2 Mayıs 2013 Perşembe

1 MAYIS’TA BÜYÜK PROVA


                                            
            1Mayıs öncesi hükümetle sendikalar arasındaki restleşmenin nereye varacağını birçok kişi tahmin etmiştir. Anlamsız inatlaşmaların faturası hep günahsız insanlara çıkmakta.
AKP Hükümetinin demokrasiden uzak, faşizan uygulamaları bilinmekte. Gündem değiştirme konusundaki becerisine ise şapka çıkarılır. “Barış süreci” denilen bölücü girişime karşı geniş bir halk muhalefeti gelişmekte. Medyanın tüm sansürüne karşın halk muhalefeti çığ gibi büyümekte. Gündemi değiştirmek için “milli içki” tartışması ortaya atıldı, ama tutmadı. Gündem değişmedi. Akiller her gittikleri yerde hayal kırıklığıyla karşılaştılar. O zaman yeni bir konu gerekmekteydi. İşte, tam da bu noktada çoğunluğu akillerden oluşan sendika başkanları yetişti AKP’nin imdadına. “Taksim’e gireriz. Giremezsin.” tartışması, hem emekçilere hem de İstanbullulara bayramı zehir etti. Bunda sorumsuz ve halktan, işçiden uzak sendikacılığın da önemli payı var. 1 Mayıs 2013’ün sorumsuz sendikacılığın sona ermesi açısında bir kırılma noktası olduğunu da söyleyelim.
AKP’nin akiller listesinde yer alan sendika liderlerinin emekçikler lehinde doğru karar vermeleri olanaksızdır. Çünkü aklı ve vicdanı karışık, temsil ettiği kitlelere ters politikalar izleyen kişiler doğru karar veremezler. Bu nedenle sert görünerek iktidarla uzlaşmalarını örtbas etmek isterler. Bu 1 Mayıs’ta da öyle oldu. Akil adamlıkta kuzu olanlar, alanlarda aslan postu giyen koyun pozunu takındılar.
AKP sendikacıların gafletini affetmedi. Bir taşla birkaç kuş vurma fırsatını tepmedi.
Taksim’e gitmek için toplanan gruplara sert müdahalelerde bulunuldu. Orantısız güçle insanlar yaralandı. Bina ve araba içlerine, otamaevlerine, cankurtaranlara gaz bombaları atıldı. Tazyikli su ile insanlar perişan edildi. Coplardan kadın erkek demeden herkes payını aldı. Polis, düşman kuvvetlere saldırır gibi vurmakta kendi halkına. Beşiktaş ve Şişli’de olanları açıklayacak yek sözcük var: Vahşet!
Bu arada emekçiler arasına karışmış yüzleri maskeli kışkırtıcılardan da söz etmeli. Yüzünü kapatan bu kişilerin işçilerin arasında ne işi var? Kendini solda gören bazı sendikalar, bölücüleri ve halktan kopuk maceracıları solcu görüp onlarla yürümeyi sürdürdükleri sürece yurttaşlardan soyutlanırlar. Azalmakta olan üyelerini de yitirirler.
Sabahın erken saatlerinden itibaren İstanbul’da ulaşım durdu. Metro, metrobüs, deniz otobüsleri, şehir hatları vapurları, Boğaz motorları, birçok hattaki belediye otobüsleri çalışmadı. Galata ve Haliç köprüleri açılarak trafiğe kapandı.
Sabahleyin işten çıkan gececi işçiler duraklarda mahsur kaldı. İşe gitmek isteyenlerin durumu ise çok acıklıydı. Hele yevmiye usulü çalışanlar, bir günlük nafakalarının gitmesi karşısında ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Havanın güzelliğini fırsat bilip ailece dışarı çıkanlarsa bir kâbusun ortasındaydılar. Koskoca İstanbul açık hava cezaevine dönüverdi. İnsanlar, saatlerce tutsak oldular AKP’nin faşizan uygulamasına.
AKP, 1 Mayıs’ta önemli bir prova yaptı. Büyük bir toplumsal gösteri durumunda kenti hapsetmenin provası. Bir nevi sokağa çıkma yasağı. Aynı kentin farklı semtleri arasında iletişimi koparmanın denemesini uyguladı iktidar. Çünkü halkta milli bir uyanış söz konusu. Bu dalga büyüdüğünde ne AKP dinler ne de ABD. İşte, dün milli bir kalkışmanın nasıl önlenebileceğinin denemesi yapıldı. Polis, valilik ve belediye gücüyle kentlerin nasıl teslim alınabileceği uygulamaya konuldu.
1 Mayıs’ta AKP, kenti teslim alma denemesi yaparken bir yanılgı içinde. Yarın BOP’a karşı ayağa kalkacak olan yurttaşların ellerinde Türk Bayrağı, dillerinde İstiklal Marşı, başlarında Kuvay-ı Milliye kalpakları, yüreklerinde Atatürk düşüncesiyle yoğrulan vatan sevgisi olacak. Tıpkı 29 Ekim’de olduğu gibi. O zaman ne cop ne tazyikli su ne de gaz bombası işe yarayacak. Çalışmama kararı verilen toplu taşım araçlarını halk yürütecek. Milyonlar ayağa kalktığında her sokak, bir gösteri alanı olacak. Halkın gücü karşısında hiçbir önlem işe yaramaz. Bir de akiller olmayacak milli uyanışın içinde.
Son Osmanlı Padişahı RTE emir verdi, İstanbul’da yaşam durdu. Koca kent cehenneme döndü. Padişahın keyfi yerine gelince yaşam normalleşti. Son padişah olmak zordur. Sonuncuların yazgısı emperyalistlerin gemilerinde son bulmakta.
1 Mayıs’ta İstanbulluları mahkûm eden anlayış halktan karşılığını bulacaktır. AKP’nin demokrasi dışı uygulamaları yurttaşlarca daha açık görülecek. AKP’nin sahte demokratlığıyla emekçiden kopuk sendikacılık, Taksim’deki inşaat çukuruna yuvarlanmıştır. Bundan sonra, her sabah daha aydınlık bir Türkiye’ye uyanacağız.
                                               Adil HACIÖMEROĞLU
                                               1Mayıs 2013


2 yorum:

  1. Erdinç Şener3 Mayıs 2013 23:28

    Bu sendikacılar ve sendikacılık anlayışı ile zor Hocam..İşçi kabuk değiştirdi patronların kucağında mutlu..

    YanıtlaSil
  2. 1 Mayıs Kapitalizmin doğurduğu /BİZ DE VARIZ/ TEPKİSİNİN oluşturulduğu ÖZGÜRLÜK ve EMEK BAYRAMIDIR.işci SINIFININ KARMAKARIŞIK NİTELENDİRMELERİYLE :DEVRİMCİ,ORTAYOLCU,MİLLİYETÇİ,MUHAFAZAKAR KILIFLAR İÇERİSİNDE BÖLÜNDÜYÜ yapıda ne yaparsanız yapın o EMEKÇİ BAYRAMINDA birlik sağlıyamıyorsunuz.Her grubun FANTEZİLERİ VE HEDEFLERİ APAYRI.görünen bu ve o taksimdeki çukura gömülen bir umutsuzluk var mı?yörük memed

    YanıtlaSil