6 Kasım 2013 Çarşamba

ZİHNİYETİ BOZUK SİYASETÇİLER

                                   
Biz sorumluluk makamında, mevkiinde olan muhafazakâr bir demokrat parti olarak, muhafazakâr demokrat bir kimliğe sahip olarak, bu ülkede anne babaların, ebeveynlerin, herkesin çocukları bize emanettir. Biz, kızların erkeklerin devletin yurtlarında karışık kalmasına müsaade etmedik, etmiyoruz. Bazı gazeteler şöyle yazmış, köşe yazarları böyle yazmış, ne yazarlarsa yazsınlar, dünyada eğitim psikolojisinin içerisinde bunun verimlilik açısından hiçbir zaman izahı yapılamaz. Biz burada kesinlikle müdahil olduk ve şu anda yurtlarımızda bu şekilde kızlarımızın erkek öğrencilerle ayrıştırılması çalışmalarını hızla devam ettiriyoruz. Şu ana kadar yüzde yetmiş beş oranında da bunu gerçekleştirdik. (5 Kasım 2013, AKP Grup Toplantısı)”
Yukarıdaki sözler bir başbakana ait. İçinde ne ararsan var. “Ben, diktatörüm.” diyor burada RTE. Gençlerin ve çocukların hepsini kendi kulu gibi gören bir anlayışın dile getirilmesidir bu sözler.
Yurttaşların özel yaşamını denetlemek istiyor son padişah. İnsanların evlerinin içinde neler yaptığını merak etmekte. Kamuya açık yerleri geçtik, özel yaşam alanlarında insanların kendi istediği gibi yaşamasını istemekte. Kendi kontrolü ve anlayışı dışındaki bir yaşamı yasaklamakta.
Yukarıdaki sözlerdeki en vahim bölüm ise olmayan bir şeyi olmuş gibi göstererek kamuoyunu yanıltmak. Daha açıkçası uydurulan bir yalandan yola çıkarak insanların yaşamını denetim altına almak. Türkiye’de devlet yurtlarının hiçbirinde kızlı, erkekli karışık kalınmıyor. Hiçbir iktidar döneminde böyle bir şey olmamış. Kız yurtlarıyla erkek yurtları ayrı yapılardır. Bunu tersini söyleyen yalanın kuyruklusunu söyler. Durum böyleyken yalan söylemek ayıbın en büyüğüdür. Yalan da ahlaksızlık sayılır dünyanın her yerinde.
AKP iktidarı ve diktatör, kız ve erkek yurtlarının aynı yerleşke içinde bile olmasına tahammül edemiyorlar. Amaçları kadın ve erkeği yaşamın her alanında ayırmak. Erkeğin geçtiği yoldan kadını geçirmemektir istekleri. Kadınları, sosyal yaşamdan soyutlamak için geniş bir AKP projesinin ilk adımları bunlar.
Neymiş efendim, öğrenci evlerinde karışık kalınıyormuş. Ev, özel yaşam alanıdır, isteyen istediğiyle kalır. Size ne? Evlerde kalan öğrenciler, “İmam nikâhımız var ya da muta nikâhı kıydırdık.” deseler sorun olmayacak değil mi?
            Valilik ve emniyetin öğrenci evlerine müdahale etmesi, en büyük dileği diktatörün. Bu yolla halk arasında bir muhbir ağı kurmak istemekte. Komşular, öğrencileri evlerinin gönüllü müfettişi olurlar artık. Kapı dinleyenler, olduk olmadık zamanda kapı çalıp içeriyi kontrol edenler, bir şey sorma bahanesiyle öğrenci evlerine dalanlar, giriş ve çıkışlarda öğrencilerin yanındakilerin fotoğraflarını çekenler, alt katlarda oturanların açık perdelerinden içeriyi gözetleyenler... Akla, hayale gelmedik yöntemler kullanır mahallenin ahlak(!) müfettişleri. Özel yaşamın kutsallığına darbe vurmak için bir yarış başlattı RTE.
Zihniyeti bozuk bu siyasetçiler için “kutsal sözcüğü de bir anlam ifade etmez. “Kutsal” olan her şey onların siyasi çıkarları için kullanabilecekleri araçlardır. Kendine saygı duymayanların, başkalarının kutsallarına saygı duyması beklenemez.
Üniversitede okuyan tüm kızların erkeklerle kaldıklarını düşünmekte bu ahlak(sızlık) hafiyeleri. Toplumda yeni bir algı yaratmak peşindeler. Böylece ailelerin, kızları üzerinde baskı kurmalarını kışkırtmaktalar. Aileleri; “Erkeklerle kalacaksa kızım, bari okumasın!” dedirtmek için bu yalanlar. Böylece kızları okutmamanın yollarına taşlar döşenmekte.
İnsan, başkasının özel yaşamını neden merak eder? Bu sorunun yanıtı önemlidir. İnsanlar, kendi yaşamındaki eksiklikler nedeniyle başkalarının özelini merak ederler. Ancak bu, ruh hekimlerinin ilgilenmesi gereken bir konu.
            AKP sözcüleri, bu uygulamaya karşı çıkanlara: “Senin kızın olsa, erkeklerle bir evde kalmasına izin verir misin?” diye sormaktalar. Bu durumda karşı soruyu soralım. “Sizler on dört yaşındaki kızınızı, dedesi yaşındaki biriyle imam nikâhıyla evlendirmek ister misiniz?” sorusu can sıkıcıdır. Ancak ülkemizin önemli bir gerçeğine parmak basmakta.
Kızlar ve erkekler yan yana geldiklerinde hemen cinsel ilişkiye giriyorlar, diye düşünmek hastalıklı, sapkın bir ruh durumunun hezeyanıdır. Böyle düşünmek son derece tehlikelidir. Bu durum karşısında siyasal nedenlerle, resmi görevle, insani ilişkilerin gereği olarak AKP’nin erkek yöneticileriyle el sıkışan, aynı ortamlarda bulunan kadınların kırk kez düşünmeleri gerek.
Zihniyeti bozuk siyasetçi insanı mutlu eden her şeye düşman. Hele insan özgürlüğü, onların anlayabileceği bir şey değil. Çünkü onlara göre insan yok, bir diktatörün kulları var.
Türban konusunda uyumlu(!) davranan muhalefet partileri, AKP’nin ne yapmaya çalıştığını, Türkiye’yi hangi karanlık uçurumlara yuvarlamak istediğini hala anlamadınız mı? Boş gevezeliklerle diktatörlüklere karşı savaşım verilmez, karşıdevrim de önlenmez. AKP ile uyum gösterenlere değil, Cumhuriyet için kavga edecek yürekli adamlara gereksinim var.

Adil Hacıömeroğlu
                                                           5 Kasım 2013

                                                            

1 yorum:

  1. Öğrenci evlerine , NAMUS BEKÇİLİĞİ adı altında sözle sataşan başbakanın ÖZEL YAŞAMA MÜDAHALESİ artık ortaya çıkmıştır. Anayasal güvenceye alınan temel insan haklarına da saldırıdır bu. Öğrenciler de FUHUŞ iftirasına uğratılmıştır. Bu doğrultuda ayrıntılı bilgilerin , uyarıların yer aldığı yazısı için Sayın A. Haciömeroğlu ' na teşekkürler! ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil