13 Ekim 2014 Pazartesi

FUTBOLDA ÇÖKÜŞ


Türkiye’de en çok konuşlan iki şey var: siyaset ve futbol... Neredeyse herkes; yetişkin olsun, çocuk olsun siyasetin ve futbolun uzmanı sayılır.

Halkın büyük çoğunluğu siyasette de futbolda da tuttuğu parti ya da takıma körü körüne bağlanır. İyisiyle kötüsüyle sever partisini de futbol takımını da...

Bir kişinin gönül verdiği bir futbol kulübüne normal düzeyde bir eleştiri yöneltmek için kavgayı göze almalısınız. Çünkü çoğu kişide futbol takımı, neredeyse kişisel kutsallar arasına girmiştir.

İnsanlar hafta sonu dinlencesini bitirip pazartesi işe başladıklarında sabahın mahmurluğunda futbol konuşur. İşyerinde şakalar, takılmalar futbol üzerinden yapılır. Takım formaları yengiler alındığında gururla giyilir.

Genellikle taraftarlar yenilgiyi kabullenemezler. Her yenilen golün onurlarına bir darbe vurduğunu düşünürler.

Türkiye’de spor denince uslara yalnızca futbol gelir. Futbolda ufak da olsa bir uluslararası başarı kazanıldığında insanlar büyük küçük, yaşlı genç, kadın erkek sokağa dökülür. Sabahın ilk ışıklarına değin korna sesinden uykular kaçar. Diğer spor dallarında kazanılan başarılarının farkına bile varılmaz.

Toplumun büyük çoğunluğu düzenli spor yapmaz. Türkiye’deki lisanlı sporcu sayısı gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. Spor yapmayız, ama futbol için canımızı veririz. Futbolu, çoğu kez savaş gibi algılar spor yapmayan kitleler. Onun bir spor dalı olduğunu unutarak...

Anlı şanlı futbol kulüpleri altyapılara önem verip dünya yıldızları yetiştirememekte ne yazık ki. Eğitim her işte olduğu gibi ikinci plana itilir. Hazırcılık egemendir. Süper Lig’de savaşım veren takımların oyuncularının yarısı yabancı. Anlayacağınız yabancılar oynuyor, yerliler izliyor. Genç nüfusuyla övünen bir ülkenin gençleri eğitilip yeşil alanlarda boy gösterememekte. Her yıl milyonlarca lira, yabancı futbolcu alımı nedeniyle uçup gitmekte. Yoksul halkın üç kuruşu heba edilmekte...

AKP iktidar oldu. Cami, kışla, mahkeme ve okula siyaseti soktu. Camiye siyaset girince din bezirgânları türedi.

Kışlaya siyaset sokulunca asker özgüvenini yitirdi, meydan bölücü örgüte kaldı. Mahkeme siyasetçinin çıkarları için kullanılınca adalet zorbaların elinde oyuncak oldu. Hırsız, arsız, yalancı, iftiracı, suçlu adalet dağıtır duruma geldi. Böyle olunca da suçsuzlar, tutukevlerini doldurdu.

Okullar siyasetin emrine girince eğitimde Ortaçağ düşüncesi egemen oldu. Bilim, sanat ve kültür ayaklar altına alındı.

Eee! Cami, kışla, mahkeme ve okula siyaset girer de futbol unutulur mu? AKP, futbolu da kendi günlük, güdük siyasetine alet etmeye başladı. Yandaşlarca yönetilen bir futbol ortaya çıktı. RTE’nin her alanı yönetme hastalığı futbola da bulaştı.

Sonuç nu? Dünya üçüncüsü olan bir ulusal takım, dış sahada İzlanda gibi küçücük bir ülkeden üç gol yiyor. Nüfusu Türkiye’nin yedide biri bile olamayan Çek Cumhuriyetine kendi sahasında boyun eğiyor.

Şimdi kalkıp oyuncuların ruhsuzluğundan, hakemin yanlılığından söz etmeyin. Yenilgiye mazeret üretmesin kimse.

Türkiye’nin siyaseti yerle bir.  Ekonomisi çökmekte... Bilimin esamisi okunmamakta... Sanat ve kültürden söz eden yok! Eğitim, Ortaçağ’ın kara zindanında can çekişmekte... Toplumsal doku çatır çatır çatırdamakta... Güvenlik eşkıyaya emanet... Halk yoksullaşmakta... Artık hırsızlık ahlaksızlık sayılmamakta... Siyasetçinin tek amacı, türbanı devletin ve halkın başına geçirmek... 

Her şey bozulunca, AKP eliyle laçkalaştırılınca futbol bunun dışında kalır mı? Kalmaz, kalamaz. Toplumsal alanların tümündeki çöküş futbolu da içine alıyor. O da çöküyor... Büyük hayaller pompalanmakta halka. Büyük beklentiler yaratılıyor futbolda. Sonunda büyük hayal kırıklıkları...
           
         Türkiye’de en çok konuşulan iki şey: Siyaset ve futbol... Herkesin çok iyi bildiğini sandığı, ne yazık ki kimsenin anlamadığı iki konu... İkisi de çöküşte. İkisi de hayal kırıklıklarıyla dopdolu...
                                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                                       11 Ekim 2014

3 yorum:

  1. Ülkemizde AKP 'nin yönetimde olduğu süre ; uygar yaşamda ; hukukta , bilimde , eğitimde , sanatta olduğu gibi , SPOR alanında da bir gerileme , bunalıma girme dönemi olmuştur. Toplum yaşamıyla ilgili her alana dokunma alışkanlığı edinen AKP döneminde en açık sportif gerilemeyi , bizde '' POPÜLER '' olan FUTBOL alanında görmekteyiz. Güçsüz , averaj takımı olarak görülen futbol takımlarına yenilmekte ulusal futbol takımımız. Ülkemizde sporcu yetiştirmek yerine , yurt dışından milyon dolarlar harcayarak özellikle FUTBOLCU getirilmektedir. Ulusal kaynaklardan dışa çıkarılan böylelikle artmaktadır. Ayrıca ulusal takıma olumsuz yansımaktadır bu durum. Her kesimi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye , yönetmeye çaba gösteren AKP , spor alanını da böylece bozmuş durumdadır. Konunun ayrıntılı anlatımı olan yazısı ile karşımızda Sayın A. Haciömeroğlu. Teşekkürler !
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  2. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki yüzyıl sonra bile üzerinde akademik çalışmalar yapılacağa benzer, eski Almanya 'nın Nazi devri gibi bir tarihsel dilimleyiz, tam bir kitlesel psikoz yaşıyoruz..

    YanıtlaSil
  3. AKP Türkiye sinde hiç bir şeyin tadı yok, futbolun bile...

    YanıtlaSil