10 Kasım 2013 Pazar

ATATÜRK YENİDEN DOĞUYOR

                                       
Atatürk öldü, dediler. Kurtarıcılar ölür mü hiç? Bilmezler ki Atatürk ölümsüzdür.
Milyonlar, saat dokuzu beş geçe yine soluklarını kesecek, gözyaşlarını akıtacak. Nabızlar atmayacak bir süre.
Birkaç dakikada koca bir tarih, buğulu gözlerin önünden akıp gidecek. Kimi Çanakkale’de, kimi de Sakarya’da görecek onu.
Kimimizin kulaklarında çınlayacak “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” haykırışı.
Kimimiz, İzmir’de karşılayacağız onu, ellerimizde çiçeklerle. Sevinçten hıçkıracağız, gözyaşlarımız Ege’nin uygarlık kokan sularına karışacak.
Kimimiz, Selanik’te doğduğu evin sofasında oturup kalacağız. Hayallere dalarak Askeri Rüştiye’den eve dönen Mustafa’nın gururlu gülüşüyle aydınlanacağız.
Kimimiz, Libya ve Suriye çöllerinde at koşturacağız onunla sömürgeci ordularına karşı. İhanetin diz boyuna çıktığı, Mehmet’in kanının çöl kumlarında gelincik olduğu, geceleri yıldızların gökyüzünde donduğu, gündüzleri taşın kavrularak çatladığı yerde kahramanlık türküleri söyleyerek Atatürk ordularının birer askeri gibi süngü takacağız birlikte.
Kimimiz, Samsun’da demirleyen Bandırma Vapuru’nun güvertesinden el sallayacağız sonsuz ufuklara. Havza’dan Amasya’ya yürüyeceğiz mutlulukla. Erzurum’da kuş olup uçacağız onunla Anadolu içlerine doğru. Sivas yollarına düşeceğiz gece ayazında. Ankara yolunda, Gençlik Marşı’nı söyleyeceğiz gırtlağımız yırtılırcasına.
Kimimiz, Keklikpınarı’ndan Ankara’ya gireceğiz onunla. Aralık soğuğunda üç bin atlı ve yaya seymenle kılıç üşüreceğiz gökyüzüne. Seymenler, tüm heybetleriyle oynayarak yürürken Ulus Meydanı’na onlarla toprağı kutsayacağız.
Kimimiz, Hacıbayram’da duaya durarak en güzel dilekleri dileyeceğiz Tanrı’dan.
Kimimiz, öğretmen olacağız karatahta başında, ışık saçmak için kör karanlığa. Küçücük bir ışıktan bir güneş yaratmak için çalışacağız onunla.
Kimimiz, Alpullu ve Uşak’ta demli bir çayda şeker olacağız tadımlık. Kayseri’de ürettiğimiz ilk uçakta kanat olacağız, güvercinlerle maviliklere karışmak için. Nazilli’de basma dokuyan kızların ellerde kınalanıp kurban olacağız vatana.
Kimimiz, demiryollarında kazma sallayacağız Atatürkçe. Sakarya’da, Eskişehir’de lokomotif ve vagon olacağız maharetli çelik ellerde. Yol alacağız uçsuz bucaksız bozkırlarda gökyüzüne âşık turnalar gibi.
Kimimiz, fidan olup yeşereceğiz, kimimiz de tohum olup düşeceğiz toprağa. Boy atacağız uygarlık savaşında özgürce.
Bazıları Atatürk’ün öldüğünü sanmaktalar 10 Kasım’da. Atatürk, 10 Kasım’da milyonlarca tohum oldu, düştü Türkiye’nin bitek topraklarına. Her gün yeniden doğmakta Atatürk. Yıllar geçtikçe milyonlarca Atatürk fidanı yeşerdi memleket sathında. Göverdi fidanlar, boy attı.
Onu öldürmek isteyenler bin kez ölmekteler utançlarından. O ise öldürmek isteyenlere inat çoğalarak doğmakta, yurdu al bayraklarla donatmakta.
Atatürk’üm; Anıtkabir, Dolmabahçe, Türkiye’min tüm alanları, anıtları dolacak insanlarla. Türk Ulusu, sel olup akacak sana. Sen, bu selleri özlemle kucaklayacaksın her 10 Kasım’da olduğu gibi gururla...
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           10 Kasım 2013


1 yorum:

  1. Atatürk'ün yaşamını , üstün başarılarını , bulunduğu ortamları dikkate alarak , ulusumuzun gönlündeki Atatürk sevgisini ; onun , ulusumuzun yüreğinde yaşayan bir üstün kahraman ve eşsiz devlet adamı oluşunu ne güzel anlatmış Sayın Adil Haciömeroğlu . Teşekkürler !.. ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil