanırken,
    Ben Mustafa Kemali özledim be gardaşım.

    YanıtlaSil
  5. zaferimizin yıl dönümü için yazdığınız yazınızı dugusallıkla okudum çok etkilendim tabii kide bizler Reşat Çiğiltepe ve liderim Atam gibi olamayız haddimizi biliriz ama bari çeyreği olabilseydik diye kendimi sorgulamadım değil, şükranlarımızın nişanesi olan çelenklerin bile kriz yarattığı kulağı burnu her neresi hastalandı diye cumhurbaşkanı olarak bulunmadığı tören yalakalıktan korkudan alkışlananlar ileride bu ülkeye hizmet vermek için göğsünü siper edecek genç askerlerimizin diplomalarını alırken ki cılız alkışlar beni düşündürmekte ve kendimi sorgulamamda çok büyük katkı sağlamakta...B.Aydoğan.....

    YanıtlaSil
  6. Binlerce kahraman şehitlerimizin , gazilerimizin üstün özverileri ile kazanılan zaferin ve cumhuriyetimizin değerini bilmemiz , bu değerlere sahip çıkmamız için uyarıcı özelliği olan bu metin için çok teşekkürler Adil Hacıömeroğlu dostumuza

    YanıtlaSil