23 Eylül 2012 Pazar

BALYOZ!


            Özel yetkili mahkeme, 20 Eylül Perşembe günü Balyoz Davasının kararı açıklanacak, dedi. Oysa daha önceden Cuma günü açıklanacağı söylenmişti. Bu haberi işittiğimde bir akraba evinde konuktuk. “Yok, bugün açıklanmaz!” dedim. Bana nedeni sorulduğunda Cuma günü Silivri’de olası bir mitingi engelleme amacına yönelik bir taktik olduğunu söyledim. Gecenin ilerleyen saatlerinde kararın ertesi güne kaldığını açıkladı mahkeme.
            
        Mahkeme, Cuma günü saat 14.00’te kararın açıklanacağını söyledi. Televizyonlar, gazeteler ve sosyal medya tetikteydi. Herkes sonuçla ilgili tahminlerde bulunmaktaydı. Özellikle televizyonlara çıkan yorumcular evlere şenlikti.
            
       Sosyal medya da hareketliydi. Herkes nefesini tutmuş, kararı beklemekteydi. Tam bu sırada sosyal medyada borsa kapanmadan karar açıklanmaz, dedim. Çünkü cezalar en üst seviyeden ağır olacaktı tahminime göre. Eğer hafif cezalar söz konusu olsaydı, mahkemenin beklemesine gerek yoktu. Ağır cezalar verdiler ki borsa bekleniyor. Ağır ceza demek, demokrasinin ve hukukun rafa kaldırılması demek. Bu da borsayı dalgalandıracak bir etmen. Borsanın ani düşüşü, pamuk ipliğine bağlı ekonomiyi krize sokar. Bu da AKP iktidarının sarsılması demek. Başından siyasi başlayan Balyoz yargılaması, kararın açıklanma biçimiyle daha da siyasallaşıyor, sonucu ile de politik bir linç operasyonu olduğu tescilleniyordu.
            
     Öyle bir bağımsız(!) mahkeme düşünün ki borsayı, ekonomik krizi, bunun sonucunda da siyasal gelişmeleri hesaplasın… Ülkemizde yargıya, siyasetin müdahale etmediğini söylemek ne kadar gülünç değil mi?
            
        Mahkeme kararı açıklandığında şaşırmadım. Çünkü ilk tutuklamalar başlandığında cezalar belliydi. Belli olan cezalar dün kamuoyuna bildirildi, tüm dünyadaki siyasal davalarda olduğu gibi.
            
        Mahkeme kararının duyulmasından sonra haber kanallarının yandaş gazetelerin köşe yazıcılarının önünde yorum almak için kuyruk olması acınacak bir durum. Bu da özgür medyamızın görünümü.
            
       Kahramanları zindanlarda rehin tutulan ülkemin dağları da teröristlere terk edildi. Dağdaki eşkıya, kahramanların yokluğunda kentleri abluka altına almakta.

Okyanus ötesinden alınan buyruklarla TSK’nin eli kolu bağlanmakta. Türk Ulusunun ordusu kendi topraklarında tutsak. Hem de tek kurşun atmadan… Ordusu tutsaklaşan bir ulus ne kadar yaşayabilir? Uydurma suçlamalara ve iftiraya sessiz kalan yurttaşlar bağımsızlıktan, özgürlükten nasıl söz edecekler? Diktatörlük, tutsaklık zehri demokrasi şekerine sarılarak toplumu uyutmak için kullanılmakta.

Balyoz bir diktatörün zalim eliyle halkın kafasına vuruluyor.

Mahkemede son söz olarak “Vatan sağ olsun!” diyen kahramanlara saygı duymaktan başka ne yapabiliriz?
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           22 Eylül 2012
Not: Mahkeme karından önceki paylaşımlarımı görmek içim Twitter ve Facebook hesabıma bakılabilir.

3 yorum:

  1. Çetin Doğan'ın karar öncesi Aydınlık'ta yayınlanan yazısında,kararın mahkeme süreci dikkate alınırsa menfi olacağı yönünde düşüncesini dile getirmiş,sahte cd ve belgelerle yapılan düzenin içeriğini anlatmış ,savcının delilleri kararttığını belirtmiştir.Balyoz-casusluk,fuhuş operasyonlarında hedeflenen TSK'daki Kemalist yapılanmadır.
    1Mart tezkeresine engel olan Tsk içindeki,Nato-Abd ci olmayan ordu mensuplarına karşı yürütülen,dönemin büyükelçisi Pearson tarafından gönderilen mektupta bu askerlerin tasfiyesi istenmektedir.Akp ,bu görevi alnının akıyla yerine getirmiştir.Abdullah Gül'ün ,İlker Başbuğ'un içeri atılmasından sorumlu olması ilginçtir.Fethullah'ın ulus devletle hesaplaşması gerçekleşmiştir.Yargının bağımsızlığı var dersek bu ülkede,kargalar bile güler.Savcılar,Akp nin doğrularına göre hareket etmektedir.Davalarda tanık olarak dinlenenlerin geçmişi,dava esnasında verdikleri yalan ve çelişkili ifadeler bu davaları yayın organlarından takip eden bizlere inandırıcı gelmediğini söyleyebilirim.İlk dalga gelen Ergenekon tertibine bile inanmamıştım.Türk'ün ulusal destanı ,örgüt ismi ile karşımıza çıkmakta,yandaş basının kalemşörleri terör örgütü olarak lanse etmekteydi.Bavul ticaretcisi Baransu suç delilleri ile donatılmıştı.Kozmik odalar arandı,Arınç'a suikaste ne oldu..?hani darbe yapıldımı..!!Abd nin taşeronları Tsk yı yıpratmak adına tertiplerle üst düzey komutanları içeri aldı,400askeride casuslukla suçladı.İsmet İnönü'nün şekillendirdiği Tsk,sarı altın ve siyasetin emrine girmiştir.İsmet İnönü,orduyu şekillendirirken ,balkan savaşlarında siyasetin emrine giren askerin hezayanını göz önünde bulundurmuş;askeri siyasetten uzak tutmaya özen göstermiştir.Siyaseti bilecek ama uzak duracak.Siyasilerin emrinde topuk vuran ordu kaybetmeye mahkumdur.Ordusuz millette ayak altında ezilmeye mahkumdur.Sindirilen,kışlaya çekilen,teröriste silah çekmesi bile yasak bir ordu..Atatürk'ün gözbebeği,Peygamber ocağı.VATAN SAĞOLSUN..!!!tşkler Adil Bey..Aslı Sivrikaya

    YanıtlaSil
  2. Emeğinize sağlık.Özellikle yazınızın ilk bölümündeki saptama gerçekten güzel olmuş.Şahsen hiç bu yönden bakmamıştım.Tabiri caizse saf gibi 14:00'ı beklemiştim heyecanla.. :))
    Av.Mustafa KARADENİZ

    YanıtlaSil
  3. Şeytan ayrıntıda gizlidir denir ya hani, tam da öyle... Nasıl ince hesaplardır bunlar ömrünü hukuka adamış adamlar çözemedi. Eh biz gibi sıradan vatandaşların elinden de ancak vatam sağolsun diyenlerimize saygı duymaktan başka bir şey gelmiyor: Selam olsun son şeref madalyalarını göğüslerine değil yüreklerine nakşeden kahramanlarımıza...

    YanıtlaSil