22 Ekim 2015 Perşembe

ANKARA’YA BOMBA 3

                                               
Türkiye’nin kalbine saldırılmasında AKP hükümetinin rolü nedir?
AKP hükümetinin ihmalleri saymakla bitmez. Yanlış iç ve dış politikalarla teröristlere uygun bir alan yarattı. Ergenekon, Balyoz... gibi kumpaslarla güvenlik ve istihbarat güçlerini çok fazla zayıflatarak bu tür olaylardaki caydırıcı, önleyici gücü zaafa uğrattı. AKP ne Türkiye’nin ne de Ortadoğu’nun gerçeklerini öğrenemedi. Kasaba esnafı kurnazlığıyla uluslararası alanda gülünç, acıklı siyasetlere imza attı, bu yanlışlarını da sürdürmekte ısrarlı.
AKP yöneticilerinin yanlış politikaları gördüklerinde geri adım atma, özür dileme, özeleştiri yapma gibi bir alışkanlıkları yok! Oysa böyle davranmak insanlık erdemi... Yanlışta ısrar etmek, kara cehaletin göstergesi. Bu nedenle bu kara cehalet, Türkiye’ye çok pahalıya mal olmakta.
AKP ve RTE bu tür saldırıları planlayabilirler mi? Çok zor... Bu iş çok yönlü bir iş... AKP’de böyle yetenekler yok! Saldırı planı Atlantik’ten... AKP yalnızca seyirci, her şeyde olduğu gibi... AKP Ortadoğu’da oyun kurucu değil, kurulan oyunda yardımcı rollerde oynayan bir siyasal oluşum.
Ankara saldırısı yaklaşan seçimler de göz önüne alındığında AKP’ye oy yitirtir. Yurttaşlarının güvenliğini sağlayamayan bir iktidar, bunun bedelini sandıkta ama az, ama çok öder.
Türkiye, yanlış Ortadoğu politikaları yüzünden Pakistanlaşmakta, bir terör üssü olmakta. Türlü adlar altında birçok İslamcı terör örgütlerine “bizim çocuklar” anlayışıyla bakmakta AKP. Onları, mezhepçi bir anlayışla kontrol edeceğini düşünmekte. Oysa o örgütlerin kontrolü tamamen büyük istihbarat örgütlerinde, tıpkı PKK gibi. ABD ve İsrail başta olmak üzere bazı batılı ülkeler Ortadoğu’yu kana bulayan terör örgütleri, askeri, siyasi, ekonomik, lojistik alanlarda desteklemekteler. Onların hedeflerini belirlemekteler. Onlara yön göstermekteler.
Suruç ve Ankara saldırılarının bombacılarının IŞİD militanı oldukları belirlendi. Bu durum, saldırılardaki Atlantik etkisini, rolünü değiştirmez. IŞİD, bu işlerde piyondur. Türkiye’nin savaşı ABD ile sürmektedir. ABD, yeri geldiğinde İslamcı terör örgütlerini, yeri geldiğinde ise bölücü PKK/PYD’yi kullanmakta Türkiye’ye karşı.
Dünyada emperyalizm gerçeğini bilmeden Ortadoğu’daki çatışmalar, Türkiye’deki olaylar doğru açıklanamaz, kavranamaz. Tetiği çekenden çok, tetiği çektirenlere bakmalı.
Özellikle HDP ve PKK’nın kuyruğuna takılmış kimi gruplar, Suruç ve Ankara saldırılarının devlet tarafından yapıldığını vurgulamaktalar. Devletle iktidar partisini bir tutmak büyük bir siyasal ve mantıksal hatadır. AKP’nin yaptığı yanlışlardan AKP sorumludur, devlet değil. Devleti sorumlu ilan edenler, yarın iktidar olduğunuzda aynı devleti yönetmeyecek misiniz?
Her olayda devleti sorumlu tutmak, emperyalist bir projeye hizmettir. Emperyalizm, yıllardır Atatürk’ün kurduğu laik, bağımsız devleti yıkmak için uğraşmakta. Sürekli olarak devleti karalayan propagandalar yapılmakta. Ne yazık ki Türkiye’de İslamcılarla bölücüler, liberaller ve vatansız solcular bu propagandalara alet olmaktalar. Burada görüldüğü gibi biçimsel olarak karşıt görünen bazı gruplar, özünde aynı yere hizmet ettiklerinden farklı değiller. Bu grupların hepsi emperyalizmin güdümünde...
Devleti yıkılacak bir aygıt olarak görmek ya da göstermek Türkiye’nin yurttaşlarına hizmet etmez. Hangi görüşten olursa olsunlar onların acı çekmelerine neden olur. Bunu anlamak için uzağa gitmeye gerek yok! İşte Irak ve Libya... Devlet yok... Her gün iç çatışmalarda onlarca insan yaşamını yitirmekte. Ülke kaynakları heba edilmekte... Bu konuda Suriye gerçeği de gözümüzün önünde durmaktayken benzer hatalarla ülkemizi kan gölüne döndürmenin kime yararı olur ki?
Ankara saldırısından AKP elbette sorumludur. Yurttaşlarının güvenliğini sağlayamayan bir hükümet akan kanın her damlasının hesabını vermeli. Kendi ordusuna kumpas kuran, istihbarat kuruluşlarını günlük siyasal çıkarlara feda eden, komşularına kan ve gözyaşı ihraç eden, terör örgütleriyle kucak kucağa olan bir siyasal iktidarın sorumsuz olması düşünülebilir mi? Türkiye gibi önemli bir ülkenin yönetimi, erken ergenlik dönemini yaşamakta olan bir kişinin başbakanlığına terk edilebilir mi? Bu iş çocuk oyuncağı mı?
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           22 Ekim 2015



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder