13 Ağustos 2014 Çarşamba

RTE NE YAPTI, İHSANOĞLU NE YAPMADI?


Seçimlerde propaganda dönemi öncesi yapılacak plan, program ve süreç boyunca izlenecek strateji önemlidir. Yine seçim süreci içinde yapılacak taktik değişikleri başarı için gereklidir.

AKP, bizce gerici bir partidir. Ancak seçimlerde çağdaş yöntemlerle propaganda çalışmaları yapmaktalar. Oysa çatı adayının ve onu destekleyen partilerden çağdaş yöntemlere uygun bir propaganda biçimiyle seçmeni etkilemelerini beklerdik. Ne yazık ki bunun tersi oldu.

AKP ve Erdoğan, seçim stratejilerini “seçmene milli çağrışımlar yaptırmak, mutlu ve yükselen bir Türkiye algısı yaratmak, halkla bütünleşmiş bir aday duygusu yaratmak” üzerine kurguladılar. Şimdi, konuyu biraz açarak ele alalım.

Erdoğan’nın ilk başta “İstiklal Mücadelesi” söylemi gelişi güzel ortaya atılmış bir söylem değil. Halkın büyük çoğunluğunun Atatürk ve Cumhuriyet’e bağlılığı ortadadır. AKP, on iki yıllık iktidarında halkın bu bağlılığını yok edememiştir. Bu gerçek karşısında seçime başlarken “İstiklal Mücadelesi” vurgusuyla Erdoğan mitinglerine Samsun ve Erzurum’dan başladı. RTE’nin hiç hakkı olmadan propaganda için kullandığı bu değeri, CHP ve MHP’nin sahiplenmiş olmasını beklerdik; ama ne yazık ki olmadı. Oysa “İstiklal Mücadelesi” CHP önderliğinde gelişen bir kurtuluştu.

“İstiklal Mücadelesi” vurgusuyla kendine tarihsel kök uydurmaya çalışan RTE, ikinci aşamada “Yeni Türkiye” dedi. Bundan kasıt durağan olmayan, sürekli değişen, yenileşen Türkiye algısını yaratmaktı kamuoyunda. Oysaki bu altı oktaki devrimcilik ilkesiydi. CHP, bu konuda daha gerçekçi bir propaganda zemini üretebilirdi. AKP, siyasal yaşamı boyunca inanmadığı, gelecekte de inanmayacağı bir ilke üzerinden oy devşirdi.

Bir sonraki aşamada RTE, “Milletin Adamı” sloganıyla çıktı ortaya. Bu kucaklayıcı, kendini halktan gösteren bir algı yaratma yöntemiydi. Seçkinciliği reddetmek amacıyla bu slogan seçildi. Halk çocuklarının devlet yönetimine gelmesi Atatürk’le olmuştur, bu da halkçılık ilkesiyle anlatılmıştır. Her yurttaşın sınıf, zümre, köken farkı olmaksızın eşit kabul edilmesidir. CHP’nin ambleminde bulunan altı okun birisi de halkçılıktır. Eee, sen partinin adını YCHP yaparsan eloğlu gelir, senin yüz yıllık ilkenden propaganda malzemesi çıkarır.

Propaganda çalışmalarının son haftasında AKP/RTE, “Türkiye’nin Yıldızları” başlığında bir algı yönetimine geçildi. Tarihsel vurgularla ve ulusal değerler üzerinden kapsayıcı bir görüntülü reklam çalışmasıyla halkta devinim yarattılar. Hem de seçim yasaklarını delerek... Seçim çalışmalarında kullanılmaması gereken simgeler kullanıldı bu propaganda filminde. Ancak AKP’yi can havliyle tarihsel ve toplumsal değerlere yönelten şey neydi? Bölünme tehlikesi (Oysa bölünmeyi hızlandıran da AKP açılımlarıdır.) tüm yurdu kapsarken ve çevremizdeki ülkeler iç çatışmalarla yanarken RTE, kazanmak için tarihe sarıldı. Hem de hiç hakkı olmadığı halde... Tarih yaratan, tarih yazan CHP kendi yazdığı tarihi sahiplenemedi. Cumhurbaşkanlığı forsundaki on altı Türk devletini bir mutluluk kaynağı kabul eden MHP, bu davranışının sözden öteye gitmediğini gösterdi.

AKP, hem CHP’nin hem de MHP’nin değerleriyle onların çatı adayını yenme stratejisini kurdu. CHP ve MHP mi ne yaptı? Ne olduğunu anlamadan yalnızca izlediler. Önceden hazırlıkları yoktu. Seçim çalışmalarını üzerine oturtacakları bir stratejileri olmadı.

AKP tüm örgütleri ve üyeleriyle seçime asılırken CHP ve MHP kendiliğinden gelişen, plansız, programsız bir çalışma yolu tutturdular. Erdoğan’ın seçim çalışmalarına, saldırılarına karşı alelacele bir şeyler ortaya attılar. Ortaya attıkları şeylere kendileri de inanmadılar. Nasıl mı?

Önce “Ekmek için Ekmeleddin!” dediler. Her yönüyle aceleyle bulunmuş bir slogan. Büyük bir olasılıkla da demode, ufuksuz birinin ayaküstü uydurduğu bir söz bu. Daha sonra bu sözden hareketle “Sevgiyi ekmek için Ekmeleddin!” dendi. Tabi, bu sözler de tutmadı, toplumun belleğinde yer etmedi.

RTE, il il mitinglerde gezerken çatı adayı, adı olan ama etkinliği olmayan sivil toplum örgütleriyle söyleşmeyi yeğledi. Ne yazık ki CHP ve MHP yönetimleri bu konuda adaylarına gerekli alt yapıyı oluşturarak destek olmadılar. Geniş kitlelerle bulaşamayan bir adayın Türkiye’de seçim kazanmasını beklemek saflıktır.

AKP/RTE, kazanmak için yasal sınırları da aşan bir propaganda stratejisi uyguladı. CHP-MHP ise yapabilecekleri çok basit çalışmaları bile yapmadılar. Adeta seçim alanlarını Erdoğan kazansın diye AKP’nin egemenliğine bıraktılar. Kendi kuruluş ilkelerine, tarihine sahip çıkmaktan aciz CHP ve MHP yöneticilerinin bu durum karşısında seçim kazanmak diye bir amaçlarının olduğu söylenebilir mi?

Adayların belirlenmesi, propaganda süreci, izlenen stratejiler göz önüne alındığında muhalefetin, cumhurbaşkanlığını Erdoğan’a altın tepside sunduğunu söyleyebiliriz. Çankaya, CHP ve MHP yöneticilerinin siyasal yetersizlikleri yüzünden Erdoğan’a armağan edilmiştir. Cumhuriyet’in en önemli orununa, Cumhuriyet’i yıkım memurunun getirilmesini Türk Ulusu bağışlamayacaktır. Tarih, bu aymazlığın hesabını er geç soracak.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           13 Ağustos 2014





4 yorum:

  1. MHP anti-komünizm döneminin yıldızıydı.Komünist ülkeler çökünce bir işlevinin kalmaması normaldir de CHP 'ye ne oluyor?Yoksa hasta çoktan öldüde, biz mi anlayamadık?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konulara girersek işin içinden çıkamayız. Ona bakarsanız, günümüzde de milliyetçiliği (ulusalcılığı) Amerikan karşıtlığı olarak görenler çok.

      Sil
  2. Kafası ortaçağ teokratik yapısına dayanan RTE , propaganda aracı olarak çağdaş araç ve yöntemleri ; seçim yasağı gözetmeden kullandı.Havuz medyası, yandaş reklamcılar , devletin araçları onun uğruna seferber edilirken ; CHP 'nin halkçılık ilkesini ; CHP ve MHP'nin milliyetçilik anlayışlarını miting alanlarında alabildiğine kullandı ; hem de bunların hiçbiri ile ilgisi yokken. Bu yolla ,muhalif partilerin küskün oylarını yanına çekme amacıydı ve belli oranda bunu başardı. Ne var ki ; Ekmeleddin'i ÇATI ADAYI belirleyen iki parti , ne miting düzenlediler , ne de adayı tanıtıcı , benimsettirici reklam yaptılar. Ekmeleddinin topluma yabancı olduğu vurgusu da , RTE 'nin becerisi ; Ekmeleddin'in ve muhalefetin aymazlığı ile yutturuldu. Muhalefetin varlığı yeterince duyumsanmayınca ; RTE'nin eriyen oylarına karşın seçilmesi kolaylaştı. Bu durumun çözümü olan yazısı için Sn. A. Haciömeroğlu'na teşekkürler!
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  3. Yazınızın tamamına katılmamla birlikte, bana göre eksik olan kısımlarına ilave yapmak isterim. Cumhur başkanı yol-köprü yapmaz diyen bir düşünce nasıl EKMEK verecek. O iş icra ile alakalı. Seçim öncesi çalışmalar hakkındaki analiziniz mükemmel ama ne işe yarar. Keşke aday tespiti esnasında aynı meyanda çalışmalarınız olsaydı. Adayın yanlış yada doğruluğu tespit aşamasında konuşulur, aday belirlendikten sonra her şey seçimi kazanma yada kaybettirme esasına göre ayarlanır. Aday aleyhine her türlü propagandayı yap, seçime beş kala kime oy vermeyeceğini (vereceğini değil) deklere et sonrada eleştir, ne derece doğru. Ara sırada özeleştiri yapmak lazım.

    YanıtlaSil