3 Kasım 2015 Salı

AKP’Yİ YENİDEN İKTİDARA TAŞIYAN MUHALEFET


2013 Haziran Direnişiyle AKP iktidarı sarsıldı. Yıkılması an meselesiydi. Ama ne yazık ki muhalefet partilerinin akıl almaz yanlışları, AKP’ye hep can simidi oldu. Onu yuvarlandığı uçurumdan muhalefet kurtardı.
Haziran Direnişindeki iletileri okuyamayan muhalefet partileri, AKP’ye öykünerek ya da AB ve ABD’den fısıldanan politikalarla AKP’yi yıkacaklarını sandılar. Aslında “Muhalefet partileri gerçekten AKP’den kurtulmak istediler mi?” sorusu, içinde bulunduğumuz siyasal durumu açıklamak için daha uygundur.
“Deli bile düştüğü çukura iki defa düşmez.” atasözünden hareketle muhalefet partilerinin aynı çukura defalarca düştükleri usuma geldiğinde yukarıdaki soru bana çok inandırıcı gelmekte. Muhalefet partileri AKP’yi gerçekten yıkmak istemediler. Çünkü on üç yıldır olanlara bakıldığında bu belirlememizin doğru olduğu görülecektir.
AKP, dini mi kullandı; muhalefet de dinci görünmeye başlıyor.
AKP, açılım mı yaptı; muhalefet de hızlı açılımcı olmakta.
AKP, Esat’a diktatör mü dedi; muhalefet de Esat’a diktatör demekte.
AKP, ramazan da iftar çadırı enflasyonu mu yaratıyor; muhalefet hemen bu konuda yarışa giriyor.
AKP yöneticileri, kravatı uçkur bağı görüp çıkarıp atınca muhalefet de aynısını yapmakta.
AKP, AB’yi kurtuluşun tek reçetesi olarak halka mı sunuyor; muhalefet de keskin AB’ci olmakta.
AKP yöneticileri, arada sırada Washington’a gidip güven mi tazeliyorlar; muhalefet yöneticileri de icazet almak için Yeni Dünya’nın yolunu tutuyorlar tıpış tıpış.
AKP’li belediyeler taşeron mu kullanıyor hizmette (Bu ANAP’ın buluşudur. Sonu malum...), muhalefet belediyeleri de asgari ücretle taşeron işçi çalıştırmaktalar.
AKP, eşitlik deyince etnik ve mezhep farklılıklarını mı aklına getiriyor; muhalefet de anayasaya etnik kimliklerin ve mezhep ayrımlarının girmesi için ivedi çalışmalar başlatıyor.
AKP, sanayi ve tarımı yok ederek üretimden vaz mı geçti; muhalefet de lojistik merkezler kurmayı kalkınmanın anahtarı olarak sunmakta halka.
AKP, “Ermeni açılımı” ile “soykırım” yalanlarına alet mi oldu; muhalefet de soykırımcılara partilerinin kapılarını ardına kadar açmakta. Hatta bazı hukuk ve tarih bilmez vekiller, “Ermeni soykırımıyla yüzleşin!” diye pankart taşıdılar utanmadan.
AKP, popülizm mi yaptı, muhalefet ön alıp asgari ücreti artırma pazarı kurdu.
AKP, 1930’lara mı saldırdı; muhalefet de zaman geçirmeden tek parti dönemini karalama yarışına girmekte. Hatta 1930’larda kalkınma mucizeleri yaratan CHP’nin yöneticileri bile “Biz, 1930’ların CHP’si değiliz.” diyerek AKP’den ön almakta.
AKP, Cumhuriyet’in koyduğu yer adlarını mı değiştirmeye çalışıyor, sen ondan önce davran “Dersimli Kemal’im!” de.
AKP, Kemal Derviş’im liberal reçetesini harfi harfine uygulasın yıllarca, sen de kalk Derviş’i akıl hocası yap kendine. Hatta cehalette sınır tanımayan bazı parti yöneticilerin çıksın “AKP, Derviş’in kurduğu ekonomik düzeni değiştirmediği için başarılı.” desin. Yani dolaylı da olsa AKP’yi övsün...
Halkın hem sanayi hem de tarım da üretmemesinin biricik nedeni olan Gümrük Birliği Antlaşmasından kurtulmak için ağzını kıpırdatma, AKP’nin uluslararası tekellerle kurduğu liberal düzeni değiştirmeyi aklından geçirme...
Türkiye Cumhuriyeti’ne ABD’nin siyaset ve istihbarat mutfaklarında planlanan en ağır kumpası yapan FETÖ’ye karşı savcılar harekete geçtiğinde sen Cemaat kapılarında ağlaş, o düzenbazları özgürlük kahramanı gibi göstermeye çalış, bunu yaparken de Silivri’de yaşamını yitirmiş yurtseverleri anımsama... O cemaat medyasının Ergenekon ve Balyoz kumpasları için ürettiği yalanları unutuver...
O kadar çok söylenecek şey var ki... Hangisini söyleyeyim?
AKP’yi her düştüğünde yerden kaldıran muhalefet partileri bütün bunları yapsın, sonra da iktidar beklesin öyle mi?
Bir şeyin aslı varken taklidini niye seçsin halk?
Olan bu partilerin tabanlarındaki iyi niyetli, yurtsever, güzel insanlara oluyor. Bir kayıkçı kavgasından umut yaratmaktalar. Ama ne yazık ki bu umutların sonunda hep hayal kırıklığı oluyor.
Türkiye’ye yazık ediyorsunuz beyler. Yurttaşların duygularıyla, hayalleriyle alay ediyorsunuz. Yeter artık! Yeter, oynadığınız oyuna! Yeter insanların duygularınızı sömürmenize...
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           3 Kasım 2015




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder