15 Ocak 2015 Perşembe

İKİ KEKLİK

                                                          
“İki keklik bir kayada ötüyor/ Ötme de keklik derdim bana yetiyor (Aman aman yetiyor)/ Annesine kara da haber gidiyor

Kavuştak: Yazması oyalı, kundurası boyalı/ Yar benim aman aman yar benim)/ Uzun da geceler yar boynuma sar benim (Aman aman sar benim)

İki keklik bir dereden su içer/ Dertli de keklik dertsizlere dert açar (Aman aman dert açar)/ Buna kara sevda derler tez geçer

Kavuştak...

İki keklik bir kayada yaslanır/ teke de bıçak gümüş kında paslanır (Aman aman paslanır)/ Bir gün olur deli gönül uslanır

Kavuştak”... Çok sevilen bir Balıkesir türküsü bu. Ezgisi ve sözleriyle insanın ciğerine işleyen bir türkü.

 Ne yazık ki türkülerimizi yalnızca eğlence aracı olarak düşünenlerden “İki Keklik” türküsü de nasbini almakta. Bir türkünün dile gelme nedenini bilmediğinde anlam yitip gidiyor.

“İki Keklik” türküsünün kaynağı, Balıkesir’in Edremit İlçesinin Güre Köyünde. Güreli Kahveci Mehmet Şevket Efendi’nin karısı Şöhret Hanım zamanın varsıllarından. Bu varsıllığı giyimine kuşamına da yansımış. Zeytin toplamaya giderken bile cam topuklu rugan ayakkabılar giyermiş ayağına. Anlaşılacağı üzere keyfine, mutluluğuna diyecek yokmuş.

Çoğu zaman yaşanan mutluluk, bıçakla kesilir gibi bitiverir. Mutluluğun yerini derin bir acı alır. Şöhret Hanım’ın da öyle olur. Birinci Dünya Savaşı çıkar. Oğlu Zekeriya askere gider. Hem de Sarıkamış’a. Enver Paşa komutasında karakışta yürür düşman üstüne. Hem düşmana hem de doğaya karşı amansız bir savaşa girer kahraman arkadaşlarıyla soğuğa, kara aldırmadan.

Karda yürümek zordur. Karda zorlukla ilerlerler. Bir yandan karı açmaya çalışırlar yürümek için. Alet edevat da yoktur. Karı ayaklarıyla teperek yürürler hedeflerine. Bu sırada kar kuyusuna düşer Zekeriya, şehit olur. Şöhret Hanım’ın ocağına ateş düşer. Biricik oğlunu kara toprağa vermiştir.

Şöhret Hanım, ovaya dolaşmaya çıktığı ve kekliklerle söyleştiği bir anda kara haberi alır. Yüreği yanmıştır derinden derine. Keklikler ötmeye başlar. İşte, tam da bu sırada Şöhret Hanım’ın yüreğinden kopanlar, dilinden söze dökülür. O gün, bugündür türkü yüreklere işler, dillerde yer eder. Söylenir yıllardır.

Türkünün sözlerine bakıldığında hem Şöhret Hanım’ın yaşamını hem de bir annenin acısını anlatan dizelerin bulunduğunu görmekteyiz. Aslında türkü, bir anne yüreğinin derinden çağlayan çığlığıdır.

Kadınların dile getirdiği tüm türküler gibi “İki Keklik” de duygu ve içtenlik yüklüdür. “Ana sütü gibi temizdir.” Anlatım yalın, dil anlaşılırdır. Zaten dili yaşatan da yeni kuşaklara öğreten de annelerdir.

Şehit olan bir evlada yakılan bir türkü “İki Keklik”. Yürek acısını anlatmakta. Bu içeriği bilinmeden dinlenip söylendiğinde yazık oluyor türkümüze. Acıyı anlattığı bilinmeden eğlenmek amacıyla çalınıp söylendiğinde Sarıkamış’ta donarak Hakk’a yürüyen şehitlerimize saygısızlık olmuyor mu? Orada düşmanla yiğitçe vuruşan askerlerimize, kınalı kuzulara vefasızlık değil mi bu?

Sarıkamış Savaşı’nın üzerinden yüz yıl geçti. Canlarından üstün tuttukları vatanları için gözlerini kırpmadan ölüme yürüyen binlerce kahramanı hak ettikleri gibi anmanın zamanıdır artık. Onları; halkımız türkülerde, destanlarda, manilerde, en çok da yüreklerde yaşattı. Şehitlerimize olan borcumuzu saygı ve minnetle ödeme zamanıdır bugün.
                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                           14 Ocak 2015

2 yorum:

  1. Balıkesir'den Enver Paşa'nın düzenlediği Sarıkamış Meydan Savaşı'na katılmak üzere asker olan Zekeriya'nın şehit olması üzerine ; şehidin annesi Şöhret Hanım'ın yürek acısını dile getiren türküdür '' İKİ KEKLİK '' . Çok içli , duygulu , acıyı buram buram yüreklere ileten bir türkü.. Ancak , türkünün öyküsünü bilenler için bu etkileşim. Halk türkülerinin bu oluşum öykülerini bilmedikçe , türküler anlamından çok şey yitirirler . İşte bu konuyu akıcı , sürükleyici anlatımızya işleyen Sn. Adil Haciömeoğlu'nun yazısı karşımızda . Teşekkürler !
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Adil Bey, bu türküyü duyduğumuzda artık farklı hissediyoruz.

    YanıtlaSil