22 Haziran 2014 Pazar

TAYYİP GİTSİN DE...


AKP muhaliflerinin çoğunluğu, “Tayyip gitsin de kim gelirse gelsin!” demekte. Türkiye’nin en büyük sorunu siyaseti kişiler üzerinden yürütmeye çalışılmasıdır. Oysa siyaset; farklı duruşları, düşünceleri, dünya görüşleri olanların bir savaşımıdır. Eskiyle yeninin, emekten, halktan yana olanla anamaldan, emperyalizmden yana olanların iktidar mücadelesidir. Kişilerse bir düşüncenin temsilcisidir, zamanı geldiğinde kişiler arasında nöbet değişimi olur.

Tayyip gidecek de kim gelecek? Tayyip gidince AKP düşüncesi iktidardan gidecek mi? Tayyip gidince AKP’nin temsil ettiği gerici, ABD’ye bağımlı siyasal yapı tamamen ortadan kalkacak mı?

Yukarıdaki sorular iyi yanıtlanmalı. Türkiye’nin Cumhuriyet güçleri, kişilere odaklı bir politika izleyerek ne AKP’yi ne de Tayyip’i yıkabilir. Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla örgütlenen ve sinsice toplumun tüm katmanlarına kök salan AKP düşüncesiyle topyekûn savaşım gerekli. Onun toplumdaki köklerini koparmalı. Bu siyasal oluşumun köklerinin dışarıda olduğunu, emperyalistlerce görevlendirildiklerini anlatmalı halka. Suriye ve Irak’ta akan Müslüman kanlarının AKP ile ABD’nin işbirliğiyle olduğunu söylemeli herkese.

AKP’nin Türkiye’yi yağmalayan, yağmalatan bir çete olduğunu sabırla anlatmalı halka. Özellikle bu siyasal oluşumun emperyalizm bağımlı bir taşeron olduğunu kanıtlarıyla söylemeli.

1950’den beri iktidara gelen sağ partiler, Türkiye’yi adım adım dışa bağımlı duruma getirdiler. Her sağ iktidar, Cumhuriyet kalesinden taşlar söktü; Ortaçağ düşüncesinin topluma yerleşmesi için gedikler açtı. Menderes gidince Cumhuriyet kurtuldu mu? En çok imam hatip açmakla övünen Demirel, emekliye ayrılınca Cumhuriyet’in laik okulları çoğaldı mı?  Özal devri bitince tam bağımsızlığımız sağlandı mı? Çiller, köşesine çekilince dışa bağımlı gericilik iktidara daha güçlü gelmedi mi?

Her sağ lider değişiminde ABD destekli gericilik daha güçlenmiş olarak iktidara geldi. Demek ki sorun, kişilerin gitmesiyle hallolmuyor. Sorunu kökünden halletmenin yolu, dışa bağımlı gericiliği toplum nezdinde mahkûm etmektir. Onun siyaset ve devlet içindeki gizli/açık ortaklarını, destekçilerini açığa çıkarmaktır.

Tayyip gitsin. Gitsin, tamam... Gül ya da Arınç gelirse memleket erince mi kavuşacak? Ya da AKP içinden başka biri BOP eşbaşkanı olduğunda Cumhuriyet kurumları yeniden etkin mi olacak?

Şu iyi bilinmelidir ki; ABD, İsrail, İngiliz desteğiyle ılımlı İslamcı çizgide eğitilmiş kim olursa olsun Türk Milletine düşmanlık yapacaktır. Cumhuriyet karşıtlığı bu güruhun olmazsa olmazı. Dışarıdaki efendilerine hizmet için yetiştirildi bu kadrolar. İslam dünyasına kan tohumları ekmek için yıllarca emperyalizmin kucağında beslendiler.

Bir kişi gider, başka birisi gelir. Bu nedenle Tayyip gitsin diye benzer birinden medet ummak, bizleri Ortaçağ bataklığına daha çok çeker. Tayyip de gitsin, AKP’de. Hem de bir daha gelmemek üzere...

ABD’ye bağımlı Ortaçağ düşüncesinden kurtulmanın yolu, Cumhuriyet devrimlerini savunmaktan geçer. Atatürk’te birleşirsek gericiliği ve emperyalizmi yeneriz, tıpkı 1923’te olduğu gibi.
                                                           
                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                           22 Haziran 2014

4 yorum:

  1. Bu yazıda önemli bir saptama var : Ülkemizde siyaset , kişilere bağlıymış gibi görülüyor ; siyasal sistem , altyapı dikkate alınmıyor. Oysa , siyasal düzenin bir niteliği vardır. Kaba çizgileriyle emperyalizme bağlı sömürü düzeni bir yanda ; ulusal kaynakları değerlendiren , toplumcu ve bağımsızlıkçı düzen de bir yandadır ve bu iki düzen birbiriyle çelişir.Ülkemizin ve toplumumuzun kurtuluşu ; ulusal bağımsızlığı ilke edinen toplumcu düzen anlayışıyla sağlanabilir. Atatürk'ün kurduğu düzen de budur. Bu düzen içinde Osmanlı'dan kalan dış borçlar ödendi ; cumhuriyetin heyecanı ile verimli çalışma ve üretim arttı. A. Menderes Dönemine dış borç olmadan girildi. Ne yazık ki , Menderes'le başlayan dışa bağımlılık , ülkemizin , insanlarımızın sömürülmesine dayalı olarak günümüze dek geldi. Şimdi RTE 'nin gitmesi , onun yerine benzerinin gelmesi sorunu çözmez. Kişilerde değil , ekonomik, siyasal düzende aranmalı kurtuluş. İşte bu konudaki yazısı ile karşımızda A. Haciömeroğlu. Teşekkürler!
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  2. Kaleminize ve yüreğinize sağlık çok yerinde güzel tesbit...1977 de Ecevit başkanlığındaki CHP yüzde 42 oy almıştı....Ecevit ABD nin ambargosuna rağmen bağımsızlığı savunarak bu oyu almıştı...
    Ondan sonra aman Kürtleri küstürmeyelim, aman dindarlara ters düşmeyelim diye diye sadece iktidarı değil halkı da yavaş yavaş dincilerin kucağına ittik....
    Şimdi de Özal gitti Çiller gelldi, o gitti Tayyip geldi ile uğraşıyoruz...Tayyipler tükenmiyor ki ! Bu konuda ilkeli olmak ve gericiliğin karşısına topyekün dikilmek gerek...

    YanıtlaSil
  3. ABD’ye bağımlı Ortaçağ düşüncesinden kurtulmanın yolu, Cumhuriyet devrimlerini savunmaktan geçer. Atatürk’te birleşirsek gericiliği ve emperyalizmi yeneriz, tıpkı 1923’te olduğu gibi.

    Yorumuz başım üstünde...amaa
    Düşünür isek bu baglaçta yetişen ilim ve bilim adına ele alacagımız nitelikleri çogaltık mı ??
    Sözler havada kalmadımı ?
    Bir kişi bile çıkarabildikmi Atatürk ilkelerini yaşatan..yaşatacak olan.
    Ordu kuzu kuzu telim edilmedimi ,bu kadardamı çürükmüş Cumhiriyetciler,Lafla peynir gemisi yürüte yürüte bu günlere gelmedikmi.?
    Sadede gelmeliydik,sen sahip olursa kelimesini okuduk ama anlamadık çok belli...
    Geçmiş olsun denecek durumdayız.yazık oldu....

    YanıtlaSil
  4. Kısaca güzel bir t...espit

    YanıtlaSil