26 Kasım 2012 Pazartesi

BARZANİSTAN TÜRKİYE’NİN SORUNU DEĞİL Mİ?


                     
ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra ülkenin kuzeyinde Barzani liderliğinde bir Kürt devletinin temelleri atıldı. Irak’ın işgalini fırsat bilen ayrılıkçı Kürtler ABD ve İsrail’in desteğiyle kendi kurumsal yapılarını oluşturmaya başladılar. Ekonomik alanda, merkezi hükümetten bağımsız olarak bazı yatırımlara giriştiler.

Ülkeleri emperyalist işgal altındayken ve her gün Irak’ta oluk gibi kan akarken Barzani ve müttefikleri işgalcilerle işbirliği içinde kendi devletçikleri için çaba gösterdiler. Barzanistan’ın, Irak merkezi yönetiminden ayrışmasında AKP hükümetinin desteği de yadsınamaz. Türkiye’nin “Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması” konusundaki geleneksel tavrı AKP tarafından terk edildi. Bunun yerini, mezhepsel ve etnik kökende politik ilişkiler geliştirme anlayışı getirildi. Bu da Irak’ın, dolayısıyla tüm Ortadoğu’nun daha da istikrarsızlaştırılmasına neden oldu.

Irak’taki bölünmeyi önlemek, kuzeydeki uydu devletçiği ortadan kaldırmak için Maliki yönetimi askeri önlemler almakta. Irak ordusuyla peşmergeler çatışmaya giriyorlar. Bu durum en çok da Türkiye’nin lehine. Çünkü bölücü terörün üslendiği yer Irak’ın kuzeyi. Ayrıca burada kurulacak uydu devlet, uzun vadede ülkemizin güneyini de içine almayı hedeflemekte.
           
21 Kasım sabahı Pakistan’a gitmeden önce RTE’nin Irak’la ilgili basına yaptığı açıklamalar dikkat çekicidir. “Baştan beri korkumuzdu, endişemizdi; yani burada bir iç savaşa rejim bu işi götürmek, taşımak istiyor. Bunu Allah göstermesin bir mezhep savaşına taşıyabilirler endişesini hep taşıdık. Şu anda bu korkulanlar yavaş yavaş olmaya başladı. Bu bizi endişeye sevk ediyor. Bu aynı zamanda bir petrol kavgası da olabilir yani onu tahrik ve teşvik eden aynı zamanda o da olabilir. Niye? Çünkü ‘Sen bize elindeki petrolden merkezi hükümetin bilgisi, haberi olmadan satış yapıyorsun.’ havasında merkezi yönetim kendisini böyle göstererek, bunu bahane ederek burada böyle bir saldırının içerisine giriyor; ama işin altında çok daha farklı nedenler yatmaktadır. Şu andaki Irak’ın merkezi rejimi sıkıntıların içerisindedir. Dolayısıyla burada gerek Kürtlerin, gerek Türkmenlerin, gerek Arapların belli bir dayanışma içerisinde olması Maliki yönetimini bir sıkıntıya sokacaktır. Maliki yönetimi de maalesef Türkiye ile olan bağlarını çok farklı bir şekilde kopardı. Atılan olumlu adımları çok farklı bir şekilde kopardı. Hatta zaman zaman çok garip bir şekilde tehditler sallamak suretiyle, bizim iş adamlarımıza yönelik bazı olumsuz yaklaşımlar içerisine girdiler. Bunlar şık olmayan şeylerdir. Siz bir anlaşma yapıyorsunuz, anlaşma yaptıktan sonra aynen yani mahalle arasındaki çocukların birbirleri ile kavga etmeleri gibi 'ben bir daha size gelmeyeceğim' der gibi çekip gidiyor ve o iş adamını da ortada bırakıyor. Böyle saçmalık olur mu- Anlaşma yapmışsın, vaadin var, akdin var, bu anlaşma biter, orada yapılanlar yapılır, işler teslim edilir sen de ödemeni yaparsın ondan sonra bir daha iş vermezsin o ayrı bir konu. Ama bu ayrı bir konu. Bu hiç bir zaman adil bir yönetime yakışan şey değildir. Sizin kendi içinizdeki kavganız başka bir olaydır ama çok farklı bir ülkeden gelip orada iş almış olan bir iş adamına karşı tavrınız velev ki o ülkeye karşı bir kininiz dahi olsa farklıdır.” Önünde hazırlanmış bir konuşma olmayınca ne dediği pek anlaşılmıyor, Türkçe kuralları tepetaklak oluyor. RTE’nin bu sözlerindeki dil yanlışları ile sözcük dağarcığındaki kıtlık ayrı bir yazı konusudur. Burada üzerinde duracağımız konu, Türkiye’nin geleceğini yakından ilgilendiren bir konudaki düşüncelerdir.
           
RTE, Bağdat-Barzani çatışmasının önce mezhep çatışması olabileceğini söylüyor. Sonraki tümcede ise petrol savaşı olma olasılığından söz ediyor. Konuşmada hep olasılık tümceleri var. Bir ülkenin başbakanı, burnunun dibindeki çatışmaları, siyasal gelişmeleri olasılıkla açıklar mı? “Bu değilse odur.” mantığıyla gelecek yönlendirilebilir mi? Her şeyi sayıyor, bir şeyi söyleyemiyor. Barzanistan’ın, Irak’ın toprak bütünlüğünü bozduğunu, Maliki’nin de ülkesinin birliğini sağlamaya çalıştığını anlatamıyor. Neden mi? Kürdistan bir ABD-İsrail projesi. Kendisi de BOP eşbaşkanı. Nasıl karşı çıksın kendisinin de onayladığı, rol aldığı bir projeye? Üstelik Barzani, AKP Kongresinde “Türkiye seninle gurur duyuyor!” bağırışlarıyla ayakta alkışlanmadı mı?
           
Irak’ın kuzeyindeki oluşum, Türkiye’nin bölünmesini tetikliyor. Türkiye’nin yanı sıra Suriye ve İran da hedefte Büyük Kürdistan için. Maliki, kuzeye yürüyerek Türkiye’nin de bütünlüğünü savunuyor. Ankara’nın gözü kapalı desteklemesi gereken bir hareket bu. Ancak tam tersi oluyor. Ankara’dakileri, Türkiye ve Irak’ın toprak bütünlüğü ilgilendirmiyor. Onlar için varsa yoksa Atlantik çıkarları. Ne günlere kaldık? Hançeri, kalbimize bizi yönetenler saplamakta.
                                                                      
Adil Hacıömeroğlu
                                                                       21 Kasım 2012
             Not: 26 Kasım 2012 tarihli Ulus Gazetesinde yayımlanmıştır.
             Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.




4 yorum:

  1. Hürremin nesli at sırtında ispanya'ya sefere çıkıyor.arkasında bir çürük birde sekiz yıldızlı otel odasından terhis neferleriyle, kutlayanların beyin yapısını kınıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Sizin belirttiğiniz üzere Maliki ile Kürt gurupların çatışmasında resme bakıldığında Malikinin tavrının her ne kadar bizim lehimize görüntü verdiği görülse de ben gene de bu resme ihtiyatla bakmayı yeğliyorum. Ya ben çok şüpheciyim, ya da bu kapitalizm denen olgu bizleri olaylara saf Anadolu insanı gözüyle bakabilmeyi elimizden aldı. Yüreklerimiz katılaştı, beyinlerimiz şeytani düşünmeyi bize öğütlemeye başladı. Bu yapı nedeniyledir ki, ben de artık olaylara hep acaba gözüyle bakıyorum. Bu olayda da acaba bu da oyunun bir parçası mıdır diye düşünmeden alamıyorum kendimi. Şimdi bir taraftan da haberleri dinliyordum ki, tepeden emir gelmiş belli, uzlaşı için görüşmelere başlamışlar. Kısaca bizim lehimize olacak gelişmelere pek şans tanımıyorum ben. Tesadüfen bu tür bir gelişme olacak olsa bile olayın belli bir aşamasında mutlaka birileri tekere çomak sokacaktır. Saygılar
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil
  3. OY VERENLERLE BİRLİKTE BİZDE DUVARA TOSLAYACAĞIZ BİZİM SUÇUMUZ NE....BİLGEHAN AKTAN...

    YanıtlaSil
  4. Orta doğuda oynanan oyunlar her zaman ilginçtir.Bu işlere şeytanın dahi aklı ermez.Akıl erdirmek için şeytandan daha şeytan olmanız gerekir.Her yıl yeniden haritalar çizilir.Kimi eline çetvel alıp çizer,kimisi Sevr'in senaryolarını yazar.Bu senaryolar tarihte hep kanla bozuldu.Kurtuluş Şavaşı gibi.Yeni senaryoların nasıl bozulacağını zaman gösterecek.Emperyal güçler bundan böyle taşaronları kullanacakları belli oldu.Küçük devletçikler yaratıp bu devletçikleri dövüştürecekler.Arkadan da sevinecekler.Belirtilen bu senaryonun en büyük ayağı Vadedilmiş topraklardır.Mezopatomyadaki eski uygarlıklara baktığımızda bazı ipuçları elde edebiliriz.Babil ve Akad'ın toprakları kutsal topraklar değil midir?Dicle ve Fırat arası kime vadedilmiştir.Senaryonun tinsel ayakları da var.Korkarım ki Anadolu tarihin görmediği gizli senaryolara kurban gidecektir.Uzun erimli olaylara bakarsanız çok şey görürsünüz.Umarım benim aklım beni yanıltıyordur.Sevgiler değerli arkadaş.

    YanıtlaSil