21 Ağustos 2014 Perşembe

ALMANYA, TÜRKİYE’Yİ NEDEN DİNLER?


Büyük devlet olmanın ilk koşulu sağlam bir istihbarat örgütünün olmasıdır. Dünya üzerinde egemenlik mücadelesi veren ülkelerin en büyük savaşları istihbarat örgütleri üzerinden olur. İstihbarat bilgileri, devletlerin politika oluşturmalarında önemli veri ve kaynak oluşturur.

Almanya, iki dünya savaşında da yenilip perişan olmasına karşın ayağa kalkmasını başarmış bir ülkedir. Dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahiptir. Ekonomik gücünü koruyup sürdürmesi, siyasal gücüyle orantılı. Bu siyasal güç de istihbarata dayanması gerek. Dünyada başrol oyuncusu olmak kolay değil.

Almanya ekonomisi, sanayiye dayalı. Sanayinin de asıl dayanağı enerji. Enerji kaynaklarını güvence altına alamayan bir ülke, sanayisini ayakta tutamaz. Hele bir sanayi ülkesinin kullanacağı enerji kaynakları yetersiz ve dışa bağımlıysa işi daha da zordur.

Almanya çok fazla sanayi ürün üretmek için, çok fazla enerji tüketmek zorunda. Bu nedenle de zengin enerji kaynaklarının bulunduğu ülkelerle iyi ilişkiler kurması gerek. İyi ilişkinin yolu da siyasal yakınlaşmalardan geçmekte. Bu yolla enerji kaynaklarını güvence altına almayı düşünmekte. Üstelik petrol varsılı ülkeler, aynı zamanda sanayi malları tüketimi açısından iyi bir pazar. Bunun içindir ki Almanya, Ortadoğu, Orta Asya ve Rusya ile ilişkilerini geliştirmek zorunda. Bu coğrafyaların orta yerinde bulunan ülke de Türkiye. Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle dünyanın en önemli ülkelerinden biri. Türkiye, enerji savaşlarında kilit ülkedir.

Son yıllarda Almanya’nın dış siyasetinde önemli değişiklikler olmakta. Rusya ile hızlı bir yakınlaşma var. Uzun erimli, olağanüstü boyutta enerji anlaşmaları yapılmakta iki ülke arasında. Bu demektir ki Almanya, NATO ve ABD politikalarından yavaşça uzaklaşmakta. BRİCS ülkeleriyle Şanghay Beşlisi’ne yakınlaşma söz konusu. Çünkü dünyada güç dengesi değişmekte. Pasifik ülkelerinin gücü her geçen gün daha çok hissedilmekte.

Geçtiğimiz günlerde ABD ile Almanya arasında dinleme krizi baş gösterdi. İki ülkenin derinden derine süren rekabeti, istihbarat alanında su yüzüne çıktı. ABD, Almanya’nın yeni arayışlar içinde olduğunun farkında. Bu nedenle de onun hangi siyasi adımları attığını yakından izleme isteğinde. Almanya’nın dünya savaşlarının acısını unuttuğu düşünülmesin. Savaşlarda toprak yitirmiş, ülkesi bölünmüş, ordusu dağıtılmış, bu nedenlerle onuru incinmiş bir Almanya var karşımızda.

Almanya istihbarat çalışmalarıyla Ortadoğu’da rol kapmak, etkinliğini artırmak isteğinde. Türkiye de Ortadoğu’nun anahtarı.

Almanya’da iki milyonu aşkın Türk’ün yaşadığı unutulmamalı. Bu durum da Türkiye ile ilişkileri açısından önemlidir.

Türkiye’deki siyasal gelişmeler yukarıda anlattığımız nedenlerden ötürü Almanya açısından önemli. Ne yazık ki Türkiye, AKP iktidarı döneminde istihbarat alanında çökmüştür. Yılların birikimiyle oluşturulan devlet gelenekleri terk edilmiştir. Bu nedenle siyasal iktidarların belirlenmesinde dış etkenler önemli rol oynamakta. Büyük devletler bunun farkında. Yakında her güçlü devletin Ankara’da bir siyasetçisi olursa şaşmamak gerek. Tıpkı Osmanlının son döneminde olduğu gibi...

Türkiye’de iktidar değişince her şey değişiyor. Oysa büyük devletlerde hangi parti iktidar olursa olsun devlet politikaları, gelenekleri değişmemekte. Ulusal politikalar, tüm partiler tarafından saygı görmekte. Türkiye’de ise özellikle AKP iktidarı döneminde, kendi devletiyle kavgayı birinci sıraya oturdu. Bu nedenle de Türk devletine karşı olan uluslararası güçlerin saldırılarını hoş karşıladı çoğu zaman AKP’liler. Özellikle AB ve ABD’den gelen telkinler doğrultusunda yüz yıllık gelenekler terk edildi, bin yıllık kurumlar çökertildi. Devlet kendi içinde bir kavgaya tutuştu.

Uluslararası alanda yapılan istihbarat savaşlarını dikkatle izlemeli. Türkiye ile ilgili dudak uçuklatan bilgiler saçılacak ortalığa. Anlı şanlı siyasetçilerin kim için çalıştıklarını öğreneceğiz. Ne diyelim? Her şerde bir hayır vardır... Dıştan dayatmalarla, medya boyamalarıyla paraşütle siyasete inenleri, içinde zerre kadar Türkiye sevgisi olmayanları, ulusu soymak için bin türlü yalanın ardına sığınanları görürüz de halktan yana politikacıların değerini biliriz. Yurtsever kişilerin siyasette çoğalmasına destek veririz.
                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                           21 Ağustos 2014

2 yorum:

  1. Deniz Feneri vurgununu ortaya çıkartan Alman savcılara ve tüm adalet ve asayiş personeline bu vesile ile tekrar şükranlarımı sunuyorum....büyük devletin savcısı da büyük oluyor.. büyük olmak başka bir şey, ahh ahh..

    YanıtlaSil
  2. Ortadoğun'un zengin maden kaynakları , petrolü ve tüketici nüfusu ; gelişmiş ülkeler için bir çekim merkezidir. Türkiye de bu yörede kilit ülkelerden biridir. Almanya ; bu esaslar doğrultusunda Ortadoğu'da ekonomik egemenlik kurmanın arayışında istihbaratını güçlendirme çabasındadır. Türkiye'yi de dinlemeye yönelmesi , bu durumla ilintili sayılabilir. Bir de Türkiye'de DEVLETİN VE ULUSUN TEMEL ÇIKARLARINI KORUYUCU ilkeler AKP döneminde gözardı edilmiştir. Her alanda olduğu gibi , İSTİHBARAT alanında da bir çökme görülmekte Türkiye'de. İşte Almanlar da bu yetersiz yönetimin boşluğundan yararlanıp ülkemizi dinlemiştir. Konu ile ilgili ayrıntılar Sn. A. Haciömeroğlu'nun yazısında yer almaktadır. Teşekkürler! ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil