8 Eylül 2014 Pazartesi

ÖLÜM VE PARA KUTSANIRSA

                                   
Madende göçük oldu. Sorumlu bakan “Tertemiz öldüler dedi.” İş kaldığı yerden sürdü, gitti. Para gerekliydi, Maden duramazdı.

Ayamama Deresi taştı. TIR garajında, arabaların içinde uyuyan sürücüler öldü. İşe gitmek için karavanların içine istiflenen kadın işçiler boğuldular. Zamanın başbakanı “Ayamama Deresinin yatağında yapılaşmaya son verilecek.” dedi. O günden beri dere yatağı, betondan görünmüyor. Yapılaşma, katlanarak arttı. Çünkü kalkınmanın temeli inşaat!

Sel baskınında, TOKİ evlerinde yurttaşlar can verdi. Suç derelere atıldı. TOKİ, akarsu yataklarına gökdelenler yapmayı sürdürdü. “Milli servet(!)” selde boğulamazdı, insanlar boğulurdu ama...

İnşaat şantiyesindeki çadırda, işçiler uykuda canlı canlı yandılar. Suç çadırdaydı. Eğer plastik olmasaydı, bu kadar hızlı yanmazdı, dediler. AVM inşaatı tüm hızıyla sürdü. Ne de olsa “milli servet(!)”ti.

Cezaevi aracındaki mahkûmlar, hunharca yandı. Arayıp soran olmadı. Çünkü onlar zaten mahkûmdular. “Tutsaklığa mı, ölüme mi?” diye soran olmadı.

Erzurum’da göletteki trafoyu onarmaya giden işçiler, kış günü buz tutan göle düştüler. Herkesin gözü önünde çırpınarak, bağırarak boğuldular. Hiçbir yetkili sorumluluğu üzerine almadı. Kurtarma görevinin kimin sorumluluğunda olduğu, aradaki kısa paslaşmalarla yitti, gitti.

AKP’nin törenlerle açtığı hızlı tren kaza yaptı, onlarca yurttaş yaşamını yitirdi. Suç, rayların üzerinde kaldı. Nasıl olsa dili yoktu, kendini savunamazdı.

Marmara Denizi’nde beş genç deniz bisikletiyle ölüme gittiler. İşyeri sahibi yakında deniz bisikletlerinin sayısını artırır. Çünkü bu işin doğası böyle... Bir şey dersen, “Sen özel girişim düşmanı komünist misin?” deyip üzerine çullanırlar.

Tersanelerde işçinin can vermediği hafta yok neredeyse. Üretim aksamasın, dışsatımımız zeval görmesin, diye sesler kısılmakta kısa dalga radyolar gibi.

Soma’da ölüm, göz göre göre üç yüz bir madencinin üstüne çullandı. Padişah Efendi “Ölüm, bu işin fıtratında var.” dedi. Madenin patronu ise örnek işletmeci seçildi. Neden mi? AKP mitinglerine düzenli olarak işçilerini götürüyor diye. Yakında dava kapanır, suçluymuş gibi gösterilenler de beraat eder.

Mecidiyeköy’de Padişah Efendi’nin imam hatipten sınıf arkadaşının inşaatında, otuz ikinci kattan asansör düşüyor. On işçi, on insan evladı, on emekçi, on alın terini ekmek yapan can uçup gidiyor... Başbakan olacak kişi “Onlar şehittir.” demekte. Hazret, Ortaçağ papazları gibi ölenlere cennet vaat ediyor. Ölümün böylesine kutsanmasının nedeni, yeni ölümlere doğabilecek tepkilere şimdiden önlem almak...

Mecidiyeköy’deki gökdelenin imam hatipli patronu, kameraların karşısına çıkıyor. İnşaatında on kişi can vermiş, on yaşam sönüp gitmiş. Yüzünde acının izi yok! Sesinde üzüntünün tınısı yok! Her şeyin çalışma kurallarına uygun olduğunu anlatmakta. Her şey uygunsa on kişi neden öldü be adam? Onun derdi otuz altıncı kattaki yapıyı kırk ikinci kata ulaştırmak.

“Milli servettir.” yazık olur emeklere yoksa... Bunca para harcamış adamcağız... Para kutsanıyor, beton kutsanıyor... İnsan mı? O da ne? Onun esamisi okunmaz paranın betonun kapladığı yüreklerde. Vicdanlara beton dökülünce insanlığı, cüzdanlardaki banknotlarda mı bulacaksın kardeşim?  Boşuna arama, cüzdanda insanlık olmaz.
                                               Adil Hacıömeroğlu
                                               8 Eylül 2014



2 yorum:

  1. İnsan çok ama para az, bize insan değil para lazım hem 80-90 milyon nüfuslu ülkede 300-500 canın ne önemi var, ölen ölür kalan sağlar bizimdir, analar daha ne işçiler doğurur, bir haftaya kadar her şey unutulur, gündem bir anda değişir,enaz 20 tv kanalı bir o kadar gazete sadece bu unutturma görevini yapıyor, nerde kalmıştık, ekmek için dersimli Seda yok o da değil, kafayı yedim yine, yeniden !'^!^45*1345*9013 ...dııııt...dıt

    YanıtlaSil
  2. Demedi demeyin AKP önümüzdeki seçimde oylarını arttırarak yine tek başına iktidar olacak

    YanıtlaSil