11 Temmuz 2014 Cuma

“ÇÖZÜM” DEDİĞİNİZ BÖLÜNMEK Mİ?


“Açılım, çözüm” sözcükleri söylendiğinde “bölücülük” çağrışımı yapmakta belleklerde. AKP hükümeti, ne zaman “Terörü önlemek için çözüm öneriyoruz.” Dese bilin ki Türkiye için yeni bir bölünme yasası çıkacak. Bilin ki, PKK’ya yeni ödünler verilecek. Bilin ki, terör örgütü daha çok meşrulaşacak.

Hafta içinde TBMM’ye yeni bir çözüm paketi geldi. AKP ve PKK, mutlulukla açtılar, paketin kurdelelerini. İçinden AKP’den PKK’ya yeni armağanlar çıktı. Bölücü örgüt, her geçen gün iktidar partisi sayesinde hem askeri hem siyasal hem de uluslararası alanda güçlenmekte.

PKK, çözüm süreci boyunca askeri varlığını güçlendirdi. Yeni militanları rahatça eğitme fırsatı buldu. Eski kadrolarını korudu, zayiat vermedi. TSK’nın bölgede birçok mevziyi boşaltmasıyla bölücü örgüt, yeni alanlarda konuşlanma fırsatı yakaladı. Dağlarda saklanan bölücü militanlar, artık kentlerde, karayollarında rahatça silah ve üniformalarıyla dolaşmaktalar. Nasıl olsa karışan, görüşen yok!

PKK, siyaseten güçlenmiştir çözüm süreci boyunca. Kentlerde ve kırsal alanlarda rahatça siyasal propaganda fırsatı yakaladı. Birçok yerde paralel devlet uygulamasına gitti bölücü örgüt. Vergi topladı. Kaymakam atadı. AKP hükümeti ise sırtını döndü.

Uluslararası alanda güçlendi PKK, AKP sayesinde. Devletmiş gibi davranıldı ona. Ortadoğu politikalarında ittifaklar oluşturdular. Çözüm süreci zaten emperyalist güçlerce dayatılmıştı. Bölücülük duvarına konan her tuğlayı, emperyalist güçler elleri patlayıncaya kadar alkışladılar.

Yeni çözüm paketiyle sorun dış müdahalelere açık duruma geldi. Çünkü PKK’ya yasal dayanak oluşturularak uluslar arası hukuk kurallarına göre taraf sayıldı artık. Türkiye ile PKK arasındaki, anlaşmazlıklarda yarın BM kararları önümüze gelirse şaşırmayalım.

TBMM, son çözüm paketini onaylayarak kuruluş amacını reddetmiştir. Vatanı kurtarmak, ulusun birliğini savunmak için kurulan bir meclisin bölücü bir çözüm paketini onaylaması yakışıksızdır. Milletvekilleri, yeminlerine uymamıştır. Anayasanın “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” değiştirilemez üçüncü maddesine aykırı davranmıştır milletvekilleri.

Terör örgütüyle görüşen devlet görevlilerinin yargıdan korunması çok ilginçtir. AKP hükümeti, terör örgütüyle ve bölücü başıyla yapılan görüşmelerin suç olduğunu bilmekteler. Bunun içinde kendilerini yasal korumaya almaktalar. Bu koruma zırhıyla artık AKP, gizli değil, açıkça görüşecek terör örgütüyle.

Bundan sonra neler olacak?

Başta Öcalan olmak üzere PKK militanlarına af gündeme gelecek. Bu konuda AKP ve PKK arasında anlaşmanın çoktan yapıldığı açıktır. Yine sıcak Ağustos’un en önemli gündem konusu, özerklik tartışmaları olacak. Çünkü özerklik, başkanlık sisteminin olmazsa olmazıdır. “Türkiye, Ankara’dan yönetilmiyor; yerel yönetimler güçlendirilmeli.” denerek demokrasicilik oyunuyla bölücülük yasalaşacak. Böylece devlet, devleti yönetenlerce bölünüp parçalanacak.

Kamuoyu yapay tartışmalarla oyalanırken muhalefet şaşkınlık içinde ne yapacağını bilmezken bölücülüğün yasalarla desteklenmesi kolay olacak. Irak’taki gelişmelere bakınca AKP ve PKK işi hızlandıracaklar.

10 Ağustos sonrası AKP ve PKK’nın hesabını bozacak dinamikleri hareketlenebilir. Cumhuriyet güçleri, bölücü planları bozabilir. AKP ve PKK’nın “Nasıl olsa bizi engelleyecek muhalefet yok.” Anlayışıyla fütursuzca davranması, kendilerini hayal kırıklığına uğratabilir. 11 Ağustos, siyasetin hareketleneceği, Cumhuriyet güçlerinin güçlendiği, AKP-PKK cephesinin gerilediği bir dönemin başlangıcı olacak.

Gecenin aydınlığa gebe olduğunu unutmamalı. Kapkara bulutları dağıtanın sert bir rüzgâr olduğu yadsınamaz bir gerçek. Türkiye’de BOP düzenini dağıtacak olan da halkın estireceği Cumhuriyet rüzgârıdır.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           11 Temmuz 2014



1 yorum:

  1. Seçimle geldiler. Ve bir daha da gitmediler. Gidecekleri de yok gibi. Yazınızda sözünü ettiğiniz AKP-PKK ve açılımlar vs. oy verenlerin desteğiyle olmuştur. Oy verenler kimler? Tabii ki de bu ülkenin halkı. Sözün bittiği nokta da bu zaten.

    YanıtlaSil