25 Mart 2014 Salı

AKP’NİN SAYIŞTAY DENETİMİNDEN KAÇMASI


2013 Bütçesiyle ilgili Sayıştay raporu, TBMM’ye gelmeyince muhalefet ayağa kalktı. AKP, raporu TBMM Genel Kurulu’na ve ilgili komisyona getirmemek için direndi. Resmen devletin denetleme niteliği taşıyan raporu yasama organından köşe bucak saklandı. Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilkti. AKP’nin bu ilki Türkiye’ye yaşatmasındaki korku neydi acaba?
Yolsuzluk yapan, devlet kaynaklarını peşkeş çeken iktidarların korkulu rüyası denetimdir. Yasalara uygun iyi bir denetleme, uygulamada yapılan tüm kirli işleri ortaya çıkarır. Tabi, böyle bir durum karşısında yargı devreye girer. Usulsüzlük yapanlar, bunun cezasını görürler. Anlaşılacağı üzere suç, karşılığını bulur.
AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği savlanan bir konuşma Sayıştay raporları konusuna açıklık getirmekte.
Canikli, Sayıştay yasasında yapılan değişikliğe karşın raporların hala hükümet aleyhinde olmasından dertli. Hükümet aleyhinde derken yapılan usulsüzlükleri saklamamış Sayıştay üyeleri. Devlet ciddiyeti içinde gördüklerini yazmışlar raporlarına. AKP’nin uygulamaları konusunda koruma beklediği çok açık.
Hasan Doğan, Sayıştay konusuna yeni bir çözüm bulmayı önermekte bu konuşmada. Yani tarafsız olması gereken bir kurumu, AKP’ye bağlı kılacak yolların bulunması gerektiğini istemekte. Bu arada Doğan, Sayıştay’ın görevini yapmasını “rezillik” olarak nitelemekte.
Nurettin Canikli, Sayıştay’ın yürütmeye bağlı olmamasından şikâyetçi. Bu durum, AKP’nin demokrasiden ne aldığını anlamak bakımından çok önemli.
Doğan’ın “Zihniyeti, tıyniyeti belli olmayan Sayıştay denetçisi” sözü ibretliktir. AKP’nin, devleti kendi zihniyetine ve de tıyniyetine göre düzenleme isteğinin özet bir anlatımı bu söz. Denetleme organlarında görev alanların hükümetle aynı düşüncede olması istenmekte. Bu da yeterli görülmeyip usulsüzlük konusunda da işbirliği yapılması gerektiği istenmekte.
Sayıtay raporlarının TBMM’ye gelmesi durumunda duman olacaklarını söylemekte özel kalem müdürü.
Anayasa Mahkemesi’nin, Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmesini engelleyen maddeyi iptal etmesi ikiliyi telaşa düşürmekte. Canikli bunu “Hükümet korumasız kelimenin tam anlamıyla. Kapsamlı bir çalışma yapılması lazım, çok acil!” diyerek ifade etmekte. Sormak gerek hükümet neden korumasız? Halka yaptığı hizmetlerden ötürü mü, yoksa yolsuzluklar nedeniyle mi?
2013 raporlarını TBMM’ye gelmek üzere olması Canikli’yi iyiden iyiye korkutmakta. Hasan Doğan. “Peki, Başkanım bizim hiç üyelerimiz yok mu, bunlara hiç direnmiyorlar mı orada?” diye soruyor şaşkınlıkla.
Canikli: “Var, ama bu meslek taasubiyeti var ya bürokrasi... Hepsi Bizim adamımız baktığımız zaman.” diye yanıltmakta karşısındakini. Korku dağları aşmış AKP kadrolarında.
Nurettin Canikli’nin, Sayıştay Başkanı için söyledikleri yenilir yutulur türden değil. “Çok büyük ahlaksızlık yapıyor. Ben artık bu kelimeyi kullanıyorum, bilerek de yapıyorum. Çünkü saman altından sular yürütüyor.” Bu sözler Sayıştay Başkanı için söylenmekte. Görevini yapan adam “ahlaksız” diye nitelenirken halkın paralarını kutulayanlar ahlaklı oluyor öyle mi? Bu AKP’liler, yakından ahlakın tanımını, ölçülerini değiştirirlerse şaşmam.
Sayıştay yasasını, AKP değiştirip kendine uygun yaptığını sandı. Bu konuşmanın bütününe bakıldığında eski yasayı arar durumdalar. Ava giderken avlandılar.
Hasan Doğan, “Oligarşik bürokrasi, diyorduk; biz, beter bir şey yaptık yani.” Diyerek farkında olmadan güzel bir itirafta bulunmakta. Allah söyletiyor bu AKP’lileri...
Canikli: “İnanılmaz şeyler olacak.” diyerek sanki bugünleri görüyor. Yasadışı işler yapanlar, gelecekte kendilerini nelerin beklediğini çok iyi bilirler. Eninde sonunda yasalardan kaçamayacaklarının da farkındalar. Bu nedenle ayakta kalmak için tüm demokratik kurumları ortadan kaldırarak zaman kazanmak en belirgin yöntemleri. Tüm kurumları ortadan kaldırsanız bile insanlığı ortadan kaldırmak olanaksız. İnsanlar en sonunda bu hukuksuzlukların farkına varır ve hesabını sorar.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       25 Mart 2014


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder