2 Eylül 2014 Salı

CHP OLAĞANÜSTÜ KURULTAYI

                                   
CHP’nin 18. Olağanüstü Kurultayı, 5-6 Eylül 2014 günü toplanacak. CHP’nin olağan olsun, olağanüstü olsun tüm kurultayları kamuoyunda ve parti örgütlerinde heyecan yaratırdı. Ne yazık ki bu kurultay öncesi kamuoyunda da CHP’nin il, ilçe örgütlerinde de heyecana rastlamak olanaksız.

Peki, CHP kurultayı neden heyecan yaratmadı? Özellikle parti tabanı, Türkiye’nin olağanüstü koşullarında yapılacak olan bir kurultaya neden sessiz? Kamuoyu, CHP Kurultayından çıkacak sonuçları neden çok merak etmiyor?

Yukarıdaki soruların yanıtları önemlidir. Öncelikle CHP örgütlerinin, tabanının inancını yitirmekte olduğunu söyleyebiliriz. Gerek medyanın gerekse CHP yönetiminin bilinçli/bilinçsiz yaptıkları birtakım propagandalar, üyelerin iktidar olma inancını yok etmiştir. Özellikle parti yönetiminin sağa açılma politikaları, tabanın kendine güvenine sert darbeler indirmiştir.

AKP medyasının bilerek yaygınlaştırdığı “Sol iktidar olamaz. Çünkü Türkiye seçmeninin yüzde yetmişi sağcıdır.” propagandasına CHP yönetimi de çoğu zaman destek vermiştir yaptığı uygulamalarla. Bu da CHP tabanını umusuzluğa itmiş durumda. Umudun olmadığı bir yerde başarı olur mu?

Kişiyi, toplumu başarıya götürecek olan umut, inanç ve özgüvendir. Umudu yok olan, inancı bitirilmiş, düşünce belirsizlikleriyle özgüveni yitmiş kişi ya da toplumdan başarı beklenemez. Böyle toplulukların her hangi bir şey karşısında heyecan duymaları da olanaksız.

CHP, öncelikle tabanına inanç, umut, özgüven ve heyecan aşılamalı. Bunun yolu da ideolojik aslına geri dönmesi. Bu konuda geniş bir tartışmayı başlatmasıdır. Düşünsel temelden yoksun, kişilere dayalı siyaset anlayışı CHP’yi bitirmekte. Oysa siyasal kurumları ayakta tutan kişisel beceriler değil, ideolojik sağlamlıktır.

Sen doğru ideolojiyi savun. Partide doğru sistemi kur. Doğru sistem, doğru kişileri de üretir o zaman. Ahmet gitse ne olur, Mehmet gelse ne değişir? Sorun, ideolojidedir. Sorun, doğru sistemin kurulamamasındadır. Sorun, yitirilen inancın, umudun, özgüvenin, heyecanın kazanılmasındadır.

CHP kurultayları, kişilerin gelip gittiği toplantılar olmamalı. Kurultaylar, Atatürk ve İnönü dönemlerinde olduğu gibi Türkiye’nin sorunlarının tartışıldığı, bu sorunlara çözümlerin üretildiği büyük buluşmalar olmalı. Gerekirse günlerce sürmeli, kurultaylar.

Kurultaylar, kişilerin önünü açan değil; Türkiye’nin önünü açan, geleceğini belirleyen, halka umut veren, emekçiyi kucaklayan düşünce üretim alanlarına dönüştürülmeli.

CHP kurultayları öylesine Türkiye’yi kucaklamalı, halkın dertlerine dermanlar üretmeli ki parti örgütleri iktidara yürüyüşün ayak seslerini işitmeli ve bu nedenle de inancını, umudunu, heyecanını, özgüvenini en üst düzeye getirmeli.

Kişilere bağlı başarı günümüz dünyasında olanaksız gibi. Kişilerin “şapkadan tavşan çıkararak” kitleleri başarıya koşturduğu dönemler çok geride kaldı. Kişilere olağanüstülükler bahşederek başarı aramak, başarısızlığı baştan kabullenmektir. Bu nedenle doğru düşünce, doğru bir ekiple amaca ulaşır.

Koltuk sevdasıyla yanıp tutuşanlarla başarı olanaksız. Öncelikle şuna karar verilmeli: Kişisel geleceğinin peşine düşenlerin mi partisi olacak CHP, yoksa halka hizmeti bir inanç kabul eden özverili kadroların mı? Yeteneksiz, başarısız, birikimsiz, üretken olmayan, okuryazarlığı zayıf, kitaptan ve bilgiden uzak kişilerle CHP, halkı kucaklayamaz; ona umut veremez.

CHP, köklerine dönerken halkın ne istediğine bakmalı. Tüm halk hareketlerinde bayrağın ve Atatürk posterlerinin yurttaşların elinde umut olduğunu görmeli. Halk, Atatürk diyor. Halk; Cumhuriyet, vatan, ulusal bütünlük, ekmek diyor. Halk, adalet istiyorum, diyor. Halkın isteklerini görmeden oluşan politikaları, yurttaş reddediyor.

Halk olmadan siyaset olmayacağına göre yurttaşın sesi işitilmeli. AKP medyası, PKK sever sözde aydınlar, ABD taşeronları, AB şakşakçılarının telkinleriyle oluşturulacak politikalar başarıya ulaşmaz. CHP, kendi geçmişindeki sayısız başarı öykülerini inceleyip onlardan esinlenmeli. Başarının anahtarını eloğlunda değil, kendi tarihsel geçmişinde aramalı.

CHP’nin heyecansız kurultayı göstermektedir ki, parti iyiye gitmemekte. Eğer bu anlayış ve kadroyla yola devam ederse 2015 Haziran’ında büyük bir yenilgiyle karşılaşacak demektir. CHP örgütleri, üyeleri zaman yitirmeden ideolojik tartışmayı başlatmalılar. Yoksa çok geç olabilir. Yıkılmakta olan AKP, kendi seçeneğini kendi içinden üretebilir. O zaman da Türkiye’ye yazık olur. Hem de çok...

Dileğim odur ki CHP, Haziran seçimlerine kadar yeni bir kurultay toplasın. Bu kongrede kişilerin koltuklarının nasıl kurtarılacağını değil, Türkiye’nin nasıl kurtulacağının tartışması yapılsın.

İdeoloji, bir taşıtın yakıtı gibidir. Yakıt olmazsa taşıt gitmez. CHP’nin hızlı gitmesi gerek. Bu nedenle de en hızlı uçağın yakıtına gereksinimi var. Cumhuriyet tamamen yok olur, vatan parçalanır, ulus ayrışırsa o zaman CHP’ye de gerek olmaz. Bu, böyle biline...
                                                      
                                                    Adil Hacıömeroğlu

                                                           1 Eylül 2014

2 yorum:

  1. Toplumda geleceğe umutla bakabilmek ; yönetime istekli olanlara güvenebilmek çok önemli bir canlılığa kapı aralamaktır . CHP kurultayına giderken , bu umut belirtileri sönüktür ; güven yoktur. Burada CHP yönetimindeki ideolojik sapmalar ; özellikle sağa kayarak iktidar olunabileceği gibi yanılgılar önemli etkendir.AKP 'nin yıprandığı , güven yitirdiği bu süreçte CHP , umut vermek istiyorsa , Atatürkçü , devrimci , bağımsızlıkçı özüne dönmelidir ; bu sağlam ideolojisini yeniden sahiplenmelidir. Bu konunun ayrıntılı anlatımıyla , uyarılarıyla karşımızda Sn. A. Haciömeroğlu'nun yazısı. Teşekkürler !
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  2. Adil Bey'in her satırına katılıyorum, RTE odaklı değil, CHP nin özünü diriltmeye adanmış, ilkeli bir çizgi takip edilmeli, her kurultay, her seçim, her referandum bu çizgiyi kalınlaştırmalı derinleştirmeli, ondan sonra varsın isterse bin tane AKP olsun, vız gelir..

    YanıtlaSil