31 Ağustos 2012 Cuma

TERÖR ÜSSÜ


                                                           
      Suriye’deki terör olayları başladığından beri AKP hükümeti, Esat yönetimi karşıtı tavrıyla dikkat çekti. Birçok yazımızda “Arap Zemherisi”nin Ortadoğu’daki bölünmeleri hızlandıracağını anlattık. AKP hükümetinin Suriyeli teröristleri desteklemesi, ülkemizi de karışıklığa sürükleyeceği çok açık.
            
     Sözde mülteci kamplarının askeri amaçlarla kullanıldığı baştan beri söylenmekte. Gerek kampların bulunduğu yöre halkı gerekse CHP Hatay milletvekilleri, buralarda tekin adamların yaşamadığını defalarca dile getirdiler. Gönderdeki Türk Bayrağını indirip polisimizi silahla yaralayan bu teröristleri AKP hükümeti korumaya aldı. Onların yaptıkları taşkınlıklara, eşkıyalıklara ses çıkarmıyordu hükümet. Lokantada yemek yiyip parasını ödemeyen, dükkânlardan alışveriş yapıp karşılığını vermeyen, kentlerde elde silahla dolaşan kişiler eşkıya değil de nedir? Suriye sınırı yolgeçen hanına döndü. Kimin nereye, ne zaman gittiği belli değil. Sınır kontrolünü neredeyse yitirmekteyiz. Gündüz Suriye’ye savaşmaya giden teröristler, akşam Hatay’daki kamplarına dönüyorlar. Suriye’de tekbir sesleriyle adam kesip, insanları apartmanlardan atıp öldürüyorlar. Kadın, çocuk, sivil demeden insan kıyımı yapmaktalar. İktidar güdümündeki basın, bu cinayetleri Esat’ın yaptığı yaymakta. Hem eşkıyayı besleyeceksin hem de işlediği insanlık dışı cinayetleri yalanlarla örtbas edip başkalarının üstüne yıkacaksın; sonra da kalkıp haktan, hukuktan söz edeceksin.
            
     Kuruluşundan itibaren dünyanın en büyük zalimi olan ABD ile kol kola girip mazlum Arap halkının kanının dökülmesine neden olacaksın, sonra da kalkıp din sömürüsüyle halktan oy alacaksın. ABD’nin, Kılıçaslan’ın, Selahaddin’in torunlarına karşı yeni Haçlı seferlerinin eş başkanı olacaksın; sonra da Müslüman’ım deyip caka satacaksın öyle mi? Buna olsa olsa “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” denir.
            
     CHP’li Hurşit Güneş, bu terör üslerini ziyarete gidiyor, ancak içeriye giremiyor. Neden mi? Çünkü içeride görülmesi istenmeyen bir durum var. Bir milletvekili, kendi ülkesindeki mülteci(!) kampına giremeyecek de ne iş yapacak? Milletvekilliğini emme basma tulumba gibi el kaldırıp indiren bir mekanik aygıt gibi gören anlayış, onun ülke çıkarları adına görev yapmasını engellemekte. Ayıplı bir kampın görüntüleri, milletin vekilinden, milli iradeden saklanmakta. Hani her şeye milli irade karar verecekti?
            
     Hurşit Güneş’in Apaydın kampını ziyareti olayı büyüyünce ülke tarihimizin en başarısız hariciyecisi açıklama yapıyor. TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri bu kampı ziyaret edebilecekmiş. Ne güzel değil mi? Güya her şey yasalar çerçevesinde işliyor. Tabi, geçen sürede kamptaki suç unsurları yok edilip görüntü milletvekillerinin ve basının görüşüne uygun(!) duruma getirilecek. Eee, bakılınca da her şey çok güzel görünecek. Hatta yandaş basın o kamptan birkaç acıklı insan öyküsüyle işi, süsleyecek.
            
     Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgalinden sonra ABD destekli ve güdümlü İslamcı örgütler, Pakistan’ın kuzeybatısında üslendiler. Taliban ve El Kaide militanları burada eğitilip palazlandılar. Kendi kurallarının geçerli olduğu bir bölge oluşturdular. Kendi eğitim sistemlerini uygulamaya koyup binlerce medrese kurdular. Bu işin parasal kaynağını da başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinden sağladılar. Pakistan’ın kuzeyi elleri silahlı militanlara adeta terk edildi. Bu bölgede Pakistan yasaları geçersiz kılındı. Merkezi hükümetin sözü geçmez oldu buralarda. Zamanla bu başıbozukluk ülkenin diğer bölgelerine de yayılmaya başladı. Günümüz Pakistan’ı teröre teslim olmuş, anayasal düzenden uzaklaşmış, bölünmenin eşiğine gelmiş durumda. Türlü dinsel grupların cirit attığı, eşkıyalığın kentleri teslim aldığı bir ülke konumunda bu “pak” ülke. Komşuya ayar vermeye çalışırken ayarı bozulan bir ülke Pakistan. ABD’nin bölgesel çıkarlarına feda edilen ülke birliği. Kentlerinde neredeyse her gün bombaların patladığı insanların topluca öldürüldüğü, siyasetçilerin suikastlara kurban gitmekte olduğu bir ülke Pakistan. Ülke topraklarını eşkıyaya açmanın bedeli bu.
           
     PKK terörüyle yıllardır başı dertte olan Türkiye şimdi de sınırlarını başta El kaide olmak üzere her renkten teröriste açtı. Hatay, Gaziantep, Kilis illerimiz yasa tanımaz eşkıya gruplarına terk edilmek üzere. Önümüzde Pakistan örneği dururken böylesi bir gaflet niye? Diyelim ki Esat yönetimi yıkıldı; yerine yasa, kural tanımaz bu teröristler iktidar oldu. Ne olacağını tahmin etmek hiç de kolay olmaz. Yıllardır ömrünü terör kamplarında geçirmiş, birçok ülkede iç savaşlara katılmış bu grupların yasal bir sürecin içine girmesi neredeyse olanaksız. Demokrasi mi? Hak getire… Her şeyi namlunun ucunda gören kişilerle demokrasi yan yana durabilir mi?
            
     Suriye’nin bölünmesi ülkemizde ulusal bütünlüğü zedeler. Mezhepçi, etnik, küreselci bakış açılarıyla ülkemizin toprak bütünlüğünü korumak olanaksız.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       30 Ağustos 2012
            Not: 3 Eylül 2012 tarihli Ulus Gazetesinde yayımlanmıştır.
            Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.
Hakları komisyornu üyeleri bu kampı ziyaret edebilecekmiş. HaH

            

3 yorum:

  1. Küresel güçlerin buyruğuna boyun eğen sorumlulara da uyarı olan bir metin bu. Teşekkürler Adil Haciömeroğlu dostumuza !

    YanıtlaSil
  2. Kaleminize sağlık ne yazık ki ülkemiz hızla bir kaosun ,savaşın içine doğru çekilmek isteniyor insanlar tepkilerini gösteremezlerse iktidar gözü kapalı atlayacak Suriye'ye çünkü sahipleri bunu istiyor ...Çok dikkatli olmalıyız bu muhalif adı altında ülkemize gelenlerin kimler olduğu aşikar biz biliyoruz bunları yani hergün bişeyler okuyan en doğru haberleri almaya çalışan bizler ya meyanın herşeyi güllük gülistanlık göstermeye çalıştığı tv ler bunları seyreden insanlar bilmiyor beklide gerçekleri...





    YanıtlaSil
  3. Ülkenin toprak bütünlüğünü isteyen kim ki, zaten hocam. Adam BOP eşbaşkanlığı görevinin gerekliliklerini yerine getiren ABD nin memuru değil mi? Kendi gölgesinden korkan bir halk yaratıldı malum. Ruhsuz bir toplum haline getirildik. Dolayısıyla herkes kaderine razı durumda. Ve maalesef sonumuz bölünme parçalanma mı olur, bir iç savaş mı olur, ABD nin bir eyaleti gibi yaşamayı kabullenen bir ülke mi oluruz bilinmez ama bu gafletle sonumuzun pek iç açıcı olmayacağı kesin. Allah bu işlere karışmaz ama Allah sonumuzu hayır etsin demekten başka bir şey de gelmiyor ne yazıkki şu anda elimizden...
    Saygılar
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil