14 Ekim 2015 Çarşamba

BİR CUMHURİYET ADAMI, LEVENT KIRCA


Levent Kırca’yı, sahnede defalarca izledim. Kimi zaman kahkahalarla güldüm, kimi zaman da kara kara düşündüm.
Kırca, bizden biriydi. Yani halktandı. Halkın yüreğinden geçeni anlatırdı sahnede. Halk gibi güler, halk gibi düşünürdü. İçten, yalın, özgür... Şöhretin getirdiği şımarıklığın “ş”sini göremezdiniz O’nda. O,            sade bir yurttaştı. Afra tafra yoktu sözünde, davranışında.
Levent Kırca, sözü eğip bükmeden dosdoğru söylerdi. Böyle söylediği içindir ki herkes onu çok iyi anlardı. Yakın bulurdu kendisine. Sanki kırk yıllık arkadaş, dost gibi olurdu onunla karşılaşmalar. O’nu ilk görenlerdeki izlenim de böyleydi. Televizyonlarda herkesin söylemek istediklerini dillendirdi yıllarca. Bu nedenledir ki halk sanatçısı oldu.
Halk, Levent Kırca’yı çok sevdi. O da halkını. Bundandır ki Levent Kırca, halka yol göstermeyi görev edindi. Gerektiğinde halkla omuz omuza oldu haksızlıklara karşı savaşımda.
AKP iktidarlarıyla Atatürk ve Cumhuriyet’e karşı saldırılar başladığında tereddütsüz saf tuttu Kemalistlerin yanında. Cumhuriyet’i savunmak için tazyikli suya, biber gazına aldırmadan en önde yürüdü karanlığın üstüne. Baskıların şiddetlendiği, yurtseverlerin zindanlara atıldığı karanlık bir dönemde ışık oldu Türkiye’ye. O ışıktır ki çoğalarak Silivri zindanlarını deldi geçti, duvarları yıktı.
Hastalığını işittiğimde içimden bir tel koptu. Yüreğim kanatsız bir kuş gibi umarsızca çırpındı. Ölümünü duyduğumda derin bir üzüntüye gömüldüm. Bir mücadele arkadaşımı, önümde yürüyen bir ışığı, halkın sesi olan bir yiğit adamı yitirmenin acısını duyumsadım derinden...
Levent Kırca, ölümün üstüne yürüdü. Korkmadı... Vasiyeti olarak kabul edebileceğimiz mektubunu yazdı. Mektubun her tümcesi derslerle dolu. Toplumun her kesiminden insanın döne döne okuması gereken bir mektup. Her yurttaşın bu mektubu, çerçeveleterek duvarına asmasını dilerim. Assın ki arada sırada okuma fırsatı bulsun.
            Cenazesinde halk vardı. Kameralara poz vermek için gelen kadrolu cenaze kaldırıcıları yoktu. Yağan yağmura karşın her yan tıklım tıklımdı. Gülüp eğlenip söyleşenlere rastlamadım Şişli Camisinin avlusunda. Herkes üzüntülüydü. Ağlayanlar da vardı.
Toprak ağlıyor, gök gözyaşı döküyordu. Alkışlar arasında yükselen “Mustafa Kemal’in askeriyiz!” sloganıyla tabutu omuzlandı.
Özü sözü bir insanı, bir yurtsever adamı, bir Atatürk hayranı aydını, bir Cumhuriyet çocuğunu, bir adam gibi adamı toprağa verdik dün. Türk Ulusunun başı sağolsun.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           14 Ekim 2015


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder