5 Kasım 2015 Perşembe

HALKÇI ECEVİT

                                               
Şair, yazar, gazeteci, Türkçeye saygılı siyasetçi...
Başka?
Dürüst adam, ulusal kahraman, emekten yana, işçi dostu...
Kısacası Halkçı Ecevit...
“Toprak işleyenin, su kullananın!” diyerek Cumhuriyet’imizin kurucusu Atatürk’ün gerçekleştirmek istediği en büyük ülküsü olan toprak reformunu dile getiren korkusuz siyasetçi...
12 Mart darbesi yapıldığında “Darbe bana karşı yapıldı.” deyip CHP genel sekreterliğinden istifa ederek darbeye karşı duran bir koca yürek...
“Ne ezen ne ezilen; insanca, hakça bir düzen!” sloganında anlamını bulan eşitlik özlemi...
12 Mart darbecilerinin kurdurduğu Erim hükümetinden CHP’li milletvekillerinin çekilmesini isteyen demokrasi önderi...
Türk siyasetine “sayın” sıfatını kazandıran ve rakiplerine karşı saygılı, ince bir dil kullanan beyefendi...
Kıbrıs’ta, Ege’de, haşhaş ekiminde emperyalizme meydan okuyan kahraman...
Popülizm yapmadan halkın önünde yürüyen aydın...
Türkçeye “olanak, olasılık, eşgüdüm, seçenek...” gibi sözcükleri kazandıran Türkçe sevdalısı bir dilci ozan...
Miting alanlarında saldırıya uğradığında saldırganların üzerine eşiyle el ele yürüyen çift yürekli insan...
Köy kentleri kurarak kırsal kesimi çağdaşlığın aydınlığında ışıtmak isteyen bir ülkücü...
Emperyalizme karşı durarak emeği ve Cumhuriyet değerlerini savunarak CHP’ye (sola) tarihinin en büyük seçim utkusunu (1977) kazandıran lider...
Emperyalizme karşı duruşunun bedelini, ABD ambargosu ve sağcı partilerin kepenk ve kontak kapatma çağrısıyla karaborsanın egemen olması karşısında iktidarı yitirerek ödeyen bir başbakan...
Dürüstlüğü ve yurtseverliğiyle yalnızca kendisine oy verenlerin değil, karşı çıkanların da yüreğinde taht kurmuş bir yurttaş...
12 Eylül darbecilerine karşı korkup susarak bir kıyıya çekilmeyen koca yürek...
Türkiye’ye özgü bir solun düşünsel temellerini oluşturmak için yaşam boyu emek vermiş inançlı bir solcu...
Merve Kavakçı’nın TBMM’nin başına türban geçirme oyununa: “Burası devlete meydan okunacak yer değildir.” diyerek karşı çıkıp laikliği savunan bir Cumhuriyet çocuğu... 
Bölücü terörle müzakere etmeyip mücadele eden bir vatan sevdalısı...
Siyaset yoluyla varsıllaşmayan, siyaset yaparak yoksullaşan bir eren...
ABD emperyalizminin Ortadoğu’ya, BOP’u uygulamak için abandığı bir dönemde, Irak’ın işgaline karşı çıkan bir yaşlı kurt...
Kendisine cumhurbaşkanlığı yolunu açacak yasa değişikliğinin yapılması istemini elinin tersiyle geri çeviren anayasaya saygılı bir birey...
17 Mayıs 2006 günü Danıştay’a yapılan Gladyo saldırısında yaşamını yitiren yargıç Mustafa Yücel Özbilgin’in cenaze törenine, ağır hastalığına karşın katılan bir cumhuriyetçi...
Ve...
Irak’ı ABD’ye yedirmediği için ölümü hızlandırılan korkusuz bir nefer...
Emperyalist oyunlara karşı durduğu için hep kumpaslarla karşılaşan, ne yazık ki AKP’nin önünü açmak için merkez medyanın hedefe koyduğu bir talihsiz(!) politikacı...
Ve en önemlisi bir âşık adam... Hem ülkesine hem de eşine...
Altmış yıllık eşine şiir yazabilecek kadar sevgi dolu bir yürek...
Bugün dokuzuncu ölüm yıldönümü...
Bize düşen bu koca yürekli adamı, saygı ve minnetle anmak...
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
5 Kasım 2015


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder