25 Eylül 2014 Perşembe

ÖRTÜLDÜYSE EVLENEBİLİR


Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öğrencilerinin kılık kıyafetlerine dair yönetmeliğin 4.maddesinin 1.fıkrasının e bendinde yer alan “baş açık” ibaresi kaldırıldı AKP hükümetince. Bu yönetmelik; okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini kapsadığından tüm okullardaki öğrenciler istedikleri kıyafetlerle okula gidebilecekler.
           
         Bakan Avcı, bu yönetmelik değişikliğinin yalnızca lise ve ortaokul öğrencilerini kapsadığını söylese de bu konuda yönetmeliğin amaç ve kapsam bölümünde her hangi bir değişikliğe gidilmedi. Bu nedenle anaokulundan itibaren her kız ya da erkek öğrenci istediği başörtüsünü ya da başlığı takabilir. Çünkü yönetmeliğin ilgili bölümü yalnızca kızları değil, erkek öğrencileri de kapsamakta.

Erkek öğrenciler için de “baş açık” okula gitme zorunluluğu ortadan kalkmış oldu bu değişikliklerle. İsteyen erkek öğrenciler takke, külah, fes, şapka, sarık gibi başlıklarla sınıflarına gidebilirler. Erkek öğrenciler de inanç özgürlüğünü öne sürerek rengârenk ve değişik biçimlerdeki tarikat, cemaat, mezhep ya da dini simgeleyen başlıklarla sınıflardaki yerlerini alabilirler.

Geçen yıllarda tek tip giyinme zorunluluğu, okullardan kaldırıldığı için kız öğrenciler anasınıfından başlayarak pardösü, çarşaf, yöresel kıyafetler, kişinin yaşına uygun olmayan giysilerle okula gidebilirler. Bunun önüne de geçilemez. Çünkü bir şeyi inanca göre düzenlerseniz, bunun sınırları belli olmaz. Herkes kendisine göre bir inanç düzeni tutturmakta. Hatta bazı gelenekler, olumsuz tutumlara dinsel gerekçeler, dayanaklar bulma alışkanlığı da gelişmiş durumda.

Öğrencilerin serbest kıyafetlerle ve başlıklarla okula gitmesi sağlık açısından bazı zorlukları da getirecek. Temizlik konusunda güçlükler ortaya çıkacak. Okul tuvaletleri ve öğrencilerin kullandıkları ortak alanlar hızlı kirlenen yerler. Zaten toplumun bir bölümünde genel tuvaletleri kullanma alışkanlığı ne yazık ki gelişmemiş. Bu durumda öğrencilerin kıyafetlerinin nasıl zorluklar çıkaracağını düşünmek gerek.

Çocuk ve gençleri bedenen en hareketli dönemlerinde, onları kıyafetlerle baskılamak birtakım olumsuzlukları ortaya çıkaracak. Kıyafetler yaşa, döneme, iklime, yapılan işe uygun olmalı. İşi kolaylaştırıcı nitelikler bulunmalı giyimde.

Peki, kızların örtünmesi neden istenir? Kızların saçları bir cinsel nesne olarak görülmekte. Kadın saçının, erkeklerde cinsel uyarıya neden olduğu düşünülmekte. Bu nedenle özellikle ergenliğe girmiş her kız çocuğunun örtünmesi istenir. Ancak MEB, bu yönetmelik değişikliğiyle tüm kızların örtünmesini istemekte.

Hey, kendinize gelin! Akılları başlara devşirme zamanıdır. Küçücük kızları cinsel nesne olarak gören kafa, sağlıklı bir durumda değildir. Küçücük kızları tahrik unsuru gören böyle bir zihniyetle çağdaşlaşmak, bilim ve sanatta ilerlemek, sağlıklı bir toplum oluşturmak olanaklı mıdır? Her şeyden önemlisi, toplumun yarısını oluşturan kadınları, erkekleri tahrik etmekten başka bir işe yaramaz olarak görmek hem büyük bir haksızlık hem de çağ dışılıktır.

Nedense kendine erkek diyen bazı kişiler, her dişiden tahrik olmaktalar. Bu nasıl iştir? Bir tutam saç görünce kendini arenadaki boğa sanan bir zihniyet erkeklere yakışan mıdır? Akıl, yürek, vicdan nerede? Basiret nerede? Erkekliğin verdiği babacanlık, vakar nerede?

Dokuz, on yaşındaki kızları cinsel nesne ve tahrik unsuru görmek, onların cinsel olgunluğa eriştiğini düşünmektir. Bu da onların evlenme çağına geldiklerini söylemektir. Çıkın ortaya mertçe, açıkça söyleyin! İlkokuldan sonra kız çocuklarının okutulmasını istemediğinizi... Çıkın, söyleyin bu kızların evlilik çağlarının geldiğini...

Zaten Münafık Kardeşler değil miydi Mısır’da minicik kızlara nikâh kıymak isteyenler. Hani sizin yere, göğe sığdıramadığınız Mursi’nin düzeninde dokuz yaşındaki kızların evlendirilmesi için fetvaların verildiğini unuttuk mu sanıyorsunuz?

AKP iktidarını nasıl bir toplumsal düzen kurmak istediğini, düşüncedaşlarına bakarak anlayabiliriz. Mursi önderliğindeki Münafık Kardeşlerin Mısır’da yaptıklarını unutmamalı. IŞİD’in toplumsal yaşamı nasıl düzenlemek istediğini akıldan çıkarmamalı. 21.Yüzyılda köle pazarları kurarak kadınları, oralarda satanların yol arkadaşlarının onlardan farklı düşündüklerini sanmak saflıktır.

Ey Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulunda konuşmaya başladığınızda sıraların neden boşaldığını düşündün mü? Niye boş salonun duvarlarına konuştuğunun farkında mısın?

Ey türbanın üzerindeki yasağı kaldırdığını söyleyerek övünen Dersimli Kemal! Anaokullarından itibaren tüm okullarda türban yasağı kalktı, mutlu musun?

Çocuk gelinler artınca mutluluğunuz artacak mı Ey Erdoğan, Ey Kılıçdaroğlu, Ey Bahçeli!

Türkiye, bir kör karanlığın uçurumundan yuvarlanmaktayken mutlu musunuz ulusun iradesini, türbana sarıp sarmalayıp yok eden vekiller?
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           25 Eylül 2014




8 yorum:

  1. Sayın Adil Hacıömeroğlu…
    Yazınızı büyük bir zevkle okumaya başladım. Su gibi akıp giden paragraflarla gönül birlikteliği kurarken alkış tuttum.
    Sapık duyguların ürünü olan; bu, insanlık dışı iğrenç düşünce yapısına karşı sergilediğiniz tepkiye bütünü ile katılıyordum.
    İslam dininin kimlerin eline düştüğünün de ifadesiydi yazdıklarınız…
    Kutluyorum…
    Taa ki, son üç paragrafa gelinceye kadar…
    Sanırım, taktığınız sıfatla “Dersimli Kemal” diyerek; hem ‘Dersim’i, hem ‘Kemal’i küçültmeye çalıştığınız kişi, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu idi…
    Üstelik, Üniversite çağına gelmiş kızların demokratik tercih haklarını kullanabilmelerini savunan Sayın Kılıçdaroğlu Başkanımız’ı (siz de CHP’lisiniz), yazınızda belirttiğiniz sapık düşünce yapısı ile ilişkilendirmenizi ve sorumlu tutmanızı kabullenemediğimi, bunları haketmediğini belirtmek isterim…
    Özür dileyerek sormak isterim:
    Yorumuma, ‘Ey Hacıömeroğlu Adil’ diye başlasaydım ne derdiniz?..

    Bu vesile ile; gecikmiş de olsa, gönderdiğiniz yazılarınızı zevkle okuduğumu belirtmek istiyorum…
    Teşekkür ediyorum …
    Selam ve sevgilerimle…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Ey Hacıömeroğlu Adil" sözü yazıdaki anlamı karşılamıyor Sn. Adsız. Çünkü "Dersimli Kemal" sözü Sn. Kılıçdaroğlu'na aittir. İkinci olarak ta "Dersimli Kemal" sözünü karşılayacak tek söz “Trapezos’lu Adil” olmalı. Kaldıki Adil Hacıömeroğlu “Trapezos’lu Adil’im ben” diye bir söylevde bulunmadı.
      Hatırlarsanız " "Elitizm reddediyorum. Ben bir Cumhuriyet çocuğuyum, Dersimli Kemal'im ben, devrimci Kemal'im ben. Bana çalışan adam lazım, rakı sofralarında konuşan adam değil" demişti konuşmasında. Bu konuşmanın her sözcüğü eleştiriye açık şekilde çelişkiler içermekte. Bu konuşmayı eleştirmeden içinize sindirebiliyorsanız şayet dönüp bir kez daha düşünün gerçekten CHP'li misiniz, yoksa Y-CHP'li mi? Mustafa DURU

      Sil
    2. Yazı mükemmel. Bu arada yorumlarda ilginç. Okudum tabii ki. “Dersimli Kemal” ve “Ey Kılıçdaroğlu” şeklinde seslenmeler var.
      Adsız yorumda ‘Ey Hacıömeroğlu Adil’ şeklinde bir serzeniş var. Soyadı kullanılarak ne yapılmaya çalışılmış anlaşılamadı pek bence. Yazıda ‘Ey Kılıçdaroğlu Kemal’ diye bir seslenme yok çünkü. Ama ‘Dersimli Kemal’ var. O da çok haklı olarak cuk diye yerine oturtulmuş. Adsız okuyucu hangisine tepkili?
      “…. Ey Erdoğan, Ey Kılıçdaroğlu, Ey Bahçeli!” diyor yazar. Burada yalnızca öfke var. Kendinize gelin artık der gibi. Bu da benim yorumum.
      Sevgilerle. Ali AKDEMİR

      Sil
  2. Yorumun altına isim yazmayı unutmuşum:
    Doğan ERSOY

    YanıtlaSil
  3. Çok doğru tespitler. Yazarımızı kutluyorum. Tebrikler. Tebrikler. Tebrikler.

    YanıtlaSil
  4. Kadını köle gibi görmek ; küçük kızları da cinsel nesne saymak Ortaçağ belleğinin kalıntısıdır ve bu dönemde ülkemizde egemenliğini göstermektedir bu düşünce. Bu görüştekiler , kadınlar üzerinden anneleri de kendi düzenlerini destekleyen bir kuşak yetiştirmeye zorlamaktadırlar. Birden çok kadını hareminde tutmayı kolaylamak için kadınları kendi dünyası dışındakilere karşı kapamakta , çarşaf ve kafes içinde yaşatmaya ; cinsel yönden , emek yönünden sömürmeye yönelmektedir ortaçağ belleği. Ülkemizdeki kadınlara uygulanmak istenen yasaklamalar ve giyim kuşam müdahalesi de bu belleğin bir yansımasıdır. Kadınları , daha çocukluğundan başlanarak kendi güdümüne sokma çabası , bu baskıcı görüştekilerin insanlık için tehlikeli olmalarının da göstergesidir. İşte bu tehlikeye değinen A. Haciömeroğlu'nun , akıcı , sürükleyici anlatımı ile uyarılarını sunan yazısı karşımızda. Teşekkürler !
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  5. Sapıkça ve cahilce davranışlara, hazır olalım..

    YanıtlaSil
  6. Başörtüsü konusunda ne söylersek söyleyelim karşı taraf söylediklerimizi ustalıkla siyasi malzeme yapıyor ve aleyhimizde, dinin emrine karşı geliyorlar veya dinin emrinin yerine getirilmesini engellemek için bahane üretiyorlar söylemiyle kullanıyor. Ne yazıkki toplumumuzun eğitim düzeyinin düşüklüğü , mevcut ekonomik ve sosyal özellikleri bu söylemi ham diye yutmaları için uygun kıvamda.Yapılacak tek bir iş var, dinin gerçeğini anlatmaya, maskeleri düşürmeye, Maun mücrimlerini deşifre etmeye devam etmek. Umulur ki halkımızın gözü açılır ve rotasını değiştirir,..

    YanıtlaSil