6 Ağustos 2014 Çarşamba

AKP Mİ, CEMAAT Mİ?


AKP ile Cemaat uzun süredir çatışmakta. Başlangıçta kamuoyundan saklanarak verilen güç savaşı, yerel seçim öncesi açıkça ve her iki tarafın tüm olanaklarını kullanmasıyla sürdürülmekte. İktidarın iki ortağının bu savaş için uzun süredir yığınak yaptığı da gözlerden kaçmamakta.

AKP ve Cemaat, 2002’den beri iktidar ortağıdırlar. Cumhuriyet yıkıcılığını, birlikte yaptılar. TSK’ya kumpası, birlikte kurdular. Cumhuriyet aydınlarını, birlikte tutsak ettiler. Laik eğitim sistemini, birlikte mahvettiler. Yargıyı, birlikte siyasallaştırdılar. Polisi, suçsuz kişilere tuzak kurma aracı durumuna birlikte getirdiler. Haksız rekabetle iktidar olanaklarını kullanarak birlikte varsıllaştılar. Türkiye’nin emekçi halkını, birlikte yoksullaştırdılar. BOP eş başkanlığında birlikte görev yaptılar. Ortadoğu’da oluk gibi kan akarken ellerini birlikte ovuşturdular ve bir damla gözyaşı dökmediler. Türk tarımını ve hayvancılığı, birlikte çökerttiler. Yerli sanayiyi, birlikte ortadan kaldırdılar. Kamu mallarını, birlikte eşe dosta peşkeş çektiler. Yeşil aklanları, birlikte yağmaladılar. Türk bilim yaşamını el birliğiyle mezara gömdüler. Merkezi sistemle yapılan her türlü yansızlık ilkesini birlikte bozdular. Sınav sorularını birlikte aşırdılar. Yazıyı uzatmamak için her şeyi sayamayacağım. Toplumdaki ahlak çöküntüsünün nedeni de ikisidir. Eğer toplum, hırsızlıkları kanıksamaktaysa suçlusu AKP ve Cemaat’tir. Bu yolsuzluk, hırsızlık düzenini birlikte oluşturdular. Bugün yaşamımızda ne kadar olumsuzluk varsa hepsini birlikte yaptılar. Birini, ötekinden ayırmak olmaz. Çünkü suç ortağıdırlar, topluma hesap vermelidirler.

AKP ve Cemaatten birisinin yanında yer alan kim olursa olsun yanlış yapar. Her ikisinin de suçu aynıdır. Birinin günahı, diğerinden bir gram bile eksik değil. İkisi de masum değil. Ama ikisi de zalimdir. İkisi de yalandan beslenmekte. İkisinin de kökü dışarıdadır. İkisi de halkı kandırmaktadır. Yok, birbirlerinden farkları.

Dünün zalim kumpasçıları, kalkmışlar bugünün masumu olmaya çalışmaktalar. Sanki TSK’ya ait kozmik oda bilgilerini çarşıya pazara düşüren onlar değilmiş gibi. Suçsuz yere tutsaklaştırılanlar, onların yüzünden hapishanelerde ölmemiş gibi kuzu postuna sarılmaktalar. Ergenekon ve Balyoz tutsakları sahte delillerle tutukevlerine dolduranlar onlar değilmiş gibi kamuoyu desteği istemekteler muhalefetten.

Bazı dostlarımız, AKP iktidarının Cemaat’ten hesap soramayacağını söylemekteler. Haklıdırlar... Devlet içinde yuvalanmış Cemaat’ten hesabı AKP değil, halk soruyor, halk... Son yıllarda gittikçe yükselen halk hareketleri olmasaydı, AKP-Cemaat kavgası başlar mıydı? Bu kavga batmakta olan iktidar gemisinin mallarını paylaşma kavgasıdır. Her şey düzgün giderken neden kavga çıkarsınlar ki?

AKP iktidarı döneminde hukuk ayaklar altına alındı. Yargı, İktidarın (AKP-Cemaat) isteği doğrultusunda siyasallaştırıldı. Ama yine Türkiye’de, Cumhuriyet’i koruyacak savcılar, vicdanıyla hareket edecek yargıçlar var. Bu savcı ve yargıçlar iktidar istese de istemese de şu anda sürdürülen hukuksal sürecin içine girecekler.

AKP’liler, Cemaat’i neyle suçlamaktalar? RTE ve bakanların telefonlarını izinsiz dinlediklerini söylemekteler. Peki, dinleme kayıtları ortaya çıktığında ne demişti AKP’liler? “Bu kasetler montajdır, dublajdır...” gibi sözlerle yalanlamışlardı. Adında “bilim” sözcüğü olan AKP güdümlü kuruluş “kasetlerin hece hece montajlandığını” sözde raporla açıklamıştı.

Kısacası AKP’liler, iki seçenek arasındalar. Ya eski düşüncelerinde diretip “Montajdır.” deyip Cemaatçi polislerin suçunu ortadan kaldıracaklar... Ya da dinleme kayıtları doğrudur diyerek bu polisleri hapsedecekler. İkinci seçeneği yeğlediklerinde, o zaman dinleme kayıtlarındaki rüşvet ve yolsuzluk konuşmalarının da gerçek olduğunu kabul etmiş olacaklar. Böyle bir durumda harekete geçecek bir savcı çıkmaz mı? AKP’nin “paralel devlet” konusunda atacağı her adım, kendisini de sanık sandalyesine yaklaştıracaktır. Hele kavga biraz daha derinleşsin, bakalım. Ortaya ne kirli çamaşırlar çıkacak göreceğiz.

AKP’nin memurları, “paralel devleti” örgütlerken hükümet ne yapıyordu? Memurun işlediği suçta, amirin hiç mi sorumluluğu yok?

Muhalefet partileri, “paralel devlet” soruşturmasının derinleştirilmesini istemeliler. Destek olmalılar bu soruşturmalara. Eğer AKP’yi yıkmak istiyorlarsa bu yoldan gitmeliler. İşin eninde sonunda AKP’ye dayanacağını görmeliler. Suç ortaklıkları açıkça ortada olanlardan birinin, yargıdan sıyrılması olanaksızdır.

“Paralel örgüt” davasının mahkeme süreci başladığında asıl cümbüşü o zaman izleyeceğiz. Bu işin ciddiyetini anlayan polislerin kendilerini kurtarmak düşüncesiyle yapacağı itiraflarını işiteceğiz hayretle. O zaman göreceğiz AKP-Cemaat işbirliğinin ne haltlar karıştırdığını? İktidar (AKP-Cemaat) soruşturulsun da neresinden soruşturulursa soruşturulsun, ister istemez tüm suçluların sanık sandalyesine oturacağı bir bataklık ortaya çıkacaktır.

“Cemaat, hukuksuzluğa uğruyor.” düşüncesiyle soruşturmaların derinleşmesini önlemek, başta RTE olmak üzere Cumhuriyet yıkıcılığı ve yolsuzluk yapmış AKP’lilerin yargıdan kaçmasının yolunu aralar. Aman dikkat! AKP ve Cemaat’i yargılanmadan kurtaracak adımları atmayın ey muhalefet!
                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                           5 Ağustos 2014

1 yorum:

  1. Ülkemizin hukuk düzenini , eğitimini , laik cumhuriyet esaslarını, iç ve dış politika değerlerini ; gelir dağılımını ; toplumsal birlik ve bütünlüğünü bozan AKP- CEMAAT ortak iktidarının ülkemizi nasıl yağmaladığı da anlatılmış bu yazıda. Şimdi '' PARALEL YAPI OPERASYONLARI '' diye adlandırılan öç alma baskınları ; olası bir yargılamada AKP 'nin kirli çamaşırlarının da ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır. Muhalefetin , burada yargılanmalara engel olması , RTE'nin ve AKP'nin işine yarar . Çünkü Bu yargılama olmasa , onların suçu kolayca sergilenemez. İşte bu noktada da muhalefete uyarısı var Sn. A. Haciömeroğlu'nun..Teşekürler!..
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil