4 Nisan 2013 Perşembe

ÂKİL (YİYEN) İNSANLAR



            Başbakanlık, günlerdir konuşulmakta olan “âkil insanlar” listesini sonunda açıkladı. Merakla beklenen âkiller beklentileri boşa çıkarmadı. Yandaş basının köşe yazıcıları, beyazcamın üniversite hocası kılıklı gedikli bülbülleri, iktidarlara göre yön değiştirmeyi ustalık sanan sivil toplumcular, sanatçı maskeli yeteneksizler…
AKP yörüngesinde dolaşan sözde aydınların bazıları listede yer buldular. Yıllardır AKP için çırpınan kimi medya bülbülleri listenin dışında kaldılar. Yazık oldu bu bülbüllere…
Âkil insanlar komisyonun kurulması, Öcalan’ın isteği. AKP, âkilleri atamayla getirdi. İleri demokrasiden söz edenler, her şeyi tepeden atayarak büyük bir demokratik tavır sergilemekteler. AKP ve PKK destekçileri dışında kimsenin âkil olamaması da ilginç. AKP’de demokratik olgunluk öylesine gelişti ki âkillere zahmet olmasın diye komisyonların başkanlarını, başkan yardımcılarını, sekreterlerini bile kendileri seçiyorlar.

            Yıllardır gözü kara bir biçimde AKP-PKK propagandası yapan kişilerin toplumsal barışa hiçbir katkısı olamaz. “Barış projesi” denilen de Batılı merkezlerden Türkiye’ye dayatılan bir tuzak. Bu bölünme tuzağının ikna timleri de âkil insanlar. Şimdi dağılacaklar yurdun dört bir yanına, halkın beynini yıkamak için… Yurttaşa karayı, ak göstermeye çalışacaklar.

            Aklıma gelmişken AKP’nin âkil insanlarına bir uyarım olacak. “Yetmez, ama evetçi” bazı köşe yazıcılarının son kullanma tarihleri gelince nasıl çöpe atıldıklarını arada sırada anımsamalarında yarar var. Türkiye’nin bölünme projesindeki göreviniz bitince size gerek kalmayacak. Doğal süreç, sizi bir kenara itecek.

AKP-PKK ittifakı, arkasına ABD’yi de alarak ulusal bütünlüğümüze saldırmakta. Yüz elli yıllık çağdaşlaşma birikimimiz yok edilmeye çalışılmakta.

AKP ve PKK’yı aynı safta bir araya getiren nedir? Birincisi, ikisinin de 1919 ruhuna ve Cumhuriyet değerlerine karşı olmalarıdır.

AKP-PKK ittifakının ikinci nedeni; ikisinin de 12 Eylül’ün ürünü ve ABD’nin siyasal projesi olmaları. AKP ve PKK, Ortadoğu’ya Atlantik’ten gönderilmiş Truva atlarıdır. Âkil insanlar da bu Truva atlarının koşum takımları. Eskiyenler, yıprananlar değiştirilir zamanı gelince.

“Âkil insanlar”a karşı yurtsever “akıllı adamlar” yerini almalı. Akıllı adamlar, yurdun her köşesinde emperyalizmin bölünme projesini anlatmalı. Ulusumuz 1919’da olduğu gibi Atatürk’te birleşmeli. Atatürk, bu topraklarda birliğin, çağdaşlaşmanın, uluslaşmanın adıdır, emperyalizm ve işbirlikçileri ise parçalanmanın, ilkelliğin.

Bakalım ve görelim: Türkiye’de âkiller (yiyenler) mi, akıllılar mı amaca ulaşacaklar?

                                                           Adil HACIÖMEROĞLU
                                                                       4 Nisan 2013
             Not: Yazılarımın tümünü, http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.


           


            

2 yorum:

  1. SUPER BIR YAZI ,KUTLARIM ,ARTIK HERKESE TEK TEK BIZLER BIREY OLARAK ANLATICAGIZ , BARIS ISTEGI OLMADIGINI ,TAM TERSI KISKIRTICI ,AYRIMCI BIR POLITIKANIN BILEREK YURURLUGE KONMASIDIR .HERSEY ACIK VE ALENI YAPILMAKTA .

    YanıtlaSil
  2. Yazıyı bakalım kim kazanacak diye bitirmişsiniz ama kazanan çoktan belli değil mi hocam. Dava kazanıldı çoktan. Bundan sonrası rakının üzerine cila olsun diye biralamaya benziyor. Şimdi akili ile bir ikna çalışması yapılacak. Çok mu lazım, bence hiç de gerek yok. İkna olan olmuş çoktan. Sonradan pişman olacak olsa da. Sonra duracaklar mı, yok. Elbette yeni faşist sistemi oturtma çalışmalarına devam edecekler, çeşit çeşit uygulamalarla. Adam hedefi büyüttü. Baktı kendi ülkesi insanını kandırmak umduğundan çok kolay oldu, şimdi dünyayı kandırmaya soyundu, yapar da... En son örneğini bugün verdi. BM ormanları koruma konulu toplantısında yaptığı konuşmada kızılderili atasözünü dillendiriyor. Paranın yenecek birşey olmadığını anlayacak insanlar en sonunda. Kazdağlarında 16 tane siyanürlü altın arama firmasına ben verdim çünkü ruhsatları. Onbinlerce ağacın kesilmesinin yanında sonraki aşamada çölleşecek olan dünya harikası Kazdağları orman değil çünkü. Onun için, adam dünyayı kandırmaya soyunmuş artık bizim koyunları dert bile etmiyor . Kendimden örnek vereyim. Bugün 8 Nisandı. Silivri'de Ergenekon Tiyatrosu vardı. Bir kısım yurtsever tutuklu yurtseverlere destek vermek için yağmura,soğuğa, jopa, biber gazına, tazyikli suya aldırış etmeden ülke savunmasındaydılar. Bense eşimle birlikte kahveleri demlemiş, sıcak odamızda, rahat koltuklarımızda, gaz yiyen, sırılsıklam olmuş yurtseverleri naklen yayında izliyorduk. Tüm benim gibiler gibi. Tüm bu faşist uygulamalar ben gibilere müstehak değil mi. Bu arada olan kurunun arasında yanacak olan yaşlara olacakmış. Olsun bana ne hocam. Varın siz de yanın benim gibilerin arasında...
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil