24 Şubat 2017 Cuma

İKİ ADAMDAN DERS

                                                   
23 Şubat 2017 Perşembe… Lodosla ılımış akşam, geceye doğru akmakta… Bir yandan Türk kahvesi içerken bir yandan da Ulusal Kanal’da Aydınlık Gazetesi Yazarı Rafet Ballı’nın, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’le söyleşisini izliyorum.
Eşim, balkon kapısına yakın koltukta internette bir şeyler araştırmakta. Kafası elindeki akıllı telefona gömülmüş durumda, gözleri ekranda, kahvesini bitirmiş. Hiç istifini bozmadan soruyor: “Doğu Bey, hangi kanalda?” Ben, “Ulusal Kanal’da…” diyorum. Şaşırıyor. “İnanmıyorum, Ulusal Kanal olamaz burası.” diye yanıtlıyor beni. Bana inanmadığından kafasını deve kuşu misali gömülmüş olduğu ekrandan kaldırıp bakıyor. Gözlerine inanamıyor, yerinden kalkıp televizyonun önüne kadar geliyor. “Gerçekten Ulusal Kanalmış!” diye mırıldanıyor şaşkınlıkla.
“Peki, soru soran gazeteci kim?” sorusunu yöneltiyor bana eşim. “Rafet Ballı…” yanıtını veriyorum. Şaşkınlığı iyice artıyor. “Muhalif olsa böyle zor soruları sormaz. Helal olsun!”
Dün akşam, Doğu Perinçek-Rafet Ballı söyleşisini izleyen eşimin şaşkınlığını doğal karşılıyorum. Çünkü yıllardır böylesi bir söyleşi görmemiştik televizyonlarda. Siyasetçiler çıkar, karşısına bir iki yandaş gazeteci oturtulur ve çanak sorular sorularak program sürdürülür. Siyasetçi, ne söylemek istiyorsa onu söyler. Eleştirel soru sorulmaz. Bu arada bol bol da övgüler yapılır. Halkımız da bu tür gazetecilere “yağdanlık” adını verir.
Rafet Ballı, özgür bir gazeteci… Yazılarında büyük bir gözlem, düşünsel birikim ve emek var. Bu nedenle de köşesinde gerçekler yer alır. Donanımlı, birikimli olduğu için özgüveni tam. Sayın Perinçek’le yaptığı söyleşi de arkadaşlık, yoldaşlık, içtenlik ve saygı var. “Dost acı söyler.” atasözüne uygun davranış var. Bu nedenle de soruların en zorlarını soruyor. Soruyor ki Doğu Bey, halkın beynini kemiren çelişkileri çözsün, kendisiyle ilgili yanlış anlamaları ortadan kaldırsın. Düşündüklerini en iyi biçimde anlatsın. Soruları sorarken karşısındakinin hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmüyor. Önemli olan konuları aydınlatmak. Söyleşide hatır gönül yok!
Doğu Bey’e gelince… Siyasal yaşamı boyunca en ağır eleştirilere uğrayan devrimci bir siyasetçi. Buna karşın hangi koşulda olursa olsun bir milim şaşmıyor düşüncelerinden ve inandığı doğruları anlatmaktan. Bu kararlığı, çoğu zaman hapisle cezalandırılıyor. Ballı’nın soruları karşısında çoğu zaman mutlu oluyor. Ama kızdığı, soruya bozulduğu olmuyor. Özgüvenli ve halkına karşı sorumlu bir siyasetçi olarak her soruyu, açık yüreklilikle yanıtlıyor. Yüzünde hep mutluluk ifadesi var. Soruların altında kalmıyor, beyinsel ışığı, en karanlık soruları aydınlatıyor.
Keyifle başlayan söyleşi keyifle bitiyor. Söyleşinin bitiminde Doğu Bey’i sürekli eleştiren birkaç arkadaşım arıyor. Ballı-Perinçek söyleşilerinin düzenli olarak sürdürülmesi dileklerini iletiyorlar. Böyle bir söyleşiye, Doğu Bey’in dışında hiçbir siyasetçinin cesaret edemeyeceğini söylüyorlar.
Dün akşamki söyleşide; Doğu Perinçek cesareti, kararlılığı, özgüveni, aydın kimliği, halkına karşı açık görüşlülüğü ile ders veriyor siyasetçilere.
Rafet Ballı ise “Gazeteci nasıl olmalı?” sorusunun yanıtını işliyor belleklere. Hem Ballı hem de Perinçek, adeta ders verdi beyazcamdan. İletişim fakülteleri alsınlar bu söyleşiyi, derslerde öğrencilerine döne döne izletsinler. İzletsinler ki adam gibi gazetecinin nasıl olacağını öğrensin gençler. İzletsinler ki adam gibi bir siyasetçinin hangi özelliklere sahip olması gerektiği herkesçe bilinsin.
Bütün mesele adam olmakta. Herkesin dilinden düşürmediği sözcükler “demokrasi ve özgürlük”… Beyinler özgürleşmeli öncelikle. Demokrasinin olması için de özgür beyinlere ivedilikle gereksinim var. Dün akşamki söyleşide “Demokrat lider nasıl olur?” sorusunun da yanıtı var. Dileyelim ki basınımızda Rafet Ballı’lar, siyasette Doğu Perinçek’ler çoğalsın. Çoğalsın ki memleketimiz sığ düşünceli düşünsel korkaklardan arınsın.
                                                                                  Adil Hacıömeroğlu
                                                                                  24 Şubat 2017


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder