24 Eylül 2012 Pazartesi

BABALIK VE KOCALIK HAKLARI



         Balyoz davası; sahte cd’leri, uydurma iddiaları ve sonuçları itibarıyla uzun süre konuşulacağa benziyor. 10.Ağır Ceza Mahkemesinin bir kararı var ki üzerinde durmadan geçmek ayıp olur.
         
     Üç yüz yirmi beş sanık “babalık ve kocalık haklarından men” edilmekte mahkemece. Ne yazık ki sanıkların üçü de kadın. Bir yıldan daha çok ceza alan kişilere uygulanan bir yaptırım bu. Yani 2003’te geçerli olan 765 sayılı TCK’nin 33. maddesi.

Mahkemenin bu kararı yasalara aykırı mıdır? Değil. Ancak bugüne kadar hiçbir mahkeme kararında bu madde açıkça yazılmadı. Balyoz’da ise açık açık yazılamakta. Neden mi? Sanıkları rencide etmek amaç, onlara itibar yitirtmek.

Daha önce ilgili ceza maddesinin yalnızca adının yazılmasının nedeni, aile kurumuna gösterilen saygı.

Dünyanın her yerinde aile korunup saygı görür. Ailelerin parçalanıp dağılmasını, aklı başında kimse istemez. Sağlam aile kurumu demek, sağlıklı toplumsal doku demek. Hele aileye dışarıdan müdahale, hiçbir ahlak kuralına uymaz, doğru da bulunmaz.

Mahkemenin bunu açıkça yazması aile kurumuna karşı olumsuz bir davranıştır. Bununla sanıkları babalık ve kocalık yapamayan adamlar pozisyonuna düşürmek istemekteler. Kamuoyunda yeni bir linç kampanyasıdır bu. Çok yazık! Bir kişiyi, aile gibi en duyarlı noktadan vurmak hangi toplumsal yasayla açıklanabilir? Hem ulusal geleneklerimize hem de İslam öğretilerine böyle bir davranış uyar mı? Bir kişi, babasıyla ilişkisini sana mı soracak? Bir kadın kocasıyla evliliğini sürdürmek için senin kararına mı gereksinim duyacak?

Kocası ceza aldı diye eşini boşayıp ailesini dağıtacak ahlaki zayıflıkta mı görmektesiniz Türk kadınını? Bir evladın, cezaevindeki babasından vazgeçerek  onu babalıktan reddedebileceğini nasıl düşünebilirsiniz?

Son on yılda toplumumuzu bir arada tutan değerler bilinçli ellerce aşındırılıp yok edilmekte. Şimdi sırada aile var. Zaten yıllardır aile şefkatine muhtaç çocuklar, tarikat yurtlarında devşirilmiyor mu? Devşirilen kişi, acımasız olur; toplumsal değerler yerine, devşirmeci dar kalıplara hapsolur.

Ulusal değerler de insanlık erdemleri de aile toprağının sevgiyle beslendiği, saygıyla kişiliğin oluşturulduğu kutsal toprağında boy atmaz mı?
                                               
                                               Adil Hacıömeroğlu
                                               24 Eylül 2012
Not: Yazılarımın tümüne http://adiladalet.blogspot.com dan ulaşabilirsiniz.

5 yorum:

  1. Hayrullah Ertem24 Eylül 2012 14:41

    Sizi izliyenlerdenim hocam, herzamanki gibi isabetli bir tesbit ve sade anlatım içindesiniz. "Bu nasıl bir kin" Cumhuriyet'ten, TSK'dan alına alına bitmiyor. Masum, yurtseverleri uydurma, sahte delillerle mahkum ederken, aslında, Türkiye Cumhuritetini, TSK'yı mahkum etmek istediğinizi, Tüm Türk halkı biliyor... Şimdi kutsalımıza; Aile birliğimize tecavüze yelteniyorsunuz...Yuh olsun size...

    YanıtlaSil
  2. Oktay Akbal "Önce ekmekler bozuldu " diyordu .Oysa toplumumuzda işkencelerden geçmiş aileler çocukları aynı acıları yaşamasında isterse diskoda kötü alışkanlıklar edinsin noktasındaki bir geri adıma razı olurken ,sağ cenah 4 kadın hakkı tanıyacağını gençlerin kafasına vura vura işledi. Derken gide , gide toplumsal ahlak anlayışındaki bu hafifmeşrep yaklaşım yasa demeye utanıyorum RUHİ babanın deyimi ile zakonlar SAYESİNDE PADİŞAH BUYRUKLARI İLE AİLE BAĞLARININ ARASINA KONULAN SINIRLARDAN KÖTÜSÜ BU TEMA İLE AŞAĞILAMA DA GELİNCE NE İÇLER ACISI HALE GELDİĞİMİZİ GÖRMENİN ÜZÜNTÜSÜ İÇİNDEYİM . Değindiğiniz hassas noktalar deprem etkisi yapmıştır mutlaka ! ama deprem herkesi vurur uykuda yakalarsa . Ben kendi adıma size teşekkür ediyorum . Şeref Öztürk Usta

    YanıtlaSil
  3. Eeeeee hocam boşuna denmemiş her hatanın bir bedeli vardır diye. Ta en başta iktidarı bunlara teslim etme hatasına düşersen şimdi bedeli maalesef çok ağır ödeniyor. Kendileri bile seçim sonuçlarından sonra hükümet kurma görevini bize vermezler diye düşünürken bu işe el koyması gerekenler seyirci kaldı.Bu yapılanların hiçbirini ben çok görmüyorum. Bunlar yaşamları boyunca ezik yaşamış, sosyal olmayı becerememiş zavallı insanlar gurubu. Yıllarca yaşamış oldukları bu ezikliğin intikamını her şekilde alma yoluna gideceklerini tahmin etmek benim için hiç zor değildi ama paşalarımız için görüyorum ki, biraz zormuş. Ulu önder 100 yıl önce olabilecekleri görüp gençliğe hitabeyi bir kılavuz olarak bırakmış ama bizim paşalar anlaşılan hitabeyi bir duvar süsü sanmışlar. Adamlar açık açık söylemişlerdi. Amaca ulaşmak için her yol mübahtır, demokrasi bizim için bir amaç değil araçtır diye, günü geldiğinde demokrasi treninden ineriz diye. Daha nasıl anlatsınlardı kendilerini ve niyetlerini allah aşkına. Keşke bunlarla kalacak olsa hocam. Kısaca bunlar daha iyi günlerimiz . Karanlık günler çok yakınımızda. Sağlıklar...
    Adnan YİĞİTER

    YanıtlaSil
  4. Bu ne dinmez bir kindir böyle, kuyruk acıları içlerine işlemiş olmalı bunların.

    A.Özçelik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BALYOZ davası yargılama biçimi , hukuk kurallarına ters düşen bir içerik ve kararla sona ermişken , toplumun duyarlı ,bilinçli kesiminin vicdanında endişeye ve yargı güvensizliğine yol açmıştır. Üstelik , toplumun temel yapısı olan AİLE kurumuna da olumsuz bir yaklaşıma yönelmiştir bu yargılama. Sayın Adil Hacıömeroğlu dostumuz yazısında bu gerçekleri kanıtlamaktadır.. Teşekkürler Hacıömeroğlu dostumuza ; ellerine ,emeğine sağlık Adil Bey!

      Sil